Dijital detoksun eksik bıraktığı soru: Telefonu bıraktığımda beni ne karşılayacak?
Telefonu bir kenara koyuyoruz. On dakika sonra elimiz yeniden ona gidiyor. Bildirim gelmediğini biliyoruz; elimizi telefona götüren şey sadece garip bir huzursuzluk. Üstelik buna devam ettikçe odaklanma sorunlarının, baş ve bel ağrılarının, göz yorgunluğunun arttığını hepimiz az çok biliyoruz. Tam burada bir çıkış yolu ararken "dijital detoks" çözümüyle karşılaşıyoruz. Uygulamalara süre limitleri koyuyor, hatta bazen onları tamamen siliyoruz. Aramızda tuşlu telefona geçenler bile var; ben de bir ara düşünmedim değil.
Fakat bu çözümler bir türlü uzun vadeli olmuyor. Eskiden bu durumun sadece irade meselesi olduğunu düşünürdüm ama şimdi daha büyük bir eksiklik olduğunu hissediyorum.
Bunun üzerine kafa yorarken çok basit bir cümleyle karşılaştım: "Hayat boşluk kabul etmez."
Bu cümle bana bambaşka bir pencere açtı. Eğer hayatımızdan bir şeyi eksiltiyor veya çıkarıyorsak önce yerini dolduracak bir şeyler bulmamız gerekir. Ekran için de durum aynı galiba. Ekranı çıkardığımızda elimizde kalan hayat bizi tatmin etmiyorsa, eninde sonunda yine elimizi telefona götürmek kaçınılmaz oluyor.
Belki de bu yüzden asıl sormamız gereken soru "Telefonu nasıl bırakırım?" değil, "Telefonu bıraktığımda beni ne karşılayacak?" sorusu.
İşte burayı inşa etmek bizim elimizde. Üstelik bunun tek bir doğru yolu da yok. Kimimiz saatlerce kitapçıda vakit geçirmekten keyif alıyor, kimimiz bahçe işlerinden hoşlanıyor. Bazısı yeni bir dil öğrenirken zamanın nasıl geçtiğini unutuyor, bazısı arkadaşlarıyla muhabbet edince zihnini toparlıyor.
Bize neyin iyi geldiğini bilmemiz için önce kendimizi tanımamız gerekiyor. Bu bağlamda "Hangi işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini unutuyorum?", "Hangi insanlara hayranlık duyuyorum?", "Gün sonunda bana huzur veren uğraş ne oluyor?" gibi sorulara cevap aramak bana yardım ediyor.
Tüm bu düşüncelerin sonucunda belki de dijital detoks, düşündüğümüz gibi ekrandan uzaklaşmak değil, kendimize yaklaşmanın adıdır. Çünkü telefonlarımızı sessize almak kolay; asıl mesele, hayatın gürültüsü içinde kendi sesimizi duyabilmek.
Ekranı Kapatmak Yetiyor mu?
Hayat Boşluk Kabul Etmez
Kendimize Yaklaşmak