Sirkeli Höyüğü

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline
thumbs_b_c_9c0da56653c8f32d419aefde0bcbe4fe.jpg

Sirkeli Höyük kazısı

Öne Çıkan Buluntular

Helenistik dönem seramikleri ve nekropol

Geç Tunç Çağı surları ve kaya kabartmaları

Silindir mühür

Pişmiş toprak figürinler

Kazı Tarihi

2006–günümüz: Mirko Novák (Bern Üniversitesi) ve ekibi

1992–1997: Barthel Hrouda ve H. Ehringhaus

1936: John Garstang (ilk kazılar)

Konum

Ceyhan Nehri'nin doğu kıyısı (Antik Pyramos)

Adana/Türkiye

Sirkeli Höyüğü, Adana il merkezinin yaklaşık 40 kilometre doğusunda, Ceyhan ilçesinin 10 kilometre güneybatısında, Ceyhan Nehri'nin (antik Pyramos) doğu yakasında konumlanmış büyük ölçekli bir yerleşim yeridir. Yaklaşık 300 x 400 metre boyutlarında ve 30 metre yüksekliğinde olan höyük, Mezopotamya ile Orta Anadolu arasında tarih boyunca önemli bir geçiş noktasında yer almıştır. Bu coğrafi konum, Sirkeli’yi hem bölgesel merkez hem de geçit yerleşimi hâline getirmiştir. Doğudan batıya uzanan antik yolların yanı sıra Amanos ve Misis Dağları arasındaki doğal geçitler, yerleşimin stratejik önemini pekiştirmiştir.


Yerleşimin eski adı kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı araştırmacılar Hitit metinlerinde geçen Lawazantiya kentinin Sirkeli ile özdeş olabileceğini öne sürmektedir. Kent, Puduhepa’nın memleketi olarak da kaynaklarda anılmakta, bu da onun dinsel ve siyasal rollerine işaret etmektedir. Nitekim, Lawazantiya'nın Tanrıça Šauška'nın kült merkezi olduğu da arşiv metinlerinden anlaşılmaktadır.


Arka planda kalan Sirkeli Höyük (Marosch Novák, Sirkeli Projesi, Bern Üniversitesi)

Kazı Çalışmaları

İlk kazılar, 1936 yılında Liverpool Üniversitesi adına John Garstang tarafından gerçekleştirilmiştir. 1990'lı yıllarda Barthel Hrouda'nın yönetiminde devam eden araştırmalar, 2006 yılından itibaren Dr. Deniz Yaşin ve Kültür ve Turizm Bakanlığından Servet Kocaçınar'ın gözetiminde, Bern Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mirko Novák başkanlığında sistematik biçimde sürdürülmektedir. Kazılar neticesinde höyüğün Geç Kalkolitik Çağ’dan (yaklaşık M.Ö. 4000) itibaren iskan gördüğü, Orta Tunç Çağı’nda genişlediği ve Geç Tunç ile Demir Çağlarında bölgenin en önemli yerleşimlerinden biri hâline geldiği tespit edilmiştir. Höyükte kazılar, sur duvarları, konut yapıları, seramik atölyeleri ve nekropol alanları gibi farklı arkeolojik birimler açığa çıkarmıştır.


Kilikya ovasındaki Tunç ve Demir Çağı yerleşimlerini, trafik yollarını ve kaya kabartmalarının bulunduğu yerleri gösteren harita (Susanne Rutishauser, Bern Üniversitesi)

Sirkeli Höyüğü’nün en dikkat çekici unsurlarından biri, Hitit Kralı II. Muwatalli’ye (yaklaşık M.Ö. 1290-1272) ait kaya kabartmasıdır. Bu betim, kralın Suriye Seferi sonrasında, muhtemelen Kadeş Savaşı dönüşünde yaptırılmıştır. Kabartmanın karşı yamacında yer alan Orta Çağ yapısı Yılan Kale, bu alanın tarih boyunca kontrol noktası olarak önemini koruduğunu gösterir.


Sirkeli Höyüğü’nde sürdürülen güncel kazılar, yalnızca mimari ve materyal kültür buluntularını değil, aynı zamanda bölgesel ticaret yollarını, kültürel etkileşimleri ve demografik yapıyı da aydınlatmayı hedeflemektedir. Jeofizik araştırmalar, uydu görüntüleri ve stratigrafik analizler sayesinde hem yukarı hem de aşağı şehir katmanlarının haritalandırılması ve kent planının daha ayrıntılı olarak ortaya konması mümkün hâle gelmiştir.

Buluntular

Sirkeli Höyüğü'nde gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, Kalkolitik Çağ’dan Erken Roma dönemine kadar uzanan uzun süreli bir iskâna işaret eder. Höyük, yalnızca çok katmanlı yerleşim dokusuyla değil, aynı zamanda sunduğu zengin buluntu çeşitliliğiyle de dikkat çeker. Söz konusu buluntular, hem yerel kültürel gelişimi hem de bölgesel etkileşimleri anlamada temel kaynaklar sunar.


Kalkolitik Çağ ve Erken Tunç Çağı’na tarihlenen en erken tabakalar, höyüğün doğusundaki kaya zemine yakın alanlarda belgelenmiştir. Bu döneme ait yerleşim izleri arasında yüzeyin hemen altında korunmuş mimari kalıntılar ve erken çanak çömlek örnekleri bulunur. Özellikle silindir mühür gibi objeler, Mezopotamya ile kurulan ticaret ve kültürel bağların varlığına işaret eder.


Orta Tunç Çağı boyunca yerleşimin hem büyüdüğü hem de kentleşme açısından daha karmaşık bir yapıya kavuştuğu görülmektedir. Bu dönemde çanak çömlek üretiminin yoğunlaştığı, höyüğün kuzeyindeki düzlük alanda yoğun seramik birikimleri ve üretim atıklarının bulunmasıyla anlaşılmaktadır. Ayrıca bu bölgede yapılan kazılarda büyük taş bloklarla tanımlanmış alanlar, bir nehir limanının varlığına dair ipuçları taşımaktadır.


Geç Tunç Çağı tabakaları, höyüğün kültürel ve siyasal öneminin en belirgin olduğu dönemdir. Bu evrede yerleşimin bir “aşağı şehir” ve “yukarı şehir” olarak ikiye ayrıldığı ve merkezi alanların surlarla çevrili olduğu görülür. Ceyhan Nehri'ne bakan kayalıkta yer alan II. Muwatalli’ye ait kaya kabartması, bu dönemin önemli buluntularındandır. Kabartmada kralın tanrıya dua eder şekilde tasvir edilmesi, hem politik hem de dini mesajlar içerir. Ayrıca 1994 yılında, muhtemelen III. Mursili (Urhi-Teşup) ya da Kurunta’ya ait ikinci bir kabartmanın izleri de belgelenmiştir.


Kale höyüğünün kuzeydoğunda bulunan Muwattalli II'nin rölyefi. (Fotoğraf: Alexander Ahrens, Sirkeli Projesi, Bern Üniversitesi.)

Demir Çağı’na tarihlenen buluntular arasında sur duvarları, konut yapıları ve çeşitli seramik formları öne çıkar. Özellikle “F alanı” olarak tanımlanan kazı sahasında, bu döneme ait savunma amaçlı bir sur yapısı açığa çıkarılmıştır. Söz konusu duvar, Demir Çağı’nın askeri mimarisine dair önemli bir örnek sunar. Bu dönem ayrıca, bölgenin Hitit sonrası siyasi yapısına dair maddi kültür verileri açısından da önem taşır.


Helenistik Dönem buluntuları höyüğün üst tabakalarında yoğunlaşmıştır. Bu döneme ait seramik parçaları, konut kalıntıları ve mezarlık alanı belgelenmiştir. Yürütülen çalışmalarda, bu döneme ait çok sayıda pişmiş toprak kap, içki ve saklama kapları ile gündelik kullanıma yönelik seramikler gün yüzüne çıkarılmıştır. Kazı alanındaki öğrenciler tarafından yürütülen çalışmalar, Helenistik seramik formlarının kataloglanmasına katkı sağlamıştır. Höyüğün kuzeybatısında yer alan Helenistik dönem nekropol alanı ise, dönemin defin pratiklerine dair bilgiler sunmaktadır.


Sonuç olarak, Sirkeli Höyüğü buluntuları; sadece bir yerleşim dokusu değil, aynı zamanda farklı dönemlere ait üretim, inanç, savunma ve gündelik yaşam pratiklerini yansıtan bir arkeolojik tabaka sunar. Bu çeşitlilik, höyüğün tarihsel süreç içindeki çok yönlü kimliğini göstermektedir.

Kaynakça

Kozal, Ekin ve Mirko, Novak. “Sirkeli Höyük Hitit Kabartması.” Aktüel Arkeoloji Dergisi, sayı 35 (2010): 35–38. Erişim adresi.


Efeoğlu, Ozan. "Sirkeli Höyüğü, arkeolog adaylarının bilimsel çalışmalarına da katkı sağlıyor.” Anadolu Ajansı. Son erişim: 3 Nisan 2025. Erişim adresi.


Efeoğlu, Ozan. "Sirkeli Höyüğü'nde Tunç ve Demir çağlarına ait kalıntılar gün yüzüne çıkarılıyor.” Anadolu Ajansı. Son erişim: 3 Nisan 2025. Erişim adresi.


Kozal, Ekin. Novak, Mirko.“Sirkeli Höyük – Çukurova’nın Stratejisi.” Arkeo Atlas Dergisi, sayı 9 (2010): 36–38. Erişim adresi.


Novák, Mirko. “Sirkeli Höyük. A Central Site and Gateway Community in Kawa/Kizzuwatna/Hiyawa.” News from the Lands of the Hittites: Scientific Journal for Anatolian Research 3-4 (2019-2020): 143–149. Erişim adresi.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarNazlı Kemerkaya3 Nisan 2025 10:17

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Sirkeli Höyüğü" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Kazı Çalışmaları

  • Buluntular

KÜRE'ye Sor