
The Annales School, which emerged in France in the early 20th century, brought a strong critique to traditional event-centered approaches in historiography. The founders of this school, Lucien Febvre and Marc Bloch, found it inadequate to narrate history solely through political events and great leaders, arguing that social structures, economic relations, and cultural dynamics shape the historical process. Developing an interdisciplinary approach intertwined with social sciences, the Annales Sch
EN
Mehmet Salih Çoban

Önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi tarih anlatıları çoğu zaman iktidar merkezli bir çerçeveye yaslanır: Liderler, savaşlar, diplomasi ve “büyük kararlar” ön plandadır. Annales Okulu, Marksizm gibi yaklaşımlar ise bu ölçeği tersine çevirebilir. Geçmişi ve/veya tarihi gerçekten kim/ne şekillendirir; komutanlar mı, yoksa gündelik hayatın, toplumun maddi altyapısı mı? Ya da daha genel çerçevede insan dışı doğal yapılar mı?Bu tersten okumalardan biri de temel gıda/tarım ürünleri üzerinden geçmişe
TR
Mehmet Salih Çoban

As I mentioned in my previous writings, historical narratives often rely on a power-centered framework: leaders, wars, diplomacy, and “great decisions” take center stage. Approaches such as the Annales School and Marxism, however, can reverse this scale. Who or what truly shapes the past: commanders, or the everyday life and material infrastructure of society? Or, more broadly, non-human natural structures?One such reversal involves approaching the past through staple foods and agricultural prod
EN
Mehmet Salih Çoban
GüGündelik hayatın tarihi; insanların geçmiş dönemlerdeki günlük yaşam pratiklerini, rutin davranışlarını, alışkanlıklarını, sosyal ilişkilerini ve kültürel faaliyetlerini konu edinen tarihçilik yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, geleneksel tarih yazımındaki siyasi, askerî ve diplomatik odak noktalarının dışında kalan, sıradan insanların yaşam biçimlerini merkeze koyar ve Almanca literatürde Alltagsgeschichte olarak ifade edilir. Bu Almanca kelime diğer dillerdeki tarihyazımlarında da kendine yer bulmuştu
TR
Mehmet Salih Çoban