Bayram’ım imdi, Bayram’ım imdi
Bayram edersin yar ile şimdi
Hamd-ü senalar hamd-ü senalar
Yar ile bayram kıldı bu gönlüm【1】

Fatma Hatun Camii Şerifi (Fotoğraf: Muhammet Emin Bakır)
Hayatın koşturmacası, modern dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü ve bizi birbirimizden uzaklaştıran soğuk ekranlar... Yıl boyunca kendi kabuğumuza çekiliyor, kalabalıklar içinde adeta yalnızlaşıyoruz, hatta bazen etrafımızda olup bitene karşı tepkisiz ve duyarsız kalıyoruz. Fakat öyle sabahlar oluyor ki, tüm bu yabancılaşma duvarları tek bir mekânda ve tek bir sesle yerle bir oluyor. Bir bayram sabahında, o muazzam cami kubbesinin altında.
Camilerimiz, sadece taştan, tuğladan ibaret mimari yapılar değildir. Onlar; toplumsal hafızamızın ve en önemlisi birlik-beraberliğimizin pekiştiği ortak toplanma yerimizdir. Hele ki bayram sabahları, sabah namazında caminin kapısından içeriye adım attığınızda, sadece bir mekâna girmiş olmazsınız; adeta bambaşka bir manevi iklime, bir huzur deryasına adım atarsınız. Sabahın nuru üzerimize sağanak sağanak yağarken omuz omuza saf tutmanın verdiği huzuru başka hiçbir şey bu kadar derinden hissettiremiyor.
Sabah namazıyla hissetmeye başladığımız o bayram havası, bayram namazıyla doruğa ulaşırken tam o anda minberden ve müezzin mahfilinden yükselen teşrik tekbirleri kubbede çınlamaya başlar. Bu gürül gürül yükselen ses, alelade bir melodi değil; binlerce yıllık bir medeniyetin ortak avazıdır. O tekbirler dalga dalga yayıldıkça, yanınızda saf tutan ve belki de adını bile bilmediğiniz o insanla aranızda görünmez bir gönül köprüsü kurulur.
Kelimeler teke indirgenir, kalpler aynı ritimle vurmaya başlar; seslerin birleştiği yerde, ruhlar da birbiriyle kucaklaşır.

Bayram, gönlü hoş etmektir. (Fotoğraf: Muhammet Emin Bakır)
Tam bu esnada, kimimiz coşkuyla tekbirlere eşlik ederken kimimizin aklına kırgınlıkları, küslükleri ya da toprağa verdiği sevdikleri gelir ve yüreğinde ince bir sızı belirir. Oysa kalbi sakinleştirmek için hayatın muhasebesine ve eksiklerine boğulmadan, sadece o anı teslimiyetle hissetmek yeterlidir. Çünkü kim bilir; bu bayram, belki de kimimizin dünya gözüyle göreceği son bayramıdır.
Namazın bitimiyle birlikte caminin o vakur ve sessiz havası, yerini tarifi imkansız bir neşeye bırakır. Saflar dağılır ama gönüller daha da yakınlaşır. Dünyevi makamların, rütbelerin, zenginliklerin veya fakirliklerin cami kapısının dışında kaldığı o anlarda, sadece Allah'ın aciz kulları olduğumuzu hatırlayarak kucaklaşırız. Birbirini hiç tanımayan gözlerin aynı tebessümle birbirine bakması, uzatılan ellerin sıcaklığı ve omuz omuza verilen o samimi bayramlaşma anları, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş o asil "biz" olma duygusunu yeniden gönüllerimize işler. Caminin o ihtişamlı duruşu, bayramın coşkusu ve çocukların neşeli cıvıltılarıyla birleşince, ortaya toplumun her kesimini saran muazzam bir şifa çıkar.
Ne mutlu o sese kulak verenlere, ne mutlu aynı kubbe altındaki o büyük kucaklaşmanın bir parçası olanlara...
Dil Beyti. “Noldu Bu Gönlüm.” Erişim 27 Haziran 2026. https://dilbeyti.com/nutk-u-serifler/noldu-bu-gonlum
Tek, Abdurrezzak. Ankara'nın Gönül Sultanı Hacı Bayram-ı Velî. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2016. Erişim tarihi 27 Haziran 2026. https://dijital.diyanet.gov.tr/File/Download?path=3960_1.pdf&id=3960
[1]
Dil Beyti, “Noldu Bu Gönlüm,” erişim 27 Haziran 2026. https://dilbeyti.com/nutk-u-serifler/noldu-bu-gonlum