Bu madde henüz onaylanmamıştır.
Sürdürülebilir kalkınma; çevre değerlerinin ve doğal kaynakların savurganlığa yol açmayacak biçimde akılcı yöntemlerle, bugünkü ve gelecek kuşakların hak ile yararları gözetilerek kullanılması ilkesinden ödün vermeksizin ekonomik gelişmenin sağlanmasını amaçlayan dünya görüşüdür. Kavram, en yaygın kabul gören haliyle 1987 yılında Dünya Ekonomik Kalkınma Komisyonu (WCED) tarafından hazırlanan Brundtland Raporu'nda "gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden günümüzün ihtiyaçlarını karşılayan kalkınma" olarak tanımlanmıştır. Sürdürülebilirlik terimi köken olarak ekoloji bilimine dayanmakta olup ekosistemin uzun vadede kendini sürdürmesi için gereken koşulları ifade eder. Bu bağlamda sürdürülebilir kalkınma; insan ihtiyaçlarını karşılamak, sosyal eşitliği sağlamak ve çevresel sınırlara saygı göstermek şeklinde üç temel ahlaki zorunluluk üzerine inşa edilmiştir.

Sürdürülebilir Kalkınma(AA)
Sürdürülebilir kalkınma düşüncesinin kökenleri 18. yüzyıla, özellikle Carlowitz'in 1713'te orman bilimleri üzerine yazdığı çalışmalara kadar uzanmaktadır. 19. yüzyılda Thomas Malthus'un nüfus ve kaynak ilişkisi üzerine çalışmaları ile W. Stanley Jevons’un kömür rezervlerinin tükenmesine dair endişeleri kavramın düşünsel temellerini oluşturmuştur. Modern anlamda sürdürülebilirlik tartışmaları, 1960'lı yılların ortalarından itibaren kâr oranlarındaki düşüş ve sermaye birikimi krizleriyle paralel olarak küresel ısınma ve kaynak tükenmesi olgularının gündeme gelmesiyle ivme kazanmıştır.
Uluslararası platformda ilk önemli adım 1972 yılında Stockholm’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Çevresi Konferansı ile atılmıştır. Aynı yıl Roma Kulübü tarafından yayımlanan "Büyümenin Sınırları" raporu, kontrolsüz ekonomik büyümenin biyofiziksel sınırlara çarpacağı uyarısında bulunmuştur. 1987 yılındaki Brundtland Raporu kavramı küresel bir siyasi vizyon haline getirmiş; 1992 Rio Dünya Zirvesi ise 21. yüzyıl eylem planı olan "Gündem 21"i kabul ederek sürdürülebilir kalkınmayı resmi bir hükümet politikası düzeyine taşımıştır. Süreç, 2000 yılında Milenyum Kalkınma Hedefleri (MDG) ve 2015 yılında kabul edilen 17 maddelik Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG) ile devam etmiştir.
Sürdürülebilir kalkınma, birbirini tamamlayan ve dengelenmesi gereken üç ana boyuttan oluşmaktadır:
İşletmeler açısından bu yaklaşım, sadece kâr maksimizasyonuna değil; çevresel ve sosyal etkilere de eşit odaklanmayı gerektiren "Üçlü Alt Çizgi" (Triple Bottom Line) kavramıyla tanımlanmaktadır.
Sürdürülebilirliğin içeriği konusunda literatürde iki temel kuramsal ayrışma bulunmaktadır:
Enerji, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarının kesişim noktasında yer alan temel girdidir. Fosil yakıtların sınırlılığı ve çevreye verdiği zararlar; güneş, rüzgâr, hidrolik, jeotermal ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını sürdürülebilirliğin temel alternatifi haline getirmiştir. Sera gazı emisyonlarının %80'inin enerji üretim ve tüketiminden kaynaklanması, düşük karbonlu ekonomiye geçişte temiz enerji teknolojilerinin kullanımını zorunlu kılmaktadır.
Sürdürülebilir kalkınma süreçlerini takip etmek amacıyla çeşitli gösterge setleri geliştirilmiştir. En yaygın kullanılan ölçüm yöntemleri arasında Çevresel Performans Endeksi (EPI), Pearce-Atkinson Sürdürülebilirlik Ölçümü, Yeşil Muhasebe uygulamaları ve Ekolojik Ayak İzi hesaplamaları yer almaktadır. Bu göstergeler, ülkelerin çevresel kaliteyi ekonomik büyümeyle ne ölçüde uzlaştırabildiğini niceliksel olarak ortaya koymaktadır.
Sürdürülebilir kalkınma modellerinin küresel ölçekte uygulanması, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ekonomik ve teknik kapasite farkları nedeniyle çeşitli engellerle karşılaşmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler için yoksullukla mücadele ve istihdam öncelikli hedefler olduğundan çevresel koruma stratejileri maliyetli bir süreç olarak görülebilmektedir. Ayrıca gelişmiş ülkelerin sanayileşme sürecindeki tarihsel sorumluluklarından kaynaklanan "ekolojik borç" kavramı, uluslararası iş birliğinde finansal ve teknik desteklerin önemini gündeme getirmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ekonomilerin geçmiş hatalarını tekrarlamadan "teknoloji atlaması" yaparak sürdürülebilir bir kalkınma patikasına girmeleri mümkündür ancak bu durum uluslararası dayanışma gerektirmektedir.
Gedik, Yasemin. "Sosyal, Ekonomik ve Çevresel Boyutlarla Sürdürülebilirlik ve Sürdürülebilir Kalkınma." International Journal of Economics, Politics, Humanities & Social Sciences 3, no. 3 (Yaz 2020): 196–215. Erişim tarihi 17 Nisan 2026.https://www.youtube.com/watch?v=7OSAF-qi2J4.
Gürlük, Serkan. "Sürdürülebilir Kalkınma Gelişmekte Olan Ülkelerde Uygulanabilir Mi?" Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi (Ekim 2010): 89–100. Erişim tarihi 17 Nisan 2026.https://www.youtube.com/watch?v=7OSAF-qi2J4.
Seydioğulları, Hatice Selcen. "Sürdürülebilir Kalkınma için Yenilenebilir Enerji." Planlama 23, no. 1 (2013): 19–25. Erişim tarihi 17 Nisan 2026.https://doi.org/10.5505/planlama.2013.14633.
Şahinöz, Ahmet. "Sürdürülemeyen 'Sürdürülebilir Kalkınma'." Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 8, no. 15 (2019): 83–101. Erişim tarihi 17 Nisan 2026.https://www.youtube.com/watch?v=7OSAF-qi2J4.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Sürdürülebilir Kalkınma" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Evrim ve Uluslararası Süreçler
Sürdürülebilir Kalkınmanın Boyutları: Üçlü Alt Çizgi
Kuramsal Tartışmalar: Hafif ve Güçlü Sürdürülebilirlik
Yenilenebilir Enerjinin Rolü
Ölçüm ve Göstergeler
Gelişmekte Olan Ülkeler ve Uygulama Zorlukları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.