Maryam Mirzakhani
Hayal kurmayı ve kitap okumayı sever misin? Maryam da tıpkı senin gibi kitaplara bayılırdı! Aslında küçükken yazar olmak istiyordu ama o, sayıların ve şekillerin dünyasında yepyeni bir hikâye yazmayı seçti. O, dünyadaki en büyük matematik ödülünü kazanan ilk kadın olarak tarihe geçti. Hadi, bu harika bilim insanının hayatına yakından bakalım!

Maryam Mirzakhani (Küre Dijital Ansiklopedi)
Yazar Olmak İsteyen Kız, Matematiği Nasıl Sevdi?
Maryam, 1977 yılında İran'ın başkenti Tahran'da doğdu. Çocukken en büyük hayali bulabildiği bütün kitapları okumak ve ünlü bir yazar olmaktı. Her gece uyumadan önce zihninde, dünyayı dolaşan ve büyük işler başaran harika bir kızın hikâyelerini kurgulardı.
Ortaokula başladığında matematikle arası pek iyi değildi. Hatta öğretmeni onun bu konuda yeteneksiz olduğunu düşünmüştü. Başkalarının ne düşündüğünün çok önemli olduğu bu yaşlarda, bu durum Maryam'ın özgüvenini kırdı ve matematiğe olan ilgisini kaybetmesine neden oldu.
Ancak pes etmedi! Ertesi yıl, ona inanan ve onu cesaretlendiren yeni bir matematik öğretmeni sayesinde her şey değişti. O günden sonra matematikte adeta parlayan bir yıldız oldu. Maryam, matematiğin güzelliklerini görebilmek için biraz çaba harcamanın yeterli olduğunu anlamıştı.
Zaman Yolculuğu
Yaklaşık 30 yıl öncesine, 1994 yılına gidelim! Maryam lisedeyken, en yakın arkadaşıyla birlikte okul müdürüne gidip erkek öğrencilerin katıldığı zorlu matematik problem çözme derslerinin kendi okullarında da olmasını istediler. Müdürleri onlara destek oldu. Cesaretleri sayesinde Maryam ve arkadaşı, İran Matematik Olimpiyatları takımına giren ilk kız öğrenciler oldular ve Maryam altın madalya kazandı!
Devasa Kâğıtlara Neler Çiziyordu?
Maryam, matematiği aslında bir roman yazmaya benzetiyordu. Ona göre sayılar ve şekiller tıpkı bir hikâyenin karakterleriydi. Bu karakterleri zamanla daha iyi tanıyor, onların değişimini izliyor ve onlara tekrar baktığında ilk izleniminden çok farklı olduklarını görüyordu.
Çalışırken çok ilginç bir yöntemi vardı. Yere kocaman kâğıtlar serer, saatlerce bu kâğıtların üzerine eğilir ve çeşit çeşit şekiller çizerdi. Üç yaşındaki kızı Anahita, annesinin bu devasa kâğıtlara çizdiği şeyleri gördüğünde onun bir matematikçi değil, bir "ressam" olduğunu sanırdı! Çizim yapmak onun en zor problemlere bile odaklanmasını sağlıyordu.

Maryam Mirzakhani Çocukluğu (Matematiksel)
Üzerinde Düşündüğü Şekiller Neye Benziyordu?
Maryam'ın çözmeye çalıştığı problemler genellikle hiperbolik yüzeyler adını verdiği şekillerle ilgiliydi. Bu kelime kulağa biraz karmaşık gelebilir! Ama bunu şöyle hayal edebilirsin: İki veya daha fazla deliği olan, at eyerine ya da tuhaf kıvrımlı bir simide benzeyen geometrik şekiller.
Bu yüzeyleri normal dünyamızda inşa etmek zordur; onlar daha çok soyut, yani sadece matematik formülleriyle zihnimizde canlandırabileceğimiz gizemli alanlarda bulunurlar. Maryam, zihnindeki bu sihirli dünyayı kâğıda dökerek, birbiriyle asla kesişmeyen görünmez çizgilerin sayısını hesaplamayı başardı.
Matematiğin Nobel'i: Fields Madalyası Nedir?
Matematik dünyasında, sadece 40 yaşın altındaki çok başarılı bilim insanlarına 4 yılda bir verilen Fields Madalyası adında çok büyük bir ödül vardır. Bu ödül, "Matematiğin Nobel Ödülü" olarak bilinir. Maryam, inatçı kişiliği, hiç tükenmeyen azmi ve harika buluşları sayesinde 2014 yılında bu ödülü kazandı.
O, bu büyük ödülü kazanan ilk kadın ve ilk İranlı olarak tarihe geçti. İşin komik tarafı, ödülü kazandığını bildiren e-postayı ilk okuduğunda bunun bir şaka olduğunu veya hesabının bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildiğini düşünmüştü!

Maryam Mirzakhani Ödül Alırken (Matematiksel)


