İnsan aklının ulaşabildiği en genel kavram “varlık”, en yüce kavram ise “Tanrı”dır. Fârâbî tam da bu noktadan hareket eder. Ona göre varlık hakkında aklın söyleyebileceği iki temel hüküm vardır: ya zorunludur ya da mümkündür.【1】

Fârâbî’yi Tasvir Eden Bir Tablo (TDV İslam Ansiklopedisi)
Zorunlu varlık… Yani varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen bir hakikat. Fârâbî’ye göre böyle bir varlık yok sayıldığında sadece bir şey eksilmiş olmaz; bizzat varlığın kendisi, anlamı yok olur. Çünkü O, hiçbir sebebe muhtaç olmayan; aksine her şeyin müsebbibi olan ilk varlıktır. Bu yüzden O’nun varlığı eksiksizdir, tamdır, kâmildir yani “ekmel”dir.【2】
İçinde bulunduğumuz âlemdeki varlıkların tümü mümkündür. Yani var da olabilirler, yok da. Varlıkları kendilerinden değildir. Var olmak için bir sebebe ihtiyaç duyarlar. Ve ihtiyaç duyulan bu sebepler zinciri de sonsuza kadar gidemez. Bir yerde durmak zorundadır. İşte o durduğu yer, o ilk dayanak noktası, zorunlu varlıktır. Fârâbî’nin ifadesiyle bu, hiçbir eksiklik taşımayan, tam ve kâdir olan ilk varlıktır. Yani Allah’tır.【3】
Fârâbî kâinata bakar, varlıkların yapısını inceler, mümkün varlığı gözlemler ve oradan zorunlu olana ulaşır. Yani düşünce ile varlık arasında olan bu bağ ile biri diğerine işaret eder.
Bu düşünce, asırlar sonra Batı’da yeniden karşımıza çıkar. Bu delilin, Fârâbî'den bir buçuk asır sonra yaşayan meşhur Hristiyan ilâhiyatçısı Saint Anselm’in delili diye tanındığı malûmdur.【4】
Fârâbî ’nin delilini geliştiren Anselm, Tanrı’yı “kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen varlık” olarak tanımlar ve mükemmellik üzerinden benzer bir sonuca ulaşır.【5】
Zamanla bu delil onun adıyla anılmaya başlanır. Oysa mesele sadece bir isim meselesi değildir. Burada daha derin bir hakikat vardır: Bilgi yol alır. Düşünce dolaşır. Anlam kalır.【6】
Benzer düşünce, Descartes’ta da devam eder. O da zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikrinden hareket eder. Descartes’a göre insan zihninde bulunan “sonsuz ve mükemmel Tanrı” fikri, sınırlı bir varlık olan insandan kaynaklanamayacağı için bu fikrin zorunlu olarak gerçekten var olan bir Tanrı’ya işaret ettiğini söyler.【7】
Tüm bu çalışmalar, tarih boyunca insanın kendi içinde başlayıp varlığa, oradan da tüm varlıkların sebebi olana uzanan bir yolculuğudur. Fârâbî’nin zorunlu ve ekmel varlığı, Anselm’in en yüce varlığı, Descartes’ın mükemmel varlığı… Hepsi aynı hakikatin peşinde...
Ve belki de en başa dönmek gerekir:
Bir yolculuğa çıktığınızı düşünün. Ne zaman nihayete ereceğini bilmediğiniz bir yolculuk… Bu yolculuğa katılan sayısız yolcu ile siz de varış noktasını arayan bir yolcusunuz. Üstelik bu yolculuk hakkında asırlardır bilgilendirmeler yapılıyor. Kimileri bu yolculuğu anlamsız buluyor, kimileri bu yolculuğu yok sayıyor, kimileri bu yolculuğun varış menzilini tutturamıyor, kimileri de yolcu olmanın hakkını vererek doğru menzile iştiyakla ilerliyor.
İnanmak istiyoruz. Adanmak istiyoruz. İstikamet istiyoruz.
Tam bu noktada akıllara bir kavram geliyor:
Fıtrat.
Doğuştan bizlere Rabbimiz tarafından verilen fıtri inanma eğilimi… Bizi düşündüren, sorgulatan, aratan, bulduran o iç mekanizma. İçimizdeki bu kıymetli mekanizma, misafir olduğumuz bu dünyada beka yurdunu, ama en çok da onun Bâkî olan sahibini aratıyor.
İnsan aslında kendini ve Rabbini arıyor.
Kâinat ise bu arayışta işaretlerle dolu bir kitap… Onu okumak, Yaratan’ı fark etmeye, O’na yaklaşmaya vesiledir. Bu yüzden sûfiler “kendini bilen Rabbini bilir” dedi.【8】 Ve insan asırlardır O’nu bulmak için hem benliğinde hem de kâinatta yolculuğa başladı. Çünkü eksik olan tam olanı arar. Mümkün olan zorunlu olana yönelir. Ve insan… durmadan O'nu arar.
Diyanet İşleri Başkanlığı. İslam Kelamcılarına ve Filozoflarına Göre Allah’ın Varlığı. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2012. Erişim Adresi
Dölek, Haydar. “Ontolojik Delilin Oluşumunda Aristocu ve Yeni-Eflatuncu Fikirlerin Etkisi.” Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 5 (2000): 588–589. Son erişim 31 Mayıs 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2228880
Erdem, Engin. “İbn Sînâ’nın Metafizik Delili.” Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 52, no. 1 (2011): 97–119. Son erişim 31 Mayıs 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/auifd/article/488224
Kaya, Mahmut, ve Alaeddin Jebini. “Fârâbî.” TDV İslâm Ansiklopedisi. Erişim 4 Haziran 2026. https://islamansiklopedisi.org.tr/farabi
Uludağ, Süleyman. “Mârifet.” TDV İslâm Ansiklopedisi. Erişim 7 Haziran 2026. https://islamansiklopedisi.org.tr/marifet
[1]
Mahmut Kaya, Alaeddin Jebini, ''FÂRÂBÎ,'' TDV İslâm Ansiklopedisi, Son erişim 4 Haziran 2026, https://islamansiklopedisi.org.tr/farabi
[2]
Mahmut Kaya, Alaeddin Jebini, ''FÂRÂBÎ.''
[3]
Mahmut Kaya, Alaeddin Jebini, ''FÂRÂBÎ.''
[4]
Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Kelamcılarına ve Filozoflarına Göre Allah’ın Varlığı, (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 2012), 67.
[5]
Engin Erdem, "İbn Sînâ’nın Metafizik Delili," Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 52, no.1 (2011): 111. https://dergipark.org.tr/tr/pub/auifd/article/488224
[6]
Engin Erdem, "İbn Sînâ’nın Metafizik Delili," 97-119.
[7]
Haydar Dölek, “Ontolojik Delilin Oluşumunda Aristocu ve Yeni-Eflatuncu Fikirlerin Etkisi,” Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 5 (2000): 588–589, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2228880
[8]
Süleyman Uludağ, "MÂRİFET," TDV İslâm Ansiklopedisi, Son erişim 7 Haziran 2026, https://islamansiklopedisi.org.tr/marifet
Fârâbî 'den Descartes'e: Mükemmel Olanı Düşünmek
Peki Biz Neyi Arıyoruz? Niye Arıyoruz?