
Katı' sanatı, kâğıt veya deri üzerine çizilen yazı ve motiflerin, keskin uçlu aletlerle oyularak veya kesilerek bir başka zemin üzerine yapıştırılmasıyla oluşturulan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Türkçede "kâğıt oyma" olarak da bilinen bu sanat, Arapça'da "kat’ı" olarak adlandırılmıştır. Osmanlı döneminde de bu terim kullanılmıştır. Katı' sanatı, geleneksel Türk sanatları arasında önemli bir yere sahiptir ve özellikle yazma eserlerin ciltlerinde estetik bir değer katması için kullanılmıştır.
TR
Nida Öztürkmen

Ebru, içine konan boyalar yüzünde kalacak şekilde kitre ile hazırlanmış, yoğunlaştırılmış bir sıvının üzerindeki renklerin birbiriyle kucaklaşarak kaynaşmasının, kağıda aktarılmasıyla oluşan bir sanat türüdür. Eşsiz eserlerin çıkmasına sebep olan bu sanat türünde; kağıt üzerine çıkan hâre, dalga, damar vb. süslerin yanı sıra, bu işin ustaları büyük bir hüner göstererek tezyînî şekiller, karanfil, lâle gibi çiçekler de yapmışlardır. Ebru Sanatına başlarken. (T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı) " ima
TR
ÇİĞDEM ALPARSLAN

Durağan mahraması, Sinop’un Durağan ilçesine özgü, köklü bir el dokumacılığı geleneğinin ürünü olan geleneksel bir tekstil sanatıdır. Yörede geçmişte hemen her evde kadınlar tarafından dokunan bu kumaşlar, havlu veya tel kuşağı olarak kullanılmış, ancak teknolojik gelişmeler ve değişen yaşam koşulları nedeniyle üretimi zamanla azalmıştır. Günümüzde, Durağan mahraması sınırlı sayıda evde ve Sinop Halk Eğitim Merkezi ile Durağan Kadınları Kalkındırma Derneği bünyesindeki kurslarda yaşatılmaya çalı
TR
Elif Laçin

Olgunlaşma Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nde geleneksel Türk el sanatları ve giyim kültürünün korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla faaliyet gösteren eğitim ve üretim kurumlarıdır. Atölye temelli bir yapıya sahip olan bu kurumlarda araştırma, tasarım, üretim ve tanıtım süreçleri bir arada yürütülmektedir. Geleneksel sanatlar ile çağdaş tasarım anlayışını birleştiren enstitüler, kültürel mirasın sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar gerçekleştirmekte ve uygulama
TR
Elif Laçin

Sadrettin Özçimi (1955, Konya), Türk musikisi ve geleneksel sanatlar alanlarında çalışan bir sanatçıdır. Ney icrası, ebru sanatı ve tespih yapımıyla ilgilenmiştir. İstanbul Devlet Klâsik Türk Müziği Korosu’nda uzun yıllar görev yapmış; yurtiçinde ve yurtdışında konser ve eğitim faaliyetlerinde bulunmuştur. Gençliği ve Eğitimi Çocukluk ve Gençlik Sadrettin Özçimi, 1955 yılında Konya’da doğmuştur. Babası Fevzi Özçimi, Sadettin Kaynak ve Münir Dede’nin öğrencilerindendir. Ailesinin musikiyle ilgili
TR
Amine Sevde Özcan
YaKöken “Yaldız” kelimesi, Eski Türkçe yaldır- (parlamak) fiilinden türemiştir ve yulduz (yıldız, parıltı) kelimesiyle eş kökenlidir. Kullanım Alanları Akademik: Sanat tarihi, geleneksel el sanatları, restorasyon ve dekoratif tasarım alanlarında kullanılır. Altın veya altın görünümlü süsleme tekniği olarak incelenir. Mimari bezemelerde, minyatürlerde ve kitap süslemelerinde sıkça yer alır. Kültürel: Edebiyat, halk şiiri, mimari ve geleneksel sanatlarda zenginlik, gösteriş, dış güzellik anlamlarınd
TR
İbrahim Filiz

Hakkâri Kilim is a type of woven textile unique to Hakkâri province in southeastern Türkiye, produced using traditional weaving techniques and imbued with cultural and symbolic meanings. It has been registered as a geographical indication under Law No. 6769 on Industrial Property and granted protection on 16 May 2023. The registered owner is the Hakkâri Chamber of Commerce and Industry. Registration Details The Hakkâri Kilim has been registered as a geographical indication under Law No. 6769 on
EN
Elif Laçin

Sen hiç koca bir taşın içinde kahve çekirdeklerinin nasıl ezildiğini gördün mü? Dibek kahvesi, aslında bir kahve pişirme yöntemi değil, kahvenin taş kaplarda dövülerek toz hâline getirilme biçimidir. Eskiden kahve değirmenleri henüz icat edilmemişken insanlar kahvelerini bu geleneksel ve zahmetli çalışmalarla hazırlarmış. Taş Kaplardaki Yolculuk Dibek kahvesi yapmak için öncelikle kahve çekirdekleri yavaş bir şekilde kavrulur. Kavrulan bu çekirdekler, dibek adı verilen ve taştan yapılmış içi çuk
TRgamze halil
BeBeypazarı Yaşayan Müze, Türkiye’de uygulamalı müzecilik anlayışının öncüsü olarak, 23 Nisan 2007 tarihinde eğitimci ve kültür bilimci Dr. Zehra Sema Demir tarafından kurulan müzedir. Dr. Demir, Anadolu kültürünün somut ve somut olmayan unsurlarını yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla bu müzeyi hayata geçirmiştir. Müze, kurulduğu günden itibaren sadece eser sergilemekle kalmayıp, ziyaretçilerin kültürel deneyimlere aktif olarak katılmasını sağlayan bir platform olmuştur. Mimar
TR
Meltem Saraç