badge icon

Bu madde henüz onaylanmamıştır.

Blog
Blog
Avatar
YazarAyşenur Kamal28 Nisan 2026 09:10

Fare Soru ile Gurur Elbisesi

Alıntıla

Saat on ikiye doğru gelirken, vücudunu bir kasıntı sarmış, tavana dimdik gözlerle bakarken buldu kendini. Güçsüz düşüp, savunmaya çalışırken hep olurdu böyle. Gözlerinden alevler çıkacakmış gibi görünürdü de, aslında yanan şey bizzat kalbi olurdu en acımasız haliyle.

Sonra iki damla yaş düştü göz yüzünden, iki yıldızdan birinin doğuya birinin batıya doğru süzülüşünü andırıyordu bu kayış, derin bir nefesle birlikte içinden kalbinin ferahlamasını diledi, bir dem soğumasını artık.

Bu seferde olmamıştı. Ümit denilen şey, takatinin kalmadığı, çaldığın son kapıdan sonra, aradığın şeyin bir sonrakinde bulunduğuna dair iç havuzuna atılan bir ihtimaldi. Bu şüphe denilen şey, bir yanda güç verirken, bir yanda da aptal gibi hissettirirdi insanı. Daha ne kadar yürüyecekti ki böyle? Her yerin aynı renge boyandığı, zift görünümlü denizde, bir kaç klavuzdan başka her şey hiçlik içinde yüzerken hemde. Kutup yıldızı, fener, gemilere işaret gönderen kuleler....

Her seferinde, ağzından cımbızla bilgi almaya çalıştığı bilgeyle karşılaşmasından, heybesinde taşıdığı tüm sorularla geri dönüyordu şimdi. Üzerine bir de bir kaç cevabın yolda kırılması eklenmişti üstelik.


Kaldırdı başını semaya, delici bir sesle bağırdı. "Artık eskisi gibi soruların peşinden koşma gücüm kalmadı, cevabını bulma umudum her geçen gün yok oluyor. Kan kaybediyor, zamanla ölüyorum ve içimden yeni birisi canlanıyor, başka biri diriliyor toprağımdan."


Hazmedemiyordu tüm bu yaşananları. İçinde, hamur malzemelerinin birbirine karışırken ki pütürlülük hali vardı. Bir türlü tutmuyordu maya, dönüşemiyordu kıvamına. Hınca hınç sitem doluyordu yüreği, bir gök gürültüsü öfkesi vardı ellerinde.


Hepsinden evvel ve herşeye rağmen çuvaldızı kendine batırabilecek miydi bu sefer de? Yanından geldiği bilgeyi hatırladı ve söylendi kendi halinde.


"Dudaklarından dökülen bir kaç kelamın tesirini ve ihtiyacını bilseydin, susmazdın susamazdın. Elindeki suyu çölden gelene uzatmayan adam kadar sorumlu değil miydi, yol ayrımında kalmış birine yolu göstermeyip yüz çeviren bilge?"


Haklıydı genç kadın.


Elinde değildi, bu inşaatın ortasında kalmak. Göz yanılmasını bir kez fark edince insan, bir daha görmemek mümkün olmuyor.


Fare cinsinden sorularınız varsa eğer bayım, gurur rafta ulaşmamanız gereken pahalı bir elbisedir. Hep bir öğrencilik hali olmalı ki üzerinizde yol boyunca toplayabilesiniz taşları çuvalınıza, mahalle mahalle dolaşan bir seyyah silüetinde. Öğrenmek, aşık olmaya en çok değen şey değil midir bayım? Var oluş amacını sevmek kadar, insanı dünyaya bağlayan daha ne olabilirdi ki sahi?

Blog İşlemleri

Etiketler

KÜRE'ye Sor