“Gizlilik güçtür, insanlar bildikleri şeyleri mahveder.”
İnsan bazen hayatı boyunca en büyük yaraları düşmanlarından değil, en çok anlattığı insanlardan alır. Çünkü herkes sır taşıyabilecek kadar olgun değildir. Herkes senin heyecanını, planlarını, mutluluğunu ya da kırgınlığını koruyabilecek bir kalbe sahip değildir. Bazı insanlar sadece duymak ister. Anlamak için değil… konuşmak için. Ve insan bunu çoğu zaman iş işten geçtikten sonra fark eder.
Eskiden insanlar içindeki her şeyi paylaşınca hafiflediğini sanırdı. Mutluluğunu anlatırdı, kurduğu hayalleri söylerdi, başlayacağı işleri herkese duyururdu. Sonra bir şey olurdu; hevesi sönerdi, enerjisi dağılırdı, içindeki o güzel heyecan yavaş yavaş kaybolurdu. Çünkü bazı şeyler büyüyene kadar sessizlik ister. Tohum nasıl toprağın altında karanlıkta büyüyorsa, insanın bazı hayalleri de sessizlikte güçlenir.
Herkes senin iyiliğini istemez. Bunu kabul etmek zor ama gerçektir. Bazıları seni överken bile içinde kıyas yapar. Bazıları “senin adına sevindim” derken aslında neden kendisinde olmadığını düşünür. İnsanların içini tamamen bilemezsin. Bu yüzden her kapıyı sonuna kadar açmamak gerekir. Çünkü herkes evine misafir olacak kadar güvenilir değildir.
Gizlilik bazen insanın kendini koruma şeklidir. Soğuk görünmek değil, sınır bilmektir. Her duygunu anlatmamak kibir değildir; kendine ait bir alan bırakmaktır. Çünkü bu dünyada en çok tüketilen şeylerden biri insanların iç huzurudur. Sürekli anlatmak, sürekli açıklamak, sürekli kendini ispat etmeye çalışmak insanı yorar. Bir noktadan sonra insan şunu öğrenir: Herkesin bilmesine gerek yok.
Sessiz ilerleyen insanların ayrı bir gücü vardır. Onlar alkış beklemeden çalışır. Her adımlarını göstermeye ihtiyaç duymazlar. Çünkü bilirler ki bazı başarılar konuşularak değil, yaşanarak gösterilir. En sağlam yükselişler sessiz olur. Gürültü yapan şeyler genelde kısa sürer. Ama derin olan şeyler sessizdir; deniz gibi, gece gibi, insanın içine işleyen bir bakış gibi…
Bir insanın her şeyi anlatması bazen yalnızlığından gelir. İçinde birikenleri paylaşacak güvenli bir yer arar. Ama yanlış insanlara açılan kalp, zamanla kendi içine kapanmayı öğrenir. İşte o noktada insan değişir. Daha az konuşur, daha çok gözlemler. Herkese aynı samimiyeti göstermez. Çünkü bazı kırgınlıklar insana susmanın değerini öğretir.
Gizlilik sadece sır saklamak değildir. Bazen acını sessiz yaşamaktır. Bazen hedeflerini kimseye söylemeden çalışmaktır. Bazen de mutlu olduğun şeyi gözlerden uzak sevmektir. Çünkü bazı insanlar dokundukları her şeyi yorumlarıyla kirletir. Güzel giden bir şeyi bile şüpheyle, negatiflikle ya da kıskançlıkla boğabilirler.
İnsan büyüdükçe şunu anlıyor:
Herkes senin hayatına erişmek zorunda değil. Herkes senin içini bilmek zorunda değil. Bazı kapılar kapalı kalmalı. Çünkü her açıklık güven getirmez. Bazı şeyler saklı kaldığında daha değerlidir.
Belki de bu yüzden en huzurlu insanlar, her şeyini anlatma ihtiyacı duymayan insanlardır. Sessizce severler, sessizce toparlanırlar, sessizce mücadele ederler. Ve bir gün insanlar onların nasıl bu kadar güçlü olduğunu merak eder.
Oysa cevap basittir: Kendilerini herkese açmadılar.
Çünkü bazı şeyler göz önünde büyümez. Bazı duygular kalabalıkta korunmaz. Ve bazı insanlar gerçekten bildikleri şeyleri mahveder.
Bu yüzden bazen en büyük güç; susabilmekte, saklayabilmekte ve her şeyi herkese anlatmamaktadır.