Bu madde henüz onaylanmamıştır.
Gönüllülük; kısa tanımıyla bir bireyin toplumsal fayda üretecek bir çalışmaya herhangi bir karşılık beklemeden katılması, emek ve zaman ayırmasıdır. Peki birey herhangi bir karşılık beklemeden katıldığı halde gönüllülük yaptığı işten gerçekten bir çıkar elde etmez mi? Aslında günlük hayatımızdaki her ilişkimizde kendi çıkarımızı gözetmez miyiz? Kişi iyiliğinin karşılığını öbür dünyada alacağına inanarak iyilik yaparsa yine de kendi çıkarı için yapmış sayılmaz mı? Felsefeye biraz fazla daldık, vakti olanları bu konuda tartışmaya davet ediyorum ancak şimdi gelin gönüllülüğün bireye ve topluma faydalarını inceleyeceğimiz yazıya bir göz atalım.
Öncelikle belirtmek isterim ki yardımseverlik, hayırseverlik ve gönüllülük her ne kadar birbirleriyle bazı noktalarda kesişseler de üçü de başka anlamlara gelmektedir. Türk halkı şüphesiz ki yardımsever bir millettir. Elinde ağır eşya taşıyan birine, yabancı bir yerde yolunu bulamayan vatandaşa, yazın susuz kalmış sokak hayvanlarına ve yardıma ihtiyacı olan daha bir çok canlıya eminim ki bir çoğumuz yardım ederiz. Aynı şekilde maddi durumu iyi olmayan bireylere de gücümüz yettiğince destek olmaya çalışırız. Ancak organize bir şekilde grup halinde ya da bireysel olarak bir sosyal sorumluluk hareketine katılma konusunda aynı performansı gösteremiyoruz. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki gönüllülük oranı nüfusun %7’sini geçmemektedir. Detaylı araştırma yapmak için İstanbul Bilgi Üniversitesi, UNDP, STMU ve TEGV tarafından yürütülen çalışmalara yazının sonundaki kaynakçadan ulaşabilirsiniz.
Mevcut durumun sebepleri uzun uzadıya tartışılıp pek çok bahane bulunabilir. Ancak bizi kurtaracak olan şey bahaneler değil çözümlerdir. Zira hepimizin gözlemlediği üzere hafta sonları alışveriş merkezleri, eğlence mekanları, sahiller ve kafeler dolup taşmakta. Halkın büyük bir çoğunluğu özellikle de gençlerin büyük bir kısmı vaktini bu ortamlarda geçirmektedir. Tabi ki sevdiklerimizle vakit geçirmek, gezmek, eğlenmek hepimizin hakkı ve ihtiyacı. Ancak vaktimizin belirli bir kısmını gönüllülük faaliyetlerine ayırabileceğimize eminim. Hatta gönüllülük faaliyetinin sürdürülebilir olması için bazen gönüllülük yaparken keyifli vakit geçirebilmek gerekir. Örneğin evli bir çift hafta sonu beraber vakit geçirebilecekleri bir aktivite olarak fidan dikme, lösemili çocuklar için oyuncak/örgü örme, evsiz bireyler için yemek dağıtımı yapan bir dernekte yemek pişirme vb. şeklinde daha birçok gönüllü faaliyette bulunabilir. Bunun gibi faaliyetler yüksek fedakarlık gerektirmediği ve duygusal yönden gönüllüyü yıpratmadığı için toplumumuzdaki pek çok birey tarafından kolaylıkla katılınabilecek faaliyetlerdir. Pek çok vakıf/dernek tarafından bu tarz etkinlikler sosyal sorumluluk projelerinde araç olarak kullanılmaktadır. Gönüllülük yapılabilecek alanlar o kadar fazladır ki müzelerde, barınaklarda, milli parklarda, kültürel ve tarihi alanlarda ve daha birçok farklı alanda çeşitli görevler alarak gönüllülük yapılabilir.
Buradan konuyu gönüllülüğün toplumsal ve bireysel faydalarına bağlayalım. Öncelikle birey katıldığı gönüllü faaliyetler süresince kendisini daha iyi tanır ve kendini gerçekleştirme yolunda bir adım daha atmış olur. İletişim becerileri, yardımlaşma, kendini ifade etme, karşındakini anlama, hızlı aksiyon alma vb. sosyal becerilerini geliştirme fırsatı bulur. Ayda en az 3,5 - 4 gününü gönüllü faaliyetlere ayıran bireyler ise sorumluluk almaya ve diğer gönüllülere yardımcı olmaya başlayacağından organizasyon becerileri, takım çalışması, uyum sağlama, analitik düşünme, kriz yönetimi vb. becerilerini geliştirir. Ve asıl önemli olan ise birey gönüllülük faaliyetlerinde bulunmaya devam ettikçe, tüm toplumlar ve insanlar için yeri doldurulamaz derecede önem arz eden empati yeteneğini geliştirir. Zira toplumdaki her sorunun en derinine inildiğinde empati yoksunluğu yatmakta ve orada mışıl mışıl uyumaktadır çünkü empati yeteneği toplumda pek az birey tarafından kullanılmaktadır. Empati ise bireyde farklılıklara saygı duymayı, ön yargıları yıkmayı, bencilliği azaltmayı, yardımlaşma kültürünü arttırmayı, olaylara farklı perspektiflerden bakabilmeyi ve sayamayacağım kadar fazla sayıda faydalı davranışı geliştirmeyi sağlar. Uzun lafın kısası, gönüllülük faaliyetlerinde bulunmak toplumsal çürümeyi durdurmaya katkı sağlayacak bir çözümüdür. Yerli ekonominin, kendi kendimize yetebilmenin gizli forvetidir. Toplumsal dayanışmanın, birlik ve beraberliğin bel kemiğidir. Gönüllülük faaliyetlerinde bulunmak dolaylı olarak birçok olguyu iyi yönde etkiler. Birbirimize en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde gönüllülük faaliyetlerinde bulunmanın birey ve toplum üzerindeki etkisinin farkında olunmadığını düşündüğüm için bu yazıyı yazmak istedim. Toplumsal refah ve daha iyi bir Türkiye için gönüllülük faaliyetlerine gereken önemi gerek devlet nezdinde gerek örgütsel gerekse bireysel olarak göstermeliyiz. Buraya kadar yazıyı okuyanlara teşekkür ediyor ve yazının faydalı olmasını diliyorum. Teşekkür ederim.
https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/gonulluluk
https://bilgiyay.com/wp-content/uploads/2020/11/GONULLULUK-291120.pdf
https://tegv.org/arastirmalar
https://tusev.org.tr/turkiyede-gonulluluk-raporu-yayimlandi/
https://www.undp.org/tr/turkiye/publications/turkiyede-gonulluluk-gonullulugun-rolunun-ve-katkilarinin-kesfedilmesi