Gecenin en koyu yerinde, takvimin yaprakları sessizce birbirine çarparken, zihnimde eski bir ilahinin yankısı dolaşıyor: "Defterim doldu siyâh, amelim tekmil günâh... Sensin kuluna penâh, meded amân Allahım." Bu satırlar sadece bir pişmanlık beyanı değil, aslında bir ruhun en maskesiz haliyle aynaya bakmasıdır. Ramazan sonrası başlayan günlerin ilk haftalarında, kendimizi o aynanın karşısında, elimizde nasıl defterle durduğumuzun muhasebesini yapmalıyız. Ramazan Okulu'nu nasıl geçirdik, gelecek Ramazan'da nasıl geçirmeliyiz, neler yapıp yapmamalıyız bunları düşünmeliyiz. Ne yaparsak yapalım Allah’a karşı biraz "yüzsüz" olmak lazım.
Affet İsyanım Benim | Tekke Mûsikisi Nüvaz Müzik
Yanlış anlaşılmasın! Bu dünyevi bir arsızlık ya da bir edep noksanlığı değil. Aksine, gidecek başka hiçbir sığınağı olmayan, çalacak başka kapısı kalmayan bir ruhun, o kapının eşiğine adeta mühürlenmesi olan bir yüzsüzlük bu. "Kovsan yine gelirim" diyebilme cüretidir. Çünkü insan, hatasının büyüklüğü altında ezildiğinde genelde saklanmayı seçer. Utanç, bizi O’ndan uzaklaştırır. "Bu kadar kirden sonra hangi yüzle?" sorusu, aslında gizli bir kibrin, kendi günahını Allah’ın rahmetinden büyük görme yanılgısının yansımasıdır. Oysa Ramazan ya da diğer ayların başlangıç günleri, kandiller gibi özel zamanlar, tam da bu yanılgıyı yıkmak, o "yüzsüzlüğü" bir sadakat nişanı olarak kuşanmak için en doğru zamandır ve bizlere bunu hatırlatan bir vesiledir.
Bakın ilahide ne diyor Aşki? "Ömrümü ettim heder, mücrimim hâlim beter" diyor. Ne kadar tanıdık bir his değil mi? Modern hayatın gürültüsünde, dijital dünyanın hızıyla savrulurken kaç kez "heder" ettik vaktimizi? Kaç kez planlarımızı, hayallerimizi ve en önemlisi ruhumuzu ihmal ettik? Ama Hicri takvimlerin ilk günleri ve diğer özel vakitler, bize o meşhur teselliyi daha farklı bir şekilde fısıldıyor: "Lâ taknatû" (Ümidinizi kesmeyin).
Tövbe, insanın kendi mahkemesinde suçlu ilan edildiği, ancak Hakimin merhametiyle beraat ettiği o eşsiz andır. "Lâ taknatû" nidasıyla doyurulan bir ruh, artık ne geçmişin o kapkara sayfalarından korkar ne de geleceğin belirsizliğinden. Çünkü bilir ki kapı hiçbir zaman kapanmadı, sadece biz arkamızı dönmüştük. Şimdi, bu yeni dönemde yüzümüzü dönme vakti. Ve bu dönüş, sadece kuru bir özürle değil, hayatımızı yeniden inşa edecek bir "yeni başlangıç programıyla" taçlanmalı. Peki bu program nasıl bir program? Sosyal Medya da gördüğümüz şaşahalı planlayıclarla yapılan 1875995 adet renkli kalemle süslenip yazılan programlar değil. Bunlar elbet bizlere heves verir, motive eder lakin sağlam bir disiplin olmadığı sürece sadece "heves" olarak kalır. Benim kastettiğim program insanın daha şuurlu, dikkatli ve eğitimli olacağına dair bir plan. Aslında bir "niyet". Çünkü sağlam bir niyet daima gösterişli planlardan daha sağlamdır.

Seccade (Görsel Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur.)
Hicret, sadece Mekke’den Medine’ye bir yolculuk değildir. Tembellikten gayrete, karanlıktan nura yapılan bir içsel göçtür. Madem bir Ramazan daha devrildi ve madem o "yüzsüzce" sığındığımız kapı bizi yine kabul etti, o halde bu yeni başlangıcı somutlaştırmalıyız. "Mücrimim halim beter" diyen bir ruhun, "Bana kulum de yeter" diye fısıldaması, bir makam ya da mevki talebi değil unutulmamış olmanın, hala bir "sahibinin" olduğunun tasdikidir. Bu bilinç, insanı modern dünyanın sahte mükemmeliyetçilik prangalarından, "başarılı olmazsan sevilmezsin" yalanlarından kurtarır. O’nun kapısında sadece "kul" olmak, dünyanın en özgürleştirici rütbesidir. 【1】
Cabadak, Gözde. "Yayımlanmamış Blog Yazısı." Yazım Tarihi 26 Mart 2026.
Nüvaz Müzik. "Gülniyaz Mûsiki Topluluğu - Affet İsyanım Benim | Tekke Mûsikisi." Youtube. Erişim Tarihi 26 Mart 2026. https://www.youtube.com/watch?v=TJctKhiKeIU
[1]
Cabadak, Gözde. "Yayımlanmamış Blog Yazısı." Yazım Tarihi 26 Mart 2026.