
Bir kitaplığın önünde dururken eski bir kitabı elime almıştım. Sayfaları hafifçe sararmıştı; kapağının köşeleri yıpranmış, yıllardır aynı rafta beklemekten rengini biraz kaybetmişti. Kitabı açar açmaz içinden küçük bir kâğıt düştü. Üzerinde birkaç satır vardı. Ne zaman yazıldığını hatırlamadım önce. Sonra yazının bana ait olduğunu fark ettim. Cümleler tanıdıktı ama onları yazan kişiyi tam olarak hatırlayamadım. O anda ilginç olan şey notun kendisi değildi. Daha çok, notu okurken içimde beliren h
TR
Ebrar Sıla Peri
BeBazı kelimeler vardır ki, yüzyılların ötesinden yürüyüp gelir. Tohum gibi toprağa bırakılır; büyür, filizlenir, çağlara ses olur. "Bereket" işte bu kelimelerdendir. Bir annenin duasında saklıdır, bir çiftçinin nasırlı ellerinde, bir yaşlının yavaş yavaş içtiği çayın buharında... Ve modern zaman, her şeyi hızla tüketirken, bir yerlerde biri fısıldar gibi hatırlatır: “Azın da bereketi olur…” Bereket, ölçülmez. O, tartıda ağır gelen değil; gönülde yer tutan bolluktur. Bazen bir tas çorbanın doygunl
TR
Havvagül Öztürk

Bilgisayarın bir köşesinde yıllardır duran bir dosya vardır bazen. Adı yarımdır. İçinde birkaç paragraf bulunur. İlk cümlesi yazılmış, devamı düşünülmüş ama tamamlanmamıştır. Silinmez de. Atılmaz da. Orada durur. Zaman zaman açılır, birkaç saniye bakılır, sonra yeniden kapatılır. İnsan o dosyanın varlığını unuttuğunu sanır ama unutmaz aslında. Çünkü bazı şeyler tamamlanmadıkları için hafızada kalır. Bitmiş olanlar yerini bulur; yarım kalanlar ise içeride yaşamaya devam eder. Belki bu yüzden haya
TR
Ebrar Sıla Peri