
N‑asetilsistein (NAC), sisteinin asetillenmiş bir türevi olan ve mukolitik ile antioksidan özelliklere sahip bir bileşiktir. Hücre içi glutatyon sentezinde yer alarak oksidatif stresin azaltılmasına katkı sağlar ve solunum yollarında mukusun viskozitesini düşürerek sekresyonların atılmasını kolaylaştırır. Klinik uygulamada NAC, özellikle parasetamol doz aşımına bağlı karaciğer toksisitesinin tedavisinde standart bir antidot olarak kullanılmaktadır【1】.Tarihçe ve GelişimN-asetilsistein, ilk olarak
TRAhmed Faruk ERTÜFEKÇİ
MeKöken Merhem kelimesi, Türkçeye Farsça marham (veya malham) ya da Arapça malġam (veya malham) sözcüklerinden geçmiştir. Bu kelimeler "alaşım, bulamaç, krem" anlamlarına gelir. Sözcüğün kökeni ise Eski Yunancada "yumuşatıcı bileşim" (özellikle sepicilikte kullanılan) manasındaki málagma kelimesine dayanır. Bu sözcük, "yumuşatmak" anlamındaki malássō fiilinden türetilmiştir ve nihai kökeni Hint-Avrupa ana dilindeki "gevşemek, yumuşamak" anlamı taşıyan *mel- köküne kadar uzanır.Kullanım AlanlarıTıp
TR
Tuğba Aygün
ŞuKökenŞurup kelimesi, Arapça şurb (شرب) “içki, içiş” sözcüğünden gelir. Bu da “içmek” anlamındaki şariba fiilinden türetilmiştir.Kullanım AlanlarıGıda/Tatlıcılık: Tatlıların üzerine dökülen şekerli sıvılar veya tatlandırıcılar anlamında kullanılır.İlaç olarak: Özellikle çocuklara verilen sıvı formdaki ilaçları tanımlamak için kullanılır.İçecekler: Meyve özleri ve şekerle yapılan, serinletici ya da geleneksel içecekleri tanımlamak için kullanılır.
TRBelinay Başak Polat
FaKökenFarmakoloji: Fransızca pharmacologie “ilaç bilimi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük, Eski Yunanca phármakon φάρμακον “ilaç, panzehir, zehir” anlamına gelen sözcükten türetilmiştir. Yunanca kökenli phármakon, hem tedavi edici hem de zehirleyici madde anlamında çift yönlü bir kavramı içerir ve zamanla yalnızca tıbbi tedavide kullanılan ilaçları kapsayan bir anlam kazanmıştır.Kullanım AlanlarıBilimsel Terim Olarak: Canlı organizmalar üzerinde ilaçların etkisini inceleyen bilim dalını belirtmek
TR
Hüseyin Barış Oymak

İlaç salınımı, vücuda verilen bir etkin maddenin dozaj formundan (örneğin tablet, kapsül, implant) kontrollü veya kontrollü olmayan koşullarda dışarı çıkıp etki etmesi sürecini tanımlar. Bu süreçte üç temel adım vardır: dozaj formunun parçalanması (disintegration), parçacıkların ayrılması (disaggregation) ve çözünmesi (dissolution).Kontrollü Salınım SistemleriKontrollü salınım sistemleri, etkin maddeyi önceden belirlenmiş hızda ve plazmada sabit seviyede tutmayı amaçlar. Hasta uyumunda %40-85 or
TR
Kübra Kaya
FaFarmakovijilans, farmasötik ürünlerin ve tıbbi ilaçların kullanımıyla ortaya çıkabilecek advers (istenmeyen) etkilerin ve ilaca bağlı gelişebilecek diğer tüm sorunların saptanması, değerlendirilmesi, anlaşılması ve önlenmesi amacıyla yürütülen bilimsel çalışmalar ve faaliyetler bütünüdür. İlaçların piyasaya sürülmesinden sonraki yaşam döngüleri boyunca sürekli olarak izlenmesini sağlayan bu disiplin, klinik uygulamalarda ve halk sağlığı düzeyinde hasta güvenliğini tesis etmeyi amaçlar. İlaç kull
TRAziz Özpınar

İlaçlarda kümülatif etki, bir ilacın tekrarlayan dozlar sonucunda vücutta birikmesi veya etkisinin zaman içinde giderek artması durumunu ifade eder. Bu durum, uygulanan her yeni dozun, önceki dozlardan vücutta kalan ilaç miktarıyla birleşmesi sonucu ortaya çıkar. Kümülatif etki, yalnızca ilacın vücutta fiziksel olarak birikmesiyle sınırlı değildir; aynı zamanda ilacın oluşturduğu biyolojik etkinin zamanla artması şeklinde de gözlenebilir. Bu nedenle kavram, hem farmakokinetik süreçleri hem de fa
TRAyten Aydın
KoKontrendikasyon Kontrendikasyon, bir ilacın, tedavi yönteminin veya tıbbi bir girişimin belirli durumlarda kullanılmasının sakıncalı ya da riskli kabul edildiği klinik durumları ifade eden tıbbi bir kavramdır. Bu durumlar, ilacın uygulanması hâlinde hastada ciddi yan etkilerin ortaya çıkma olasılığı veya mevcut hastalığın kötüleşmesi nedeniyle tedavinin uygun görülmediği koşulları kapsar. Kontrendikasyonun Belirlenmesi Bir ilacın kontrendikasyonları, klinik araştırmalar, farmakolojik veriler ve
TRSevde Sude Alkan
ANAntikolinesteraz, asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz enzimlerinin aktivitesini inhibe eden bileşikler veya bu etkiyi ifade eden biyokimyasal bir özelliktir. Bu enzimler sinir iletiminde görev alan asetilkolinin hidrolizinden sorumludur. Antikolinesteraz aktivite, söz konusu enzimlerin baskılanması yoluyla asetilkolin düzeyinin artmasına neden olur ve bu durum çeşitli biyolojik etkilerle ilişkilendirilir.Antikolinesteraz Aktivitenin Biyokimyasal TemeliAsetilkolinesteraz ve bütirilkolineste
TRbeyda bulutcu
İlKökenArapça ilâc (tedavi) kelimesinden türetilmiştir.Kullanım AlanlarıTıp: Hastalıkların tedavisinde kullanılan maddeler. Psikoloji ve Ruh Sağlığı: Zihinsel veya duygusal iyileşmeyi sağlayan tedavi maddeleri. Tarım: Bitkilerin hastalıklarına karşı kullanılan kimyasal veya doğal maddeler.
TR
Esra Can