
Bazı çocuklar erken büyür.Kimseye yük olmamayı öğrenirler.Ağlamamayı, istememeyi, idare etmeyi…Dışarıdan bakıldığında “ne kadar güçlü”, “ne kadar olgun” denir.Oysa bazen bu güç, duyulmayan bir ihtiyacın üzerini örten sessiz bir çığlıktır.Çünkü bir çocuğun kendi başına yetebiliyor gibi görünmesi, gerçekten yeterince desteklendiği anlamına gelmez.Bazen en çok yardıma ihtiyacı olanlar, hiç yardım istemeyenlerdir.Bazı çocuklar erken yaşta sorumluluk alır. Kendi işini kendi görür, yardım istemez, sor
TRZeynepnur Karagülle

Hiç emek vermeden, ter dökmeden harika bir başarıya ulaşmak mümkün müdür? "Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz" ifadesi, bir işin hazırlık ve uygulama süreçlerinde emek vermeyen kişilerin, o işin sonuçlarından yararlanma hakkı olmadığını belirten bir atasözüdür. Bu söz, bir alanda başarı kazanmak veya bir ürün elde etmek için öncelikle o işe yoğunlaşılması gerektiğini vurgular. Toplumda iş üretmeyen veya sorumluluk almayan kişilerin, elde edilen verimli sonuçlarda pay sahibi olamayacağı bu
TRAyşenur UZUN

"Aydın, Toplum ve Tarih", günümüz Türk düşünce hayatının çok yönlü şahsiyetlerinden Prof. Dr. Hüsrev Hatemi (d. 1938) tarafından kaleme alınmış ve Dergâh Yayınları'nın "Türk Edebiyatı" serisi kapsamında yayımlanmış, aydın kavramını, aydının toplumsal sorumluluklarını ve tarihle olan ilişkisini ele alan deneme ve düşünce kitabıdır. Kitap, özellikle aydın tanımını ve aydının kendi toplumuna karşı taşıdığı sorumluluğu sorgulamasıyla dikkat çekmektedir. Kasım 1998'de ilk baskısını yapan eser, 286 sa
TR
Muhammed Samed Acar
Ya*editYapay Zeka Hukuku, yapay zekanın (AI) geliştirilmesi, kullanılması ve toplumsal etkileriyle ilgili yasal ve etik konuları ele alan, hızla gelişen bir hukuk alanıdır. AI teknolojilerinin hayatın çeşitli alanlarına entegre olmasıyla birlikte, mevcut hukuk sistemlerinin bu yeni teknolojilerin getirdiği benzersiz zorluklara ve fırsatlara nasıl yanıt vermesi gerektiği konusunda önemli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Bu alan, AI'nın hukuki statüsünden, AI kaynaklı zararların sorumluluğuna, AI'nın t
TRYunus Emre Yüce
HaKökeniArapça kökenli bir kelimedir. Arapça “yüklenip taşımak” haml (ﺣﻤﻞ) kelimesinden türemiştir. Kelime bu anlamıyla Türkçeye geçmiştir.Kullanım AlanlarıGeleneksel meslekler: Özellikle büyük şehirlerin hanlarında, limanlarında, pazar yerlerinde ve nakliye alanlarında fiziksel güçle çalışan emekçi bireyler için kullanılır.Sosyal sınıf ve iş gücü tartışmalarında: Emek sömürüsü, fiziksel iş gücü ve ağır iş koşulları konularında “hamallık” kavramı sembolik anlam kazanır.Gündelik dilde mecazi kullan
TRElanur Elmas Hizal

Bu atasözü, bir şeydeki problemin veya yolunda gitmeyen durumun, en tepedeki kişiden veya yöneticiden kaynaklandığını anlatır. Tıpkı bir balığın bozulmaya en çabuk kafasından başlaması gibi. Bu durum, bir ailede veya bir grupta, liderin tutumunun tüm grubu etkilediğini gösterir.🤔 Nereden Gelir?Bu atasözü, eski zamanlardan beri deniz kenarında yaşayan insanların balıklarla ilgili gözlemlerinden doğmuştur. Balıklar, yakalandıktan sonra hızla bozulmaya başlar. Balığı kontrol edenler, tazeliğini an
TR
Nida Üstün

Beş Faktör Kuramı, kişilik psikolojisi alanında bireylerin kişilik özelliklerini beş temel boyut üzerinden tanımlayan ve ölçen bir kişilik kuramıdır. Kuram, kişilik özelliklerini geniş ve evrensel bir yapıda ele alarak bireylerin davranış, duygu ve düşünce kalıplarını anlamayı amaçlamaktadır. Beş Faktör Kuramı, kişilik araştırmalarında yaygın şekilde kullanılan bir çerçeve sunmaktadır.Beş Faktör Kuramının Tarihçesi ve GelişimiBeş Faktör Kuramı, 20. yüzyılın ortalarından itibaren kişilik özellikl
TR
Nida Üstün
YüKökenYüküm kelimesi, Türkiye Türkçesindeki yük- köküne, türetme eki olan +üm getirilerek oluşturulmuş yeni bir isimdir. Türkçedeki klasik yapıdan sapma gösterse de, "yükümlülük" anlamına gelen kısa ve pratik bir biçim olarak türetilmiştir. "Yüküm" sözcüğü bu anlamıyla mecazlaşarak, bireysel ya da kurumsal sorumlulukları tanımlamak için kullanılır.Kullanım AlanlarıHukuk: Kanun ve yönetmeliklerde bireylerin ya da tüzel kişilerin yerine getirmesi gereken zorunlulukları belirtmek için kullanılır.Kam
TR
Tuğba Aygün
KüKökenArapça kökenli bir kelimedir. "Külfet" kelimesi Arapça k-l-f kökünden türemiştir.Kullanım AlanlarıEdebiyat: Zahmet, fedakârlık ya da dünya meşguliyetleri gibi temaları anlatırken mecaz anlamda kullanılır.Dinî Metinler: İslam’ın insanlara külfet yüklememesi prensibi bağlamında geçer.Hukuk / Toplum: Görev, sorumluluk veya yükümlülük anlamında sosyal sorumluluk dilinde kullanılır.
TR
Muhammed Said Alevcan

The idiom "to wear a shirt made of fire" means to take on a very difficult or dangerous task or responsibility. It describes a person enduring great hardship, distress, and sacrifice in pursuit of a goal. Just as the pain from wearing a shirt on fire would be unbearable, this idiom emphasizes the immense weight of such a responsibility.Where Does It Come From?The popularization of this idiom is linked to the 1922 novel Ateşten Gömlek by the renowned writer Halide Edip Adıvar. In this novel, the
EN
Nida Üstün