
"Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" is a personal development book based on the life experiences and observations of Prof. Dr. İlber Ortaylı, offering guidance for individuals on planning their lives and navigating various situations encountered at different stages. The book is structured around interviews between Ortaylı and journalist Yenal Bilici, with the preface written by Ortaylı and the introduction authored by Bilici. Its question-and-answer format and organized headings allow the text to be read
EN
Nursena Güller
MüKöken Arapça "topuk, bir şeyin sonu, ardı" gibi anlam köklerine dayanan ˁ-ḳ-b (ع ق ب) kökünden türetilmiş ve "bir diğerini izleyen, ardı sıra gelen" manasını taşıyan mutaˁāḳib (متعاقب) sözcüğünden alıntıdır. Kelime, "izledi, takip etti" anlamındaki ˁaḳaba (عَقَبَ) fiilinin mutafāˁil vezninde (VI. bab etken fiil sıfatı) yapılandırılmış formudur. Bu vezin yapısı, eyleme genellikle "karşılıklılık" veya "süreklilik arz eden bir dizi" anlamı katar; dolayısıyla müteâkip, sadece tekil bir sonralığı değ
TR
Emirhan Polat

Zamanın yaşla birlikte hızlandığını herkes bilir; bilinmeyen, bu hızlanmanın sonsuza dek sürmediğidir. Çocukken yaz tatili bitmek bilmezdi. Üç ay, neredeyse bir ömür gibi görünürdü. Şimdi ise yıllar geçiyor ve geriye dönüp baktığınızda zamanın nereye gittiğini anlamakta zorlanıyorsunuz. Bir şey değişti; peki ne? Bu his coğrafyadan ve kültürden bağımsızdır: Japon büyükanneler de bunu anlatır, Norveçli dedeler de.14 ile 94 yaş arasında 499 kişiyle yapılan kapsamlı bir araştırma, bu hissin yalnızca
TR
Gökhan Güller

Birçok öğrenci şu cümleyi kurmuştur: “Zaten son gece daha iyi çalışıyorum.” Gerçekten öyle mi? Yoksa bu, ertelemenin akıllıca paketlenmiş bir versiyonu mu? Ders çalışmayı son geceye bırakma eğilimi, yüzeyde zaman yönetimi sorunu gibi görünür. Oysa çoğu zaman altında kaygı, mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ve kısa vadeli rahatlama arayışı vardır. Bu Davranış Neden Tekrar Eder? Erteleme, kısa vadede rahatlatır. Çalışmaya başlamadığın sürece başarısızlıkla yüzleşmezsin. “Henüz denemedim” düş
TR
Ömer Said Aydın
KaEkonomi denince akla hemen devasa binalar, karmaşık grafikler ve borsa ekranları gelir. Ancak aslında ekonomi, sabah uyandığınız andan gece başınızı yastığa koyana kadar yaptığınız "tercihlerin" bilimidir. İşletme eğitimimin en başında öğrendiğim ve hayat görüşümü değiştiren bir kavram var: Fırsat Maliyeti (Opportunity Cost). Pek çok insan bir şeyin maliyetini sadece cebinden çıkan nakit parayla ölçer. Oysa gerçek maliyet, bir seçeneği tercih ettiğinizde "vazgeçtiğiniz en iyi alternatifin" değer
TR
Furkan Emre ARSLAN
BiBazı defterler vardır; satın alındıkları günün heyecanını yıllarca ilk sayfalarında taşırlar. Rafın bir köşesinde beklerler. Kapakları hâlâ temizdir, sayfaları hâlâ serttir. İnsan onları sıradan bir günde kullanmaya kıyamaz. Daha önemli bir zaman gelecektir çünkü. Daha düzenli hissedilen bir dönem, daha net düşüncelerin olduğu bir mevsim, daha “doğru” bir başlangıç anı... O yüzden defter bekler. İnsan da onunla birlikte bekler. Ve fark etmeden, kullanılmamış sayfaların içinde yalnızca mürekkep d
TR
Ebrar Sıla Peri

Almanca'da "Torschlusspanik" diye bir kelime var. Kelimenin kökeni, ortaçağ Avrupa'sındaki surla çevrili şehirlere dayanır: gece belirli bir saatte şehrin büyük kapıları kapatılır, dışarıda kalanlar ise vahşi hayvanlara, eşkıyalara, soğuğa terk edilirdi. "Kapı kapanma paniği" — tam da bu görüntüden doğmuş bir korku. Zamanında içeri girememe, geç kalma, dışarıda kalıp kapatılan bir şeyin ardında kalakalma korkusu. Bugün kimse şehir kapılarından korkmuyor elbette. Ama bu kelime, modern hayatın ort
TR
Ömer Said Aydın

Bir şeyler değişti. Sadece teknoloji değil; zamanı algılayışımız, beklemeye olan tahammülümüz ve hatta duygularımızı yaşama biçimimiz de değişti. Artık neredeyse her platformda içerikleri 2x hızında izleme veya dinleme seçeneği var. Bir podcast'i normal hızında dinlemek uzun geliyor, eğitim videolarını hızlandırıyoruz, dizilerde yavaş ilerleyen sahneleri atlıyoruz. Verimlilik adına kazandığımızı düşündüğümüz dakikalar, sanki bizi sürekli daha fazla şeye yetişmeye zorluyor. Çünkü hepimiz bitmeyen
TR
Esra Abdulazizoğlu

Her "Evet" Bir Ödünse, Ben Fedakarlıktan Sıkıldım! "Canım, şu toplantıya sen giriver", "Bu projeye kesen yardım, kimse yapamaz senden başka", "Aman bir poğaça yapıver, çok önemli misafirim var."... Sesler tanıdık geldi mi? Benim için yıllarca bir yaşam şekliydi. Her "Evet"im, aslında kendime söylediğim bir "Hayır"dı. Ta ki, tükenmişlik ve öfke sınırıma gelene kadar. İşte o zaman, belki de hayatımın en zor ama en özgürleştirici kelimesini söylemeyi öğrendim: Hayır. Değişim Hikayem · İlk Adım Kork
TR
Enes Fırat Toksöz
DoHayat çok hızlı ve karmaşık mı, her saat başı yeni bir yere mi yetişmemiz gerekiyor? Kendimize ayıracak bir dakikamız bile yok mu? Hayat dediğimiz "karmaşık bir yumak" ve biz o karmaşada ipi çözmeye mi çalışıyoruz? Sanki hiçbir şeye yetişemiyor, sürekli bazı trenleri kaçırıyoruz. Peki hayat bu kadar karmaşık mı gerçekten, yoksa o ipi biz mi dolaştırıyoruz? Geçen her trene binmeye çalışırsak asıl varmak istediğimiz istasyona geç kalıyoruz, fakat bunun farkında olamıyoruz. Bir trenin güzergahı hoş
TRİrem Kırmıt