
Bir şeyler değişti. Sadece teknoloji değil; zamanı algılayışımız, beklemeye olan tahammülümüz ve hatta duygularımızı yaşama biçimimiz de değişti. Artık neredeyse her platformda içerikleri 2x hızında izleme veya dinleme seçeneği var. Bir podcast'i normal hızında dinlemek uzun geliyor, eğitim videolarını hızlandırıyoruz, dizilerde yavaş ilerleyen sahneleri atlıyoruz. Verimlilik adına kazandığımızı düşündüğümüz dakikalar, sanki bizi sürekli daha fazla şeye yetişmeye zorluyor. Çünkü hepimiz bitmeyen
TR
Esra Abdulazizoğlu
DiGünümüzde teknolojiyle kurduğumuz ilişki, basit bir araç kullanımından ziyade kontrolü güç, ruhsal bir işgale dönüşmüş durumda. Cebimizdeki cihazlar artık sadece birer iletişim kanalı değil; dikkatimizi, zamanımızı ve en nihayetinde iç huzurumuzu talep eden devasa bir "dikkat ekonomisi" çarkının en keskin dişlileridir. Her bildirimle paramparça olan düşüncelerimiz ve her sonsuz kaydırma hamlesiyle fark etmeden eriyip giden saatlerimiz, bizi Cal Newport’un popülerleştirdiği dijital minimalizm fel
TRSinan Kılıç

JOMO (Joy of Missing Out), "Bir Şeyleri Kaçırmanın Keyfi" ifadesinin kısaltması olarak özellikle dijital çağda yaygınlık kazanmış bir psikolojik ve kültürel kavramdır. Bu terim, çağımızın sürekli bağlantı halinde olma ve her gelişmeden haberdar olma baskısına karşıt bir duruşu temsil eder. Popüler hale gelen ve sürekli olarak sosyal aktiviteleri veya önemli gelişmeleri kaçırma korkusu (FOMO - Fear of Missing Out) kavramının tam zıddı olarak ortaya çıkmıştır. JOMO, bireyin bilinçli bir seçimle so
TR
Nursena Şahin

JOMO (Joy of Missing Out) , short for "The Joy of Missing Out," is a psychological and cultural concept that has gained widespread popularity in the digital age. This term represents a counterpoint to our age's pressure to be constantly connected and informed. It emerged as the polar opposite of the increasingly popular concept of the constant fear of missing out on social activities or important developments (FOMO). JOMO refers to a conscious choice to stay away from social media, events, or de
EN
Nursena Şahin
DiDijital istifçilik, bireylerin e-postalar, dijital görüntüler, videolar, elektronik belgeler ve yazılımlar gibi dijital içerikleri sürekli edinmesi, bu içerikleri silmekte veya ayıklamakta belirgin bir güçlük yaşaması ve biriktirilen verilerin yönetilemez bir düzensizlik oluşturarak stres veya psikolojik sıkıntıya yol açması durumu olarak tanımlanan bir kavramdır. Literatürde "e-istifleme", "veri istifleme" veya "siber istifleme" olarak da adlandırılan bu olgu, fiziksel istifleme bozukluğunun (d
TRYunus Emre Yüce

Dijital detoksun eksik bıraktığı soru: Telefonu bıraktığımda beni ne karşılayacak? Ekranı Kapatmak Yetiyor mu? Telefonu bir kenara koyuyoruz. On dakika sonra elimiz yeniden ona gidiyor. Bildirim gelmediğini biliyoruz; elimizi telefona götüren şey sadece garip bir huzursuzluk. Üstelik buna devam ettikçe odaklanma sorunlarının, baş ve bel ağrılarının, göz yorgunluğunun arttığını hepimiz az çok biliyoruz. Tam burada bir çıkış yolu ararken "dijital detoks" çözümüyle karşılaşıyoruz. Uygulamalara süre
TR
Yaren Gündüz

Pazartesi sabahı gözlerimi açtığımda, her zamanki gibi telefonumu elime almadan önce bir an durdum. Son bir yılı düşündüm; sabah uyanır uyanmaz e-postaları kontrol eden, kahvaltıda sosyal medyayı kaydıran, yolda sürekli bildirim sesleriyle bölünen bir hayat... İşte o an, 24 saatlik bir dijital detoks yapmaya karar verdim. Sabah 07:00 - İlk Şok Telefonumu tamamen kapattığımda içimde garip bir boşluk hissettim. Ellerim neredeyse otomatik olarak cep telefonumu aradı. Mutfakta kahvemi yaparken, norm
TR
Enes Fırat Toksöz

Ekran süresi, gün içinde televizyon, bilgisayar, telefon, tablet veya oyun konsolu gibi ekran içeren cihazlarla geçirdiğim toplam zamanı ifade eden bir kavram. Dijital teknolojilerin hayatımın her alanına yayılmasıyla birlikte, ekranla geçirdiğim sürenin yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda günlük rutinimi, enerjimi ve sosyal ilişkilerimi etkileyen bir faktör hâline geldiğini fark ediyorum. Özellikle uyku düzenim, fiziksel aktivite seviyem, beslenme tercihlerim ve psikolojik durumumla doğ
TR
Aleyna Kavaklıoğlu

Teşhir kültürü, insanın varoluşunu kamusal onaya bağladığı, özel olanın giderek anlamını yitirdiği bir çağın adıdır. Bir zamanlar günlükler kilitli kutularda saklanır, fotoğraflar albümlerde sararmaya bırakılırdı. Bugün ise ne yediğimiz, nerede uyuduğumuz, kime âşık olduğumuz, ne zaman ağladığımız ekrana taşınıyor. Hayat yaşanmak için değil, paylaşılmak için kurgulanır oldu. Bugün sosyal medya ana sayfanıza düştüğünde sizi duraksatan o videoyu düşünün: Birinin en mahrem gözyaşları, eşiyle ettiği
TR
Nida Üstün