badge icon

Bu madde henüz onaylanmamıştır.

Blog
Blog
Avatar
YazarEbrar Sıla Peri27 Mayıs 2026 06:13

İnsan neden hep “bir gün” diyerek yaşar?

Alıntıla

Telefonunda kaydedilmiş yerler vardır bazen. “Bir gün giderim” diye işaretlenmiş kafeler, sahiller, küçük kitapçılar. Aylarca orada dururlar. Hatta bazen şehir değişir, mevsim değişir, hayat değişir ama o kayıtlı yerler aynı kalır. Gidilmemiş hâlleriyle.


Bazı defterler de böyledir. Büyük hevesle alınır. İlk sayfası bile açılmaz bazen. Çünkü insan onu sıradan bir günde kullanmak istemez. Daha doğru bir zamanı bekler. Daha düzenli hissedeceği bir dönemi. Daha “kendisi gibi” olacağı bir versiyonunu.


Sanki hayat biraz sonra başlayacakmış gibi.


Belki de insanın en garip alışkanlıklarından biri bu:
Şimdiyi geçici sanmak.


Birçok insan hayatını tam olarak yaşadığı anın içinde değil, gelecekte kurulacak başka bir zamanın etrafında düşünüyor. “Bir gün daha motive olacağım.” “Bir gün gerçekten başlayacağım.” “Bir gün her şey daha net olacak.”


Ve o “bir gün” hissi, insanın zihninde sessiz bir bekleme odasına dönüşüyor.


Aslında erteleme duygusu her zaman tembellikle ilgili değil galiba. Bazen insan başlamayı değil, ihtimali korumayı seçiyor. Çünkü bir şeyi hiç denememek, başarısız olduğunu görmekten daha güvenli hissettirebiliyor.


Bir hayal gerçekleşmediğinde hâlâ mükemmel kalabiliyor çünkü.


Belki bu yüzden insanlar bazı şeyleri yıllarca düşünür ama çok azını gerçekten yapar. Yazılmak istenen o mesaj günlerce bekler. Başlanacak hobi sürekli ertelenir. Kaydedilen yazılar okunmaz. Alınan kitaplar “daha sakin bir dönemde” okunmak üzere rafa kaldırılır.


İnsan bazen yaşamaktan çok hazırlanıyor gibi.


Ve hazırlık hâli tuhaf şekilde rahatlatıcı olabiliyor. Çünkü gelecek beklentisi insanın içinde küçük bir umut hissi bırakıyor. “Şu an değil ama sonra…” düşüncesi, bugünün ağırlığını biraz hafifletiyor.


Belki de bu yüzden birçok insan geleceği bir kaçış alanı gibi kullanıyor.


Çünkü şu an mutsuzsan ama “bir gün düzelecek” diyorsan, o cümle seni ayakta tutabiliyor. İnsan bazen gerçekten iyi olduğu için değil, ileride iyi olacağına inandığı için devam ediyor.


Bu kötü bir şey mi, emin değilim.


Ama yorucu olabilir.


Çünkü zaman geçtikçe insan şunu fark ediyor:
Hayatın başlayacağı o kusursuz an hiç gelmeyebilir.


Yine de insan beklemeye devam ediyor. Daha doğru zamanı. Daha doğru ruh hâlini. Daha doğru koşulları.


Pazartesi sendromunun yıllara yayılmış hâli gibi biraz.


“Bu hafta değil ama önümüzdeki hafta…”
“Bu yıl değil ama seneye…”


Ve ilginç şekilde insan her yeni döneme küçük bir yeniden doğma hissi yüklüyor. Yeni yıl. Yeni ay. Yeni defter. Yeni uygulama. Yeni düzen. Sanki başka bir versiyonu birazdan ortaya çıkacakmış gibi.


“Seneye farklı biri olacağım” hissi biraz bununla ilgili sanırım.


İnsan kendine hep ileride yaşayacağı biri gibi davranıyor bazen. Şu anki hâlini geçici görüyor. Gerçek hayatı henüz başlamamış bir fragman gibi hissediyor.


Belki de bu yüzden bazı insanlar geçmişi özlemekten çok, geleceği hayal etmeye bağımlı yaşıyor.


Çünkü hayal edilen hayat, yaşanan hayattan daha kontrol edilebilir geliyor.


Gerçek hayatın içinde belirsizlik var. Hata yapma ihtimali var. Hayal kırıklığı var. Ama zihindeki “bir gün” çok daha güvenli. Orada her şey hâlâ mümkün.


Hiç başlanmamış şeylerin güzel görünmesi biraz bundan.


Bir şehre hiç taşınmadığında o şehir hâlâ romantik kalabiliyor. Açılmamış bir ilişki ihtimal olarak daha kusursuz durabiliyor. Yazılmamış hikâye hâlâ mükemmel olabilir.


Gerçeklik başladığında ise eksikler görünmeye başlıyor.


Belki insan biraz da bundan korkuyor.


Çünkü bazı şeyleri hayal etmek, gerçekten yaşamaktan daha kolay. Daha temiz. Daha kontrollü.


Ama zamanın garip bir tarafı var:
İnsan onu hep ileride sanıyor.


Sanki bir gün gerçekten başlayacak bir şeymiş gibi.


Oysa çoğu zaman hayat dediğimiz şey, ertelerken geçen şey oluyor.


Bir mesajı atmayı düşünürken.
Bir yere gitmeyi planlarken.
Kendinin daha iyi bir versiyonunu beklerken.


Ve belki de insan bazen gerçekten yaşamayı değil, yaşayacağına inanmayı sürdürerek ayakta kalıyor.

Kaynakça

Peri, Ebrar Sıla, "İnsan Neden Hep “Bir Gün” Diyerek Yaşar?" yayımlanmamış, el yazması deneme. 2025

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor