BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarNida Üstün19 Temmuz 2026 16:16

Danışan Koltuğundaki Sessizlik: Konuşmayan Sözler Ne Anlatır?

Alıntıla
kure star outline

Psikolojik danışmanlık sürecine dair en büyük yanılgılardan biri, seans odasının sürekli kelimelerle, itiraflarla ve hararetli diyaloglarla dolup taşması gerektiği düşüncesidir. Oysa o odaya adım atan herkes bilir ki, bazen en güçlü cümleler ağızdan çıkanlar değil, odanın ortasına bir sis gibi çöken o derin sessizliklerdir. Danışan koltuğunda oturan birinin susması, anlatacak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez. Aksine, bazen kelimelerin yükü o kadar ağırlaşır ki, insan sırtındaki o küfeyi yere bırakıp sadece durmak ister. İşte o anlarda sessizlik, konuşmayan sözlerin en gür sesli anlatıcısına dönüşür.


Bu sessizlikleri ilk zamanlar doldurma dürtüsü hissetmek çok normal. İnsanız; sosyal hayatımızda sessizlik genelde bir "tıkanma" veya "gerginlik" belirtisidir ve hemen arayı kapatmaya çalışırız. Ancak seans odasının asıl gücü, o sessizliğe alan açabilmekte gizli. Danışan sustuğunda, aslında zihninde devasa bir şantiye çalışıyor olabilir. Belki de ilk defa kendine bile itiraf edemediği bir gerçekle yüzleşiyor, belki bir sonraki adımı atmak için cesaret topluyor ya da sadece o ana kadar anlattıklarının ruhunda yarattığı depremin artçı şoklarını yatıştırmaya çalışıyordur.


Danışan Koltuğundaki Sessizlik (Yapay zeka ile oluşturulmuştur)

Sessizliğin de kendine has bir dili ve tonu var; her susuş aynı anlama gelmez. Bazı sessizlikler dirençlidir; "Sana henüz güvenmiyorum, buraya kadar girmene izin vermiyorum" der. Bazı sessizlikler ise inanılmaz derecede güven doludur; "Senin yanında, hiçbir şey üretmek veya kendimi kanıtlamak zorunda olmadan, sadece var olabiliyorum ve bu beni güvende hissettiriyor" demenin bir yoludur. Danışanın gözlerini kaçırarak sustuğu anlar ile gözlerinin içine bakarak, adeta kelimeleri havada tartarak sustuğu anlar arasında dünyalar kadar fark vardır. Kelimeler maskelenebilir, insan anlatmak istediği hikayeyi binbir filtreden geçirip sunabilir ama sessizlik filtrelenemez. O, en çıplak haliyle odada durur.


Danışan koltuğundaki o suskun anları bir "boşluk" olarak görmeyi bıraktığımızda, sürecin gerçekten derinleştiğini fark ediyoruz. Konuşmayan sözleri dinlemeyi öğrenmek, satır aralarını okumaktan çok daha öte bir şey. Bu, bir insanın sessiz çığlığına ya da sessiz iyileşme anına sadece eşlik edebilme becerisidir. Seans odasında kelimeler köprüler kurar belki ama o köprülerden geçecek cesareti bulanlar, genellikle o derin sessizliklerde kendisiyle baş başa kalmayı başaranlardır.