+1 Daha
Bu madde henüz onaylanmamıştır.
+1 Daha
A
L
E
M“Âlem” kelimesi Arapça ʿālam (عالم) kökünden gelir ve “bilinen şeyler, varlıklar bütünü, dünya” anlamlarını taşır. Türkçeye İslamiyet sonrası dönemde geçmiştir. Zamanla hem “evren” hem de tasavvufî anlamda “varlık mertebeleri” karşılığında kullanılmıştır.
Günlük dilde “dünya” ve “evren” anlamında kullanılır:
Edebî dilde ise genişlik, büyüklük ve evren anlamı ile yer alır:
Tasavvufta âlem, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği varlık alanıdır. Bu anlayışa göre âlem, Allah’tan ayrı olmakla birlikte O’nun yaratma kudretinin bir yansımasıdır.
Varlık mertebeleri şeklinde sınıflandırılır:
Bu sistemde insan, bütün âlemleri kendinde toplayan varlık olarak “insan-ı kâmil” kavramıyla açıklanır.
Edebiyatta “âlem” kelimesi hem gerçek anlamıyla hem de mecazî olarak kullanılır. Dünya çoğu zaman geçici, fani ve imtihan yeri olarak tasvir edilir. Âlem aynı zamanda ibret alınması gereken bir düzen olarak görülür.
Kur’an’da “âlemlerin Rabbi” ifadesiyle Allah’ın tüm varlıkların yaratıcısı olduğu belirtilir. Bu kullanım, kelimenin bütün evreni kapsayan anlamını güçlendirir.
Kelimenin Türkçedeki en eski kullanımları Eski Türkçe ve Orta Türkçe dönemlerine kadar uzanmaktadır.
Yusuf Hacib, Kutadgu Bilig (1069):
“törütti tilek teg tözü ˁālamıġ”
(“Dilediği gibi bütün âlemi yarattı.”)
Codex Cumanicus (1303):
“kim bugun toḫdi barča elm kutkardači”
(“Kim bugün doğdu, bütün âlemin kurtarıcısıdır.”)
Gülşehri, Mantıku’t-Tayr (1317):
“girü ˁirfān ˁālemine ṭaldılar”
(“Bilgi âlemine daldılar.”)
Kubbealtı Lugatı. “Âlem.” Erişim 29 Mayıs 2026. https://lugatim.com/s/alem
Nişanyan Sözlük. “Âlem.” Erişim 29 Mayıs 2026. https://www.nisanyansozluk.com/kelime/alem
Pala, İskender. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları.