Bu madde henüz onaylanmamıştır.
İnsan aklının ulaşabildiği en genel kavram “varlık”, en yüce kavram ise “Tanrı”dır. Fârâbî tam da bu noktadan hareket eder. Ona göre varlık hakkında aklın söyleyebileceği iki temel hüküm vardır: ya zorunludur ya da mümkündür.

Farabi'yi tasvir eden tablo (Özbek Sovet Ensiklopediyası, Taşkent 1979, XII, 129)
Zorunlu varlık… Yani varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen bir hakikat. Fârâbî’ye göre böyle bir varlık yok sayıldığında sadece bir şey eksilmiş olmaz; bizzat varlığın kendisi, anlamı yok olur. Çünkü O, hiçbir sebebe muhtaç olmayan; aksine her şeyin müsebbibi olan ilk varlıktır. Bu yüzden O’nun varlığı eksiksizdir, tamdır, kâmildir yani “ekmel”dir.[1]
İçinde bulunduğumuz âlemdeki varlıkların tümü mümkündür. Yani var da olabilirler, yok da. Varlıkları kendilerinden değildir. Bir sebebe ihtiyaç duyarlar. Ve ihtiyaç duyulan bu sebepler zinciri de sonsuza kadar gidemez. Bir yerde durmak zorundadır. İşte o durduğu yer, o ilk dayanak noktası, zorunlu varlıktır. Fârâbî’nin ifadesiyle bu, hiçbir eksiklik taşımayan, tam ve kâdir olan ilk varlıktır. Yani Allah’tır.
Fârâbî kâinata bakar, varlıkların yapısını inceler, mümkün varlığı çözümler ve oradan zorunlu olana ulaşır. Yani düşünce ile varlık arasında olan bu bağ ile biri diğerine işaret eder.
Bu düşünce, asırlar sonra Batı’da yeniden karşımıza çıkar. Bu delilin, Fârâbî'den bir buçuk asır sonra yaşayan meşhur Hristiyan ilâhiyatçısı Saint Anselm’in delili diye tanındığı malûmdur.[2]
Fârâbî ’nin delilini geliştiren Anselm, Tanrı’yı “kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen varlık” olarak tanımlar ve mükemmellik üzerinden benzer bir sonuca ulaşır. Zamanla bu delil onun adıyla anılmaya başlanır. Oysa mesele sadece bir isim meselesi değildir. Burada daha derin bir hakikat vardır: Bilgi yol alır. Düşünce dolaşır. Anlam kalır.[3]
Benzer düşünce, Descartes’ta da devam eder. O da zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikrinden hareket eder. Descartes’a göre insan zihninde bulunan “sonsuz ve mükemmel Tanrı” fikri, sınırlı bir varlık olan insandan kaynaklanamayacağı için bu fikrin zorunlu olarak gerçekten var olan bir Tanrı’ya işaret eder.[4]
Tüm bu çalışmalar, tarih boyunca insanın kendi içinden başlayıp varlığa, oradan da uzanan bir yolculuğudur. Fârâbî’nin zorunlu ve ekmel varlığı, Anselm’in en yüce varlığı, Descartes’ın mükemmel varlığı… Hepsi aynı hakikatin peşinde farklı duraklar gibidir.
Ve belki de en başa dönmek gerekir:
Bir yolculuğa çıktığınızı düşünün. Ne zaman nihayete ereceğini bilmediğiniz bir yolculuk… Bu yolculuğa katılan sayısız yolcu ile varış noktasını arayan bir yolcusunuz. Üstelik bu yolculuk hakkında asırlardır sayısız bilgilendirmeler yapılıyor. Kimileri bu yolculuğu anlamsız buluyor, kimileri bu yolculuğu yok sayıyor, kimileri bu yolculuğun varış menzilini tutturamıyor, kimileri de yolcu olmanın hakkını vererek doğru menzile iştiyakla ilerliyor.
İnanmak istiyoruz. Adanmak istiyoruz. İstikamet istiyoruz.
Tam bu noktada akıllara bir kavram geliyor:
Fıtrat.
Doğuştan bizlere Rabbimiz tarafından verilen fıtri inanma eğilimi… Bizi düşündüren, sorgulatan, aratan, bulduran o iç mekanizma. İçimizdeki bu kıymetli mekanizma, misafir olduğumuz bu dünyada beka yurdunu, ama en çok da onun Bâkî olan sahibini aratıyor.
İnsan aslında kendini ve Rabbini arıyor.
Kâinat ise bu arayışta bir kitap gibidir. İşaretlerle dolu bir kitap… Onu okumak, Yaratan’ı fark etmeye, O’na yaklaşmaya vesiledir. Bu yüzden sûfiler “kendini bilen Rabbini bilir” dedi. Ve insan asırlardır O’nu bulmak için yolculuğa başladı. Çünkü eksik olan tam olanı arar. Mümkün olan zorunlu olana yönelir. Ve insan… durmadan arar.
[1] TDV İslâm Ansiklopedisi, “Fârâbî,” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, https://islamansiklopedisi.org.tr/farabi
[2] Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Kelamcılarına ve Filozoflarına Göre Allah’ın Varlığı (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları), 67.
[3] Engin Erdem, “İbn Sînâ’nın Metafizik Delili,” Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 52/1 (2011): 97-119, https://dergipark.org.tr/tr/pub/auifd/article/488224
[4] Descartes, R., (1984), The Philosophical Writings of Descartes: II, çev. John Cottingham ve diğerleri, Cambridge: Cambridge University Press.
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Fârâbî,” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, https://islamansiklopedisi.org.tr/farabi
Özervarlı, M. Sait. “İsbât-ı Vâcib.” TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/isbat-i-vacib
Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Kelamcılarına ve Filozoflarına Göre Allah’ın Varlığı (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları), 67.
Engin Erdem, “İbn Sînâ’nın Metafizik Delili,” Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 52/1 (2011): 97-119, https://dergipark.org.tr/tr/pub/auifd/article/488224
Descartes, R., (1984), The Philosophical Writings of Descartes: II, çev. John Cottingham ve diğerleri
Fârâbî 'den Descartes'e: Mükemmel Olanı Düşünmek
Peki Biz Neyi Arıyoruz? Niye Arıyoruz?