KÜRE Ansiklopedi olarak size en verimli ve keyifli deneyimi sunmak için çerezlerden yararlanıyoruz.
İzniniz doğrultusunda, ziyaret geçmişiniz ve tercihlerinizi dikkate alarak içeriklerimizi ve hizmetlerimizi size özel hâle getirebiliriz. Eğer yalnızca temel çerezlere izin vermek isterseniz, bazı özellikler sınırlı çalışabilir.
9. sınıftaydık. O dönemler coğrafya dersi bizim için tam bir kapalı kutuydu, dersler pek iç açıcı gitmiyordu. 5. sınıftan beri en yakın dostum olan İrem’le her zamanki gibi okulun koridorlarındaydık. Bir gün, "Kirpi" lakaplı 11. sınıf öğrencisi bir abi yanımıza geldi. Saçlarından dolayı bu ismi almıştı ve bizim coğrafya hocasıyla arası iyiydi. Hocanın 9. sınıfların sınav kağıtlarını onların sınıfında unuttuğunu söyledi. "Kişi başı 5 lira verin, soruların fotoğrafını çekin," dedi. O zamanlar 5 lira büyük para... İrem’in yanında yoktu ama ben hem kendim hem onun için 10 lirayı gözden çıkardım. Sınavdan geçme arzusu, o anlık mantığımızın önüne geçmişti.

Görünmez olduğumuzu sandığımız o saniyeler... Meğer bir çift göz her şeyi kaydediyormuş."(Yapay Zeka Tarafından Oluşturulmuştur.)
Kirpi bizi ikna etmişti; fotoğrafı çekecek, o da kağıtları hocanın çantasına geri koyacaktı. Kamera olmadığını bildiğimiz (müdürün odasından gizlice yerlerini kontrol etmiştik!) kuytu bir köşede soruları çektik. Ancak işin komik tarafı şuydu: Biz o kadar vicdanlı ve hakka girmeyi sevmeyen çocuklardık ki, bir anlık gafletle çektiğimiz o fotoğraflara bakarken bile içimiz rahat değildi. Üstelik coğrafya bilgimiz o kadar kısıtlıydı ki, önümüzde sorular durmasına rağmen cevaplarını bulup çalışamadık bile. Sınava "soruları biliyoruz ama cevapları bilmiyoruz" ironisiyle girdik. Sonuç? Ben o sınavdan 50 aldım, yani soruları görmek bile bizi kurtarmaya yetmemişti.
Biz kimsenin ruhu duymadı sanıyorduk ama meğer Kirpi bu teklifi neredeyse tüm 9. sınıflara yapmış. Hocalar durumu fark etmiş çünkü herkes 100 almıştı tabii 40-50 alan bizler hariç! Bir gün dersteyken bir "anket" dağıtıldı: "Coğrafya soruları çalınmış, kimden şüpheleniyorsunuz?" gibi sorular vardı. Bizi sevmeyen Elif adında bir kızın bizi gördüğünden emindik. O anketten kısa süre sonra, sınavın tam ortasında müdür yardımcısı içeri girdi. O an buz kestik. Ses yankılandı: "Eda Tekin ve İrem Yıldırım, sınavdan sonra odama gelin!"
Anladık ki isimlerimiz "şüpheliler" listesindeydi. Masumiyetimiz, aslında başarısızlığımızda gizliydi. Diğerleri soruları alıp yüzlük kağıtlar verirken, biz vicdanımızla boğuşup, soruları bilmemize rağmen yapamayarak en düşük notları almıştık. O odanın kapısından içeri girerken hissettiğimiz o korku, lise hayatımızın en unutulmaz, en "ders niteliğindeki" anılarından biri olarak kalacaktı.

Bütün planın bozulduğu, sadece kalp atışlarının duyulduğu o an. (Yapay Zeka Tarafından Oluşturulmuştur.)
Bu olay bize şunu öğrettik; kestirme yollar her zaman hedefe götürmez, bazen sadece daha fazla korku getirir. Hele ki soruların cevabını bilemeyecek kadar dersten uzaksanız, soruları çalmak sadece vicdanınıza yüktür. İrem’le hala bu anıyı anlatıp, 10 lira verip nasıl 50 aldığımıza güleriz.
Eda T. "Lise Yılları ve Coğrafya Sınavı Anısı" Yayınlanmamış Öykü, 2026.
Sen de Değerlendir!
Bir Gaflet ve "Kirpi"nin Teklifi
Çekilen Fotoğraf ve Cevapsız Sorular
Elif’in Gözleri ve "Anket" Sınavı
Müdür Odasındaki Hakikat
Son Söz

