
Empati, bir kişinin başka bir kişinin yaşadığı duyguları, düşünceleri ve durumları anlamaya çalışmasıdır. Empati kuran birey, karşısındaki kişinin ne hissettiğini fark etmeye ve olaylara onun bakış açısından yaklaşmaya yönelir. Bu süreçte amaç, karşıdaki kişinin yaşadığı durumun onun duygu ve düşüncelerini nasıl etkilediğini anlamaktır. (Yapay zekâ ile oluşturulmuştur.) " image-element-format="right" image-height="1024" image-source="https://cdn.t3pedia.org/media/uploads/2026/02/02/B47A96dk7ZpsC
TRRabia Dalkıran

Aynanın karşısında dururken insan çoğu zaman yüzüne değil, yüzünün alışkanlıklarına bakar. Gözlerin altında biriken gölgeye, saç çizgisinin yavaşça geriye çekilişine, dudakların artık eskisi kadar düşünmeden gülmeyen kıvrımına. O sabah da öyleydi; yüzünü yıkarken suyun soğukluğu kısa bir anlığına uykunun tortusunu dağıttı ve havluyla alnını silerken, kaşının hemen üzerinde, yıllardır orada duran ince çizgiye takıldı bakışı. Ne kadar eski olduğu artık tam hatırlanmıyordu. Belki çocukken düşülen b
TR
Ebrar Sıla Peri

Hiç “sorun çıkarmayan” biri olmanın gerçekten iyi bir şey olup olmadığını düşündün mü? Bu yazı, uzun süre güçlü görünen ama içinden geçenleri sessizce taşıyanlara dair... Bazı çocuklar vardır; çok ses çıkarmaz. Uyum sağlar, kimseyi yormaz. “Ne kadar uslu”, “ne kadar olgun” denir onlar için. Üzülse bile belli etmemeyi, ihtiyaçlarını ertelemeyi, ortamın beklentisine göre davranmayı erken yaşta öğrenirler. Ama insan durup şunu sormadan edemiyor: Bu sessizlik gerçekten iyi olmaktan mı gelir? Bazen ç
TR
Zeynepnur Karagülle

Bazen hayat sana tek bir şey göndermez; toplu gönderir. İş, ilişki, sağlık, para, yorgunluk... Hepsi aynı anda kapıya dayanır. Sen kapıyı açmak istemezsin ama onlar zaten içeri girmişlerdir bile. Oturursun. Bakarsın. Nereden başlayacağını bilemezsin çünkü her şey aynı anda acıyor. İşte o an aklına şu soru gelir: "Bu hep böyle mi gidecek?" O His — Biliyorsun Onu Sabah gözlerini açıyorsun ve ilk düşüncen çözülmemiş bir mesele oluyor. Kahveni içerken aklın üç farklı yerde. Biriyle konuşurken gülüms
TR
Orhan Emre Torun

Sabah gözlerini açıyorsun. Tehlikeli bir şey yok. Sağlıklısın, işin var, sevdiklerin yanında. Ama yine de yataktan kalkmak için kendinle küçük bir savaş veriyorsun. Gün boyu bir şeyler yapıyorsun, yapıyorsun ama hiçbiri seni doldurmadı. Akşam oluyor, "bugün ne yaptım?" diye soruyorsun kendine. Cevap var ama tatmin yok. Mutsuz da değilsin aslında. Depresyona girdin mi? Hayır, öyle hissetmiyor. O zaman ne bu? Adı var: languishing. Boşlukta Asılı Kalmak Psikolog Corey Keyes, ruh sağlığını yalnızca
TR
Nida Üstün
KüBu dünyanın en çok yorulan insanları, çoğu zaman en ufak şeylerle mutlu olabilenlerdir. Çünkü onlar mutluluğu gösterişli sofralarda, pahalı hediyelerde ya da büyük sürprizlerde aramazlar. Birinin içten attığı bir mesajda, uzun zamandır görmedikleri bir dostun sesinde, yağmurdan sonra gelen toprak kokusunda ya da gökyüzünün usulca renk değiştirmesinde bulurlar. Belki bu yüzden insanlar onları güçlü sanır. Hep gülen, herkese iyi gelen, etrafına umut dağıtan insanlar olarak görürler. Oysa kimse bil
TR
Zeynepnur Karagülle

Psikolojik danışmanlık sürecine dair en büyük yanılgılardan biri, seans odasının sürekli kelimelerle, itiraflarla ve hararetli diyaloglarla dolup taşması gerektiği düşüncesidir. Oysa o odaya adım atan herkes bilir ki, bazen en güçlü cümleler ağızdan çıkanlar değil, odanın ortasına bir sis gibi çöken o derin sessizliklerdir. Danışan koltuğunda oturan birinin susması, anlatacak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez. Aksine, bazen kelimelerin yükü o kadar ağırlaşır ki, insan sırtındaki o küfeyi yere bı
TR
Nida Üstün
GöUnuttun Sanıyorlar. Görünmeyen Yas, Travma ve Bağlanma Üzerine... Yıllar geçiyor. Takvimler değişiyor, mevsimler birbirini kovalıyor ve hayat dışarıdan bakıldığında akıp gidiyor. İnsanlar seni ayakta gördükçe, konuşabildiğini, gülebildiğini fark ettikçe bir şeyin “geçtiğini” sanıyor. Oysa psikolojide bazı kayıplar vardır; zamanla silinmez, sadece sessizleşir. Dışarıdan fark edilmez ama içeride varlığını sürdürür. Buna çoğu zaman görünmeyen yas denir. Bu unutmak değildir. Bastırmak hiç değildir.
TR
Zeynepnur Karagülle
GöÇoğu zaman hüzünlerimizle yüzleşmekten korkarız. Ruhumuz daraldığında, vefasız gölgelerle avutmaya çalışırız benliğimizi. Oysa gözyaşlarımız, bir Nisan yağmuru gibi usul usul dökülse ve içimizdeki bütün yorgunluğu arındırsa isteriz. Ama yutkunuruz... ve yürümeye devam ederiz. Belki de bu yüzden çoğu zaman söyleyemiyoruz içimizden geçenleri. Şairin dediği gibi: “Demedim dilimin ucuna gelen her ne ise, gençtim, ölümle paslanmış buldum sesimi.”【1】 İçimizdeki sesi duymak yerine, dışarının kirli gürü
TR
Ayşe Serra Hocalar