
The Four Prisons of Man is the written record of a lecture delivered in 1970 by Dr. Ali Şeriati, in which he examines the four fundamental limiting and oppressive forces surrounding human existence. The author identifies the obstacles encountered by the individual in the pursuit of liberation as the prisons of nature, history, society, and the self. This approach reveals that the very forces enclosing the human being are also integral to the struggle of recognizing and realizing one’s own potent
EN
Nazlı Kemerkaya
İnKöken Arapça "dişledi, kemirdi, kırptı" manalarına gelen ḳaraḍa (قرض) fiilinden türetilmiştir. Kelime, bu kökün yedinci babı olan infiˁāl vezninde; "aşınma, yıpranma, kırpılma" anlamlarını karşılayan inḳirāḍ (انقراض) sözcüğünden Türkçeye intikal etmiştir. Kelimenin semantik kökeninde yatan "kemirilme" ve "yıpranma" eylemleri, zamanla bir varlığın veya topluluğun tedricen tükenerek yok olması anlamını beslemiştir. Türk literatüründeki tespit edilen en eski kayıtlarına 15. yüzyıl sonunda Neşrî’nin
TR
Emirhan Polat
MoKöken Fransızcada "azizim, sevgilim" anlamlarını taşıyan mon cher deyiminden dilimize aktarılmıştır. Bu ifade; Fransızca "birinci tekil şahıs iyelik sıfatı" olan mon ile "değerli, sevilen" manasındaki cher sözcüğünün birleştirilmesiyle oluşmuştur. Kullanım Alanları Edebiyat: Roman ve tiyatro eserlerinde karakterler arasındaki hitap şekillerini veya belirli bir sosyal zümreye mensup kişilerin özelliklerini tanımlamak için kullanılır. Sosyoloji: Toplumsal değişim süreçlerinde ortaya çıkan Batılıla
TR
ZUŞAN ÖNER
MüKöken Arapça "tam ve bütün olmak, eksiksizleşmek, kemale ermek" anlamlarına gelen k-m-l (ك م ل) kökünden türetilmiş ve "tekâmül eden, her yönden gelişmiş" manasını taşıyan mutakāmil (متكامل) sözcüğünden alıntıdır. Kelime, "tam idi" anlamındaki kamala (كمل) fiilinin mutafāˁil vezninde (VI. bab etken fiil sıfatı) yapılandırılmış formudur. Bu vezinsel yapı, kelimeye "kademeli bir süreçle olgunluğa erişme" ve "bütünleşme" anlamı katar. Kullanım Alanları Sosyoloji ve Antropoloji: Kurumları, değer yar
TR
Emirhan Polat
TaKöken Arapça taraf ve muhafaza bildiren ḥ-f-ẓ (حفظ) kökünden türeyen, "sakınmak, kendini korumaya almak, ihtiyatlı davranmak" anlamındaki taḥaffuẓ (تحفّظ) sözcüğünden alıntıdır. Kelime, "korudu, muhafaza etti" manasındaki ḥafaẓa (حفظ) fiilinin tafaˁˁul vezninde beşinci bab masdarıdır. Bu vezin, eylemin özne tarafından bir çaba ve süreç neticesinde gerçekleştirildiğini (tefe'ül) ifade eder; yani tahaffuz, kendiliğinden bir korunma değil, bilinçli ve sistemli bir sakınma iradesini temsil eder. Kul
TR
Emirhan Polat
MüKöken Mütecanis, Arapça mutacānis (متجانس) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Arapça cins (جنس) kökünden türemiş olup “tür, çeşit” anlamıyla ilişkilidir. Arapçada “bir türden olmak, türdeşlik göstermek” anlamını taşıyan bu yapı, zamanla Türkçede “aynı cinsten olan, uyumlu ve birbirine benzeyen” anlamlarında kullanılmaya başlamıştır. Kullanım Alanları Günlük Dil: Aynı türden olan, birbirine benzeyen veya uyumlu unsurları ifade etmek için kullanılır. Bilim ve Matematik: Homojen yapıya sahi
TR
Fatmanur Mavibaş
StKöken Statüko kelimesi, Türkçe'ye Fransızca statu quo deyiminden geçmiştir. Bu sözcük, Latince "içinde bulunulan durum" anlamına gelen in statu quo ante deyiminden türetilmiştir. Kullanım Alanları Siyasi ve Toplumsal Durum: Siyaset sosyolojisinde ve gündelik dilde; toplumsal ya da kurumsal yapıların mevcut işleyiş biçimini ve varlığını aynen devam ettiren kurulu düzeni ifade etmek amacıyla kullanılır. Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi: Devletler hukukunda ve uluslararası ilişkiler literatüründ
TR
Ayberk Purutçuoğlu
DiKöken Diyalektik kelimesi Türkçeye Fransızca dialectique sözcüğünden geçmiştir. Sözcük, Eski Yunancada “akıl yürütme, tartışma” anlamındaki dialektikḗ tékhnē (διαλεκτική τέχνη) ifadesine dayanır. Bu terim de “karşılıklı söyleşmek, münazara etmek” anlamındaki dialégō (διαλέγω) fiilinden türetilmiştir. Kullanım Alanları Felsefi ve Mantıksal Bağlam: Antik Yunan felsefesindeki kavramsal tartışmalardan, idealist ve materyalist teori akımlarına kadar geniş bir akıl yürütme metodolojisini ve çelişkiler
TR
Ayberk Purutçuoğlu

Johatsu, Japoncada kelime anlamıyla "buharlaşma" veya "buharlaşmış insanlar" anlamına gelen ve bireylerin kendi istekleriyle mevcut yaşamlarını, ailelerini, işlerini ve kimliklerini hiçbir iz bırakmadan geride bırakarak ortadan kaybolma eylemini tanımlayan sosyolojik bir terimdir. Tarihsel Gelişim Bu olgu tarihsel süreçte ilk olarak 1960'lı yıllarda, boşanma süreçlerinin zorlu olması nedeniyle mutsuz evliliklerinden kaçmak isteyen kişilerin eşlerini terk etmesiyle toplumsal literatüre girmiştir.
TR
Nursena Şahin

Kültür Endüstrisi, ilk kez 1947 yılında Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer tarafından Aydınlanmanın Diyalektiği adlı eserde kullanılan bir kavramdır.Theodor W. Adorno, ve Max Horkheimer. Aydınlanmanın Diyalektiği: Felsefi Fragmanlar. Çev. Nihat Ülner ve Elçin Gen. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2010. ">【1】 Kavram, modern kapitalist toplumlarda kültürel üretimin sanayi mantığına göre örgütlenmesini, kültür ürünlerinin metalaşmasını ve kitlesel tüketim için standartlaştırılmasını ifade eder. Fra
TR
Bengisu Sağlam