
Years ago, in those innocent childhood years before the full weight of life had settled on his shoulders, little Gülcan breathed in the spiritual atmosphere of Üsküdar. One day, in the presence of Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, he fell asleep within that serene silence. In his dream, Hüdayi Hazretleri appeared before him. A voice full of glad tidings echoed through the room: “You will have a son; name him Duabey. Then you will have another son, Miraçbey; and if you have a daughter, name her Duan
EN
Gözde Cabadak

Yıllar önce, henüz hayatın tüm yükünün omuzlarına binmediği o masum çocukluk yıllarında, küçük Gülcan Üsküdar’ın o manevi havasını soluyordu. Bir gün Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin huzurunda, o huzurlu sessizliğin içinde uyuya kaldı. Rüyasında bizzat Hüdayi Hazretleri belirdi karşısında. Müjde dolu bir sesle yankılandı o oda: “Bir oğlun olacak, adını Duabey koy. Sonra bir oğlun daha olacak Miraçbey, sonra da bir kızın olursa, onun da adı Duanaz olsun.”Küçük Gülcan uyandığında, kalbi yerinden
TR
Gözde Cabadak