badge icon

Bu madde henüz onaylanmamıştır.

Blog
Blog
Avatar
YazarAyşe Serra Hocalar29 Mayıs 2026 12:34

KAYIP

Edebiyat+1 Daha
Alıntıla

Bu bayram, bileklerime kadar uzanan piliseli bir etek giydim. Merdivenleri çıkarken eteğimin uçlarını hafifçe tutuyorum. Sen gittikten sonra düşmemeyi öğrendim. Ya da yeniden düşmekten korkmayı…


Masum bir eteğin insanı ne hâllere düşürdüğünü sen gittikten sonra öğrendim.


Öğrendim ki çiçekler solarmış. Uçmayı bilmeyen kuşu sen gittikten sonra öğrendim. İnsan koşamasa da yürürmüş, yürüyemese emeklermiş. İnsan, içinde ne koparsa kopsun yaşamaya devam edermiş.


Tokasını kaybettiğinde ağlayan o küçük kız çocuğu yok artık. Şimdi “kayıp” kelimesi, içimde her an yeniden kanayabilecek bir yara gibi duruyor. Ama insan, bazı acıların karşısında eğilmeden durmayı da öğreniyor.


Meğer insan, bir acısını unutabilmek için daha büyük bir acıyla tanışmalıymış. Ben senin acınla şükretmeyi öğrendim.


Seni güzel bayramlara hazırladım içimde. Tebessümle ve mutmain gözyaşlarımla andım seni her lahzada. Omuzlarımdaki bu derdi, her bayram olduğu gibi yine gözyaşlarımla taşıdım.


Sensiz, senin bayramını kutladım.


En güzel tatlıyı yine senin misafirlerine ikram ederek… Sanki sen hâlâ evin bir odasındaymışsın gibi. Sanki birazdan kapıdan içeri girecekmişsin gibi.


Çünkü bazı insanlar gittikten sonra bile evden gitmez.


Bu bayrama yine boğazımda bir yumruyla başladım; avuçlarımda toprak, dilimde Kur’an…


Ve anladım ki insan, bazı kayıplarla yaşamayı hiçbir zaman tam öğrenemiyor. Sadece o eksiklikle yaşamaya alışıyor.


Bu yazı bir kaybın ardından devam etmeye çalışan herkes içindir...

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor