+2 Daha
Bu madde henüz onaylanmamıştır.
+2 Daha
L
A
L
ELâle kelimesi Farsça lāleh (لاله) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Osmanlı Türkçesinde hem çiçek adı hem de edebî bir mazmun olarak yaygın şekilde kullanılmıştır.
Süs bitkisi olarak bahçecilikte ve doğa tasvirlerinde kullanılır.
Divan şiirinde sevgilinin yanağı, âşığın kanlı gözyaşı ve yanan yürek gibi imgeleri karşılayan bir mazmun olarak yer alır. Lâlenin ortasındaki siyahlık, çoğu zaman gönül yarası veya dağlanma ile ilişkilendirilir.
Lâle, divan şiirinde kırmızı rengi nedeniyle çoğunlukla:
gibi anlamlarla kullanılır. Ortasındaki siyahlık ise gönül yarasının izi veya aşk acısının sembolü olarak yorumlanır.
Bazen “sakayık” (gelincik) türüyle birlikte anılır ve bahar mevsiminin simgesi hâline gelir. Şekil bakımından kadehe benzetilmesi nedeniyle şarap, kan ve aşk acısı gibi imgelerle birlikte kullanılır.
Kelimenin Türkçedeki kullanımı Orta Türkçe dönemine kadar uzanmaktadır.
Yusuf Hacib, Kutadgu Bilig (1069):
“törütti tilek teg tözü lālemıġ”
(“Dilediği gibi bütün lâleleri yarattı.”)
Codex Cumanicus (1303):
“kim bugun toḫdi barča elm kutkardači”
(“Kim bugün doğdu, bütün âlemin kurtarıcısıdır.”)
Gülşehri, Mantıku’t-Tayr (1317):
“girü ʿirfān âlemine ṭaldılar”
(“Bilgi âlemine daldılar.”)
Divan şairleri lâleyi genellikle kırmızı renk ve yanık görünümü üzerinden işlemiştir. Ahmed Paşa ve Bâkî gibi şairlerin beyitlerinde lâle, aşk acısı ve kanlı gönül imgesiyle birlikte yer alır.
Kubbealtı Lugatı. “Lâle.” Erişim 1 Haziran 2026. https://lugatim.com/s/LALE
Nişanyan Sözlük. “Lâle.” Erişim 1 Haziran 2026. https://www.nisanyansozluk.com/kelime/lale
Pala, İskender. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları.