Bu madde henüz onaylanmamıştır.
Neo-neo tartışması, Uluslararası İlişkiler (Uİ) disiplininde özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde belirginleşen ve Neorealizm ile Neoliberal Kurumsalcılık arasındaki teorik yakınlıklar ve ayrışmalar etrafında şekillenen temel bir tartışma alanıdır. Bu tartışma, uluslararası sistemin işleyişini açıklamaya çalışan iki ana akım rasyonalist yaklaşımın hem rekabetini hem de ortak varsayımlarını ortaya koyması açısından disiplinin teorik gelişiminde kritik bir yer tutmaktadır.
Tartışmanın merkezinde, her iki yaklaşımın da uluslararası sistemi anarşik olarak kabul etmesi yer alır. Anarşi, dünya siyasetinde devletlerin üzerinde onları düzenleyen ve bağlayıcı kararlar alabilen merkezi bir otoritenin bulunmaması anlamına gelir. Bu ortak başlangıç noktası, iki teoriyi birbirine yakınlaştırsa da, devlet davranışlarını açıklama biçimlerinde önemli farklılıklar doğurur. Literatürde bu durum, neo-neo tartışmasının aslında “gerçek bir ayrışma mı yoksa aynı varsayımlar üzerinde farklı sonuçlara ulaşma mı” sorusunu gündeme getirmiştir.
Neorealizm, Kenneth Waltz’un 1979 yılında yayımlanan Theory of International Politics adlı eseriyle sistematik bir kuramsal çerçeveye kavuşmuştur.【1】 Waltz, uluslararası sistemi anarşik yapısı üzerinden açıklayarak devlet davranışını sistem düzeyinde ele almıştır. Bu yaklaşım, daha sonra John Mearsheimer tarafından geliştirilmiş ve özellikle güç maksimizasyonu, güvenlik rekabeti ve saldırgan realizm ekseninde daha sert bir realist yorumla genişletilmiştir.【2】
Neoliberal kurumsalcılık ise Robert Keohane’in 1984 tarihli After Hegemony çalışmasıyla teorik bir temel kazanmıştır.【3】 Keohane, uluslararası sistemde iş birliğinin mümkün olduğunu ve bu iş birliğinin uluslararası kurumlar aracılığıyla sürdürülebileceğini savunarak realist yaklaşımın sınırlayıcı varsayımlarına alternatif bir açıklama sunmuştur.
Neorealizm ve neoliberal kurumsalcılık, birçok temel varsayımı ortak şekilde paylaşır. Bu ortaklık, iki yaklaşım arasındaki tartışmanın çoğu zaman “gerçek bir ayrışma mı yoksa aynı teorik temel üzerinde farklı sonuçlar mı?” sorusunu doğurmasına neden olmuştur.
Her iki teoriye göre uluslararası sistemin temel aktörü devlettir ve analizler devlet merkezli bir bakış açısına dayanır. Devletler rasyonel aktörler olarak kabul edilir; yani çıkarlarını hesaplayan ve bu doğrultuda stratejik kararlar alan bir yapıya sahiptirler. Uluslararası sistem anarşik olarak tanımlanır; yani devletlerin üzerinde onları yönlendiren ya da bağlayıcı kararlar alabilen merkezi bir otorite bulunmaz. Ayrıca her iki yaklaşım da devlet davranışını bireysel lider özelliklerinden ziyade sistemin yapısal koşulları üzerinden açıklamaya çalışır.
İki yaklaşım arasındaki en temel ayrışma, devletlerin kazançları nasıl değerlendirdiği noktasında ortaya çıkar. Neorealizme göre devletler yalnızca kendi kazançlarını değil, diğer devletlere göre konumlarını da dikkate alır. Bu “göreli kazanç” anlayışı, iş birliğini sınırlayan önemli bir faktördür. Örneğin iki ülke arasında yapılan bir ticaret anlaşmasını düşünelim:
Ülke A: +10 ekonomik kazanç
Ülke B: +20 ekonomik kazanç
Neorealist bakış açısından Ülke A için asıl mesele kendi kazancı değil, Ülke B’nin daha fazla kazanmasıdır. Çünkü bu durum uzun vadede B’nin ekonomik ve askeri gücünü artırarak güç dengesini A aleyhine değiştirebilir. Bu nedenle A, iş birliğini riskli görebilir ve sınırlamak isteyebilir.
Neoliberal kurumsalcılığa göre ise devletler mutlak kazanca odaklanır. Aynı örnekte Ülke A’nın 10 birim kazanç elde etmesi, iş birliğini rasyonel ve sürdürülebilir kılar. Diğer taraf daha fazla kazansa bile A’nın kazanç sağlaması iş birliğini geçerli hale getirir.
Neorealist yaklaşım, uluslararası sistemi temelde güç politikası üzerinden açıklar. Devletler, anarşik bir ortamda varlıklarını sürdürebilmek için öncelikle güvenliklerini garanti altına almaya çalışırlar. Bu çerçevede uluslararası politika, sürekli bir rekabet ve güç dengesi arayışı içinde şekillenir.
Neorealizme göre devletler yalnızca elde ettikleri mutlak kazançları değil, aynı zamanda diğer devletlere kıyasla konumlarını da dikkate alırlar. Bu “göreli kazanç” mantığı, iş birliğini sınırlayan en önemli faktörlerden biri olarak görülür. Çünkü bir devlet, iş birliği sonucunda kazanç sağlasa bile diğer devletlerin daha fazla kazandığını düşündüğünde bu durumu güvenlik riski olarak algılayabilir. Bu nedenle uluslararası iş birliği, neorealist bakış açısından geçici, çıkar temelli ve kırılgan bir yapıya sahiptir.
Neoliberal kurumsalcılık ise aynı anarşi varsayımını paylaşmasına rağmen, uluslararası sistemde iş birliğinin mümkün ve sürdürülebilir olduğunu savunur. Bu yaklaşımda devletler rasyonel aktörlerdir; ancak yalnızca göreli kazançlara değil, mutlak kazançlara da önem verirler. Bu durum, iş birliğini daha mümkün hale getirir.
Neoliberal kurumsalcılara göre uluslararası kurumlar, devletler arası iş birliğini kolaylaştıran temel mekanizmalardır. Bu kurumlar bilgi akışını artırır, belirsizliği azaltır, davranışları izlenebilir hale getirir ve böylece güven inşasına katkı sağlar. Bu sayede devletler, kısa vadeli çıkar hesaplarının ötesine geçerek uzun vadeli ortak faydalar etrafında iş birliği geliştirebilirler.
Neo-neo tartışması, ilk bakışta iki farklı teorik yaklaşım arasındaki bir ayrışma gibi görünse de, literatürde yapılan birçok analiz bu iki yaklaşımın aslında önemli ölçüde ortak varsayımlara dayandığını ortaya koymaktadır. Her iki teori de rasyonalisttir, devlet merkezlidir ve uluslararası sistemi yapısal bir çerçevede ele alır.
Bu durum, tartışmanın disiplin açısından gerçekten bir ilerleme mi sağladığı yoksa teorik alanı daraltan bir çerçeve mi oluşturduğu sorusunu gündeme getirmiştir. Eleştirel değerlendirmelere göre neo-neo tartışması, Uluslararası İlişkiler teorisini büyük ölçüde pozitivist ve devlet-merkezli bir eksene sıkıştırmış; alternatif açıklama biçimlerinin (konstrüktivizm, eleştirel teoriler, Marksist yaklaşımlar gibi) görünürlüğünü sınırlamıştır.
Paris İklim Anlaşması, neo-neo tartışmasının somut bir uluslararası örneğini oluşturur ve hem iş birliği hem de ulusal çıkar gerilimini aynı anda gösterir.【4】 Anlaşmanın en temel mekanizması Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılar (NDC – Nationally Determined Contributions) sistemidir. Bu sistemde her devlet kendi emisyon azaltım hedefini kendisi belirler; bu nedenle bağlayıcılık düşük, gönüllülük ise yüksektir.
Bunun yanında Şeffaflık Çerçevesi (Transparency Framework), devletlerin sera gazı emisyonlarını düzenli olarak raporlamasını zorunlu kılar. Bu mekanizma, ülkeler arasında karşılıklı izleme ve güven inşasını amaçlar.Her beş yılda bir gerçekleştirilen Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake), ülkelerin kolektif ilerlemesini ölçer ve küresel hedeflerle uyum düzeyini değerlendirir. Böylece anlaşmanın uzun vadeli etkisi takip edilir.
Ayrıca COP (Conference of the Parties) toplantıları, anlaşmanın en üst siyasi karar alma ve müzakere platformunu oluşturur. Burada devletler yeni hedefler, finansman mekanizmaları ve uygulama süreçleri üzerine pazarlık yapar.Bu kurumsal yapı, neoliberal kurumsalcıların vurguladığı şekilde iş birliğini kolaylaştıran bir çerçeve sunarken, bağlayıcı yaptırımların sınırlı olması neorealistlerin öne sürdüğü ulusal çıkar ve güç dengesi hesaplarının devam ettiğini de göstermektedir.
Neo-neo çerçevesinin ötesinde geliştirilen eleştirel yaklaşımlar, bu tartışmanın sınırlarını genişletmektedir. Örneğin Eko-Marksist yaklaşım, iklim krizini kapitalist üretim ilişkilerinin yapısal bir sonucu olarak görürken; yeşil kapitalizm, piyasa mekanizmaları aracılığıyla çevresel sorunların çözülebileceğini savunur. Bu yaklaşımlar, neo-neo tartışmasının devlet merkezli ve rasyonalist çerçevesine alternatif açıklamalar sunar.
Neo-neo tartışması, Uluslararası İlişkiler disiplininde hem ortak teorik zemini hem de sınırlı ayrışma alanlarını ortaya koyan önemli bir rasyonalist çerçeve sunar. Neorealizm güvenlik, güç rekabeti ve göreli kazanç mantığı üzerine odaklanırken; neoliberal kurumsalcılık uluslararası kurumlar aracılığıyla iş birliğinin mümkün ve sürdürülebilir olduğunu savunur. Ancak her iki yaklaşımın da devlet merkezli, rasyonalist ve yapısalcı ortak varsayımlara dayanması, bu tartışmanın aynı zamanda disiplinin teorik sınırlarını da belirlediğini göstermektedir.
Daban, Cihan. “Uluslararası İlişkilerde Teorik Tartışmaların Yönteme Etkisi.” Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, no. 27 (2017/2): 190–227. Erişim: 28 Nisan 2026 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/616913
Pfefferle, Tim. “The Neo-Neo Debate in International Relations Theory: Progress or Regression?” E-International Relations., Son Erişim Tarihi. 28 Nisan 2026 https://www.e-ir.info/2014/01/09/the-neo-neo-debate-in-international-relations-theory-progress-or-regression/.
Ünver, H. Akın. 2017. “Paris İklim Anlaşmasına Teorik Yaklaşım: Neo-Neo Tartışması, Eko-Marksizm ve Yeşil Kapitalizm”. Uluslararası İlişkiler Dergisi 14 (54): 3-19. Son Erişim Tarihi: 28 Nisan 2026 https://doi.org/10.33458/uidergisi.513221https://doi.org/10.33458/uidergisi.513221
Ünver, Hamid Akın. Kadir Has Üniversitesi Akademik Yayın Kaydı (GCRIS). Kadir Has Üniversitesi. Erişim: 29 Nisan 2026. https://gcris.khas.edu.tr/entities/publication/704c3d5e-1968-44e9-a0f2-c4bd0275141a
[1]
Kenneth Waltz. “Theory of International Politics.” American Political Science Review 74, no. 4 (1980): 1072–1073. Erişim Tarihi: 30 Nisan 2026. https://dl1.cuni.cz/pluginfile.php/486328/mod_resource/content/0/Kenneth%20N.%20Waltz%20Theory%20of%20International%20Politics%20Addison-Wesley%20series%20in%20political%20science%20%20%20%201979.pdf
[2]
John Mearsheimer. “The Tragedy of Great Power Politics.” Perspectives on Politics 1, no. 2 (2003): 377–378. Erişim Tarihi: 30 Nisan 2026. https://www.academia.edu/35948150/John_J_Mearsheimer_The_Tragedy_of_Great_Power_Politics_W_W_Norton_amp_amp_Company
[3]
Robert Keohane. “After Hegemony: Cooperation and Discord in the World Political Economy.” Princeton University Press (1984). Erişim Tarihi: 30 Nisan 2026. https://ir101.co.uk/wp-content/uploads/2019/02/Keohane-1984-After-Hegemony.pdf
[4]
UNFCCC. “Paris Agreement, Article 13: Transparency Framework.” (2015). Erişim Tarihi: 30 Nisan 2026. https://unfccc.int/sites/default/files/english_paris_agreement.pdf
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Neo-Neo Tartışması" maddesi için tartışma başlatın
Kuramcılar ve Temel Eserler
Ortak Varsayımlar (Neo-Neo Yakınlığı)
Göreli Kazanç ve Mutlak Kazanç Ayrımı
Neorealizm Güvenlik, Güç ve Rekabet Mantığı
Neoliberal Kurumsalcılık İş Birliği ve Kurumsal Yapılar
Neo-Neo Tartışmasının Teorik Anlamı ve Eleştirisi
Paris İklim Anlaşması Gerçek Kurumsal Mekanizmalar
Eleştirel Yaklaşımlar ve Alternatif Perspektifler
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.