BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarNURİYE ÇAKAL22 Mayıs 2026 12:10

"Kullan-At" Kültürünün Ruhumuzdaki Sökükleri

Alıntıla
kure star outline

Modern dünya bize tekinsiz bir felsefe feda etti: “Eskidiyse yenisini al. Sıkıldıysan değiştir. Uğraşma, yenisi sadece bir tık uzakta.” Bu tüketim çılgınlığı, fark etmeden ruhumuza ve insan ilişkilerimize de sızdı.


Bugün arkadaşlıklarımızı, evliliklerimizi, sevgililiklerimizi de tıpkı bir iki defa giyip sıkılınca kenara attığımız o ucuz kıyafetler gibi tüketiyoruz. En ufak bir fikir ayrılığında, ilk tartışmada, partnerimizin canımızı sıkan ilk hatasında içimizdeki o ses fısıldıyor: “Uğraşmaya değmez, hayatından çıkar gitsin.”


Sosyal medya uygulamaları bize sanki dışarıda bizi bekleyen, kusursuz ve pürüzsüz binlerce "yedek" insan varmış illüzyonunu sunuyor. Bu yüzdendir ki elimizdeki ilişkinin bağlarını sıkılaştırmak, o bağdaki aşınmaları onarmak bize artık ağır bir yük gibi geliyor.


Oysa psikolojik olarak her ayrılık, her "fırlatıp atma" eylemi ruhumuzda görünmez bir sökük bırakıyor. Hayatındaki insanları tamir etmekten, sabretmekten kaçan insan, aslında her defasında sıfırdan başlamanın, yeni birini baştan tanımanın o bitmek bilmeyen yorgunluğuyla yapayalnız kalıyor.

Yamacılık Psikolojisi: Defolarımızla Güzeliz

İşte tam bu noktada, eskilerin o unutulmuş "yamacılık" (kırkyama) felsefesine bakmak gerekiyor. Bilmeyenler için söyleyelim: Eskiler kumaşın tek bir köşesi yırtıldı diye onu çöpe atmazlardı. Farklı renklerden, farklı kıyafetlerden kalan sağlam parçaları keser, o yırtığın üzerine bir "yama" gibi sabırla dikerlerdi. Ortaya çıkan yatak örtüleri ya da giysiler yüzlerce farklı parçanın birleşiminden oluşurdu. Bir kırkyama örtüsüne baktığınızda nerenin sonradan eklendiğini, nerenin tamir edildiğini net bir şekilde görürdünüz. Ama o yama, örtünün çirkinliği değil, yaşanmışlığı ve karakteri olurdu.


İlişkiler de tam olarak böyle birer "yamacılık" sanatıdır. İki farklı insanın, iki bambaşka dünyanın bir araya gelmesi zaten pürüzsüz olamaz. İlişki dediğimiz şey, senin geçmişten getirdiğin kırıklarınla, karşındakinin eksiklerinin yan yana gelip yavaş yavaş birbirine dikilmesidir.


İlk hatada, o insanı hayatından fırlatıp atmak işin kolay kısmıdır. Zor ama ruhu şifalandıran olanı, iğneyi ipliği eline alıp, o sökülen kalbi, o zedelenen güveni emekle yeniden birleştirmeye çalışmaktır. Karşındaki insanın defosunu, kusurunu onun bir parçası olarak kabul edip sarabilmek, seni bencil bir tüketiciden sevginin değerini bilen bilge bir üreticiye dönüştürür.

İğne İpliği Yeniden Ele Almak

Bugün bir durup kendimize dürüstçe soralım: Hayatımızda sırf "üzerinde biraz uğraşmamız, emek vermemiz gerekiyor" diye kolayca vazgeçtiğimiz kaç insan, kaç güzel dostluk var? Kaç söküğü dikip kurtarmak yerine, o dostluk kumaşını öfkeyle ortadan ikiye yırtıp attık?


Gezegeni kirleten o devasa kıyafet çöplükleri gibi, ruhumuz da yarım kalmış, ilk rüzgarda onarılmadan terk edilmiş ilişkiler çöplüğüne dönmeden önce durmalıyız. Eskilerin o naif, sabırlı felsefesine geri dönmeliyiz belki de.


İlk zorlukta üzerimizden savrulup gidecek o sahte, "kullan-at" bağlar yerine; sabırla dikilmiş, emekle yamalanmış, yıllar geçse de bizi sıcacık tutacak, kusurlarıyla güzel dostluklara ve aşklara ihtiyacımız var.


Çünkü hayat, elimizdeki insanları hunharca harcayacak kadar uzun; ama her hatada arkamızı dönüp gidecek kadar ucuz değil.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

İçindekiler

  • Yamacılık Psikolojisi: Defolarımızla Güzeliz

  • İğne İpliği Yeniden Ele Almak

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.