badge icon

Bu madde henüz onaylanmamıştır.

Blog
Blog
Avatar
YazarDuygu Şahinler14 Mayıs 2026 13:45

Ege'de Bir Mimari Başkaldırı: Akyaka ve Nail Çakırhan Ekolü

Alıntıla

Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, Gökova Körfezi’nin o canım sularına sırtını yaslamış bir huzur beldesidir Akyaka. Bugün Türkiye’nin hangi turistik kıyı beldesine giderseniz gidin; parsel parsel yükselen beton bloklar, birbirinin manzarasını kesen çok katlı oteller ve estetik kaygılardan uzak, kaotik bir yapı düzeni görürsünüz. Kıyı şeritlerimizin neredeyse tamamı bu modern zaman istilasına yenik düşmüşken Akyaka sizi büyüleyici bir zaman tüneline sokar. Sokaklarında yürürken kendinizi birörnek ama tekdüzelikten uzak muhteşem evlerin arasında bulursunuz.




Peki, küresel turizm çarklarının böylesine acımasız işlediği bir çağda, Akyaka bu özgün mimari kimliğini, o kendine has kültürünü korumayı nasıl başardı?


Mimar Olmayan Bir Mimarın Hikâyesi

Akyaka’nın bugünkü silüetinin ve ruhunun ardındaki en büyük kahraman, hani derler ya "hayatı film olur" diye, tam olarak öyle bir ömür sürmüş olan Nail Çakırhan’dır. O; resmî bir mimarlık eğitimi almamış, diploması olmayan fakat Anadolu’nun yapı kültürünü derinden kavrayan şair ruhlu bir "alaylı" mimardır. 1910 yılında Ula’da, dedesinin yeni evliler için yaptırdığı iki katlı geleneksel bir evde gözlerini dünyaya açan Çakırhan, çocukluğunun Ula'sını şu sözlerle anlatır:


Ula üç bin nüfuslu çok güzel bir yerdi. Çok severdim Ula’yı. Yılan gibi kıvrılan upuzun sokakları, bahçeler içinde tek katlı ahşap evleri, ulu ağaçların gölgelediği çarşısı, çocuk gözüyle çok büyük görünürdü bana. Aşağı yukarı herkesin geçim durumu aynıydı. Her şey evde yapılırdı.


Gece yarılarına kadar sohbet yapılırdı. Özellikle Ramazanlarda sahura kadar oturulur, yemekler yenir sohbetler yapılırdı. Bu gezmeler yaz kış sürerdi. Dört beş ev ilerimizde geniş bir bahçe içinde büyük bir odamız ve yanında ahır vardı. Burada konuklar ağırlanır, onlara en güzel yemekler hazırlanırdı. Otel, han olmadığı için burada konaklardı misafirler. Onlar geldikleri yerden haberler getirir, biz de dikkatle dinlerdik. Odalarda bazen ev yapan ustalar da kalırdı. Rodos’tan Rum ustalar gelirdi, Ermeni ustalar da vardı. Ev yaptırmak isteyenler odaya gelir, pazarlık yapılır, bu ustalara evlerini yaptırırlardı.【1】




Nail Çakırhan'ın Dede Evi (Oğuzhan Poyraz ve Hakan İmert)


Bu topraklarda doğan Çakırhan'ın hayatı; Konya'da Ahmet Hamdi Tanpınar'ın öğrencisi olarak devam etti. İstanbul'da Nazım Hikmet ve Sabahattin Ali ile omuz omuza yürüdü, Komünist Parti üyelikleri, Moskova yılları ve hücre hapisleriyle şekillenen siyasi ve edebî bir serüveni oldu. Dünyaca ünlü arkeolog Halet Çambel ile evliliği ise hayatının dönüm noktalarından biriydi.


Mimarlığa giden yolun taşları, eşinin Adana Karatepe’deki kazı alanında çıkan eserleri korumak için yapılacak saçak projesini, müteahhit bulunamadığı için üstlenmesiyle döşendi. Türkiye'nin ilk çıplak beton denemesini orada yapan Çakırhan, ardından Türk Tarih Kurumu binasının yapımını üstlendi. Sene 1968’e geldiğinde, doktorların sağlığı için deniz kenarında dinlenmesini tavsiye etmesi üzerine rotasını doğduğu topraklara, Akyaka’ya çevirdi.


Kendi evini yaparken modern mimarinin dayattığı soğuk şablonları tamamen reddetti ve çocukluğunun ahşap Ula evlerine sığındı. Dönem, geleneksel mimarinin adeta "tu kaka" edildiği, betonun kutsandığı bir dönemdi. Hoş, hâlâ durum böyle değil mi zaten?


Usta aradığında marangozlar ona, "Sen deli misin? Biz bunları bırakalı çok oldu, artık elimiz o şekilde keser bile tutmuyor, betona yöneldik" dediler.【2】 Fakat o ısrar etti. Biri çocuk felçli, diğeri zar zor gören iki yaşlı ustayı ikna ederek 70 günde o meşhur evi bitirdi.



Nail Çakırhan'ın Evinin Dış Cephe Görünümleri (Oğuzhan Poyraz ve Hakan İmert)


İşte o tek ev, doğayla o kadar muazzam bir kültürel bağ kurdu ki, 1983 yılında dünya çapında mimarlığın Nobel’i sayılan prestijli Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye’deki bazı akademisyenler ve mimarlar bu durumu eleştirdiler, hatta şikâyet bile ettiler ama Çakırhan yine de ödülünü aldı.


Kazandığı 45 bin doların bir kısmını inşaatta çalışan işçilerine dağıttı. Kalanıyla da Muğla’daki Kültür Merkezi'ni restore ettirdi. Ranta değil, kültüre bağlı biriydi. Belki de tam olarak akademik kalıplarla sınırlandırılmış bir mimar olmadığı için bu başkaldırıyı yapabildi. Kim bilir?



Nail Çakırhan'ın Evi'nin İç Alanından Görseller (Oğuzhan Poyraz ve Hakan İmert)


Akyaka Evlerini Benzersiz Kılan Mimari Kodlar

Akyaka’ya ayak bastığımızda hissettiğiniz o bütünlük hissi tesadüf değil. Türkiye'deki diğer sahil kasabalarında her malik kendi binasını bir diğerinden daha gösterişli kılmaya çalışırken, Akyaka’da kolektif bir estetik bilinç hâkim. Beldenin Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesiyle bu bilinç, yasal bir zemine oturmuş.



Akyaka'da Nail Çakırhan Ekolüyle Yapılan Evlerden Biri (Fotoğraf: Duygu Şahinler)


Akyaka’da gökyüzünü kapatan binalara yer yok. İmar planları ve koruma kararları gereği yapılar en fazla iki kat ile sınırlandırılmış. Binalar ağaç boylarını aşmıyor, coğrafyanın doğal yapısına boyun eğiyor.


Cephelerde bölgenin kavurucu yaz sıcaklarını yansıtan saf beyaz badanalı duvarlar var. Pencerelerde, geniş balkonlarda, veranda ve saçaklarda ise tamamen doğal ahşap ve ahşabın sıcak kahve tonları hâkim.


Çatılarda kullanılan alaturka kiremitler ve bölgenin simgesi hâline gelen, rüzgâr yönüne göre özel olarak tasarlanmış tescilli Muğla bacaları, beldedeki her yapının ortak imzası. Çarşıdaki tek bir dükkândan en arkadaki konuta kadar bu imza değişmiyor.


Kurumsallaşan Estetik

Bir kültürü ya da estetiği sadece kişilerin insafına veya bireysel çabalara bırakmak, uzun vadede ne yazık ki hüsranla sonuçlanır. Akyaka’nın bu denli homojen kalmasının ve çarşısının bile o büyüleyici dokuyu korumasının ardında, bilimsel ve idari bir başarı olan kentsel tasarım rehberleri yatıyor. Bu rehberler sayesinde;


Parsel bazında tekil çözümler yerine sokakların, Azmak Nehri kıyısının ve kamusal alanların tamamı tek bir tasarım diliyle ele alan koruma imar planları üretilmiş.


Çarşı bölgesindeki dükkânların cephe tasarımları, tabelalarının boyutları, gölgelikleri ve kullanılan malzemeler katı kurallarla yerel dokuya uydurulmuş. Böylece o bildiğimiz plastik, göz yoran tabelalar, yerini ahşabın ve taşın sükunetine bırakmış.


Belde, uygulanan bu sıkı koruma politikaları ve felsefesi sayesinde dünyanın sayılı "Sakin Kent" (Cittaslow) unvanlarından birine kavuşmuş. Ancak burayı, kış uykusuna yatan tek tabanca bir balıkçı kasabası gibi de düşünmemek lazım. Özellikle yaz ayları geldiğinde Akyaka, kelimenin tam anlamıyla kabuğuna sığmıyor; binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan devasa bir cazibe merkezine dönüşüyor.


İşte tam bu kozmopolit kalabalığın ortasında mimari, sadece bir görsel öge değil, turizmin bizzat kendisini şekillendiren bir aktör oluyor.



Akyaka'da Nail Çakırhan Ekolüyle Yapılmış Evlerden Biri (Fotoğraf: Duygu Şahinler)


Dünyanın her yerinde muazzam denizler, nehirler bulabilirsiniz. Ancak yerli ve yabancı turistleri Akyaka’ya çeken şey, sadece Azmak Nehri’nin buz gibi suları ya da Gökova'nın rüzgârı değil. İnsanlar buraya, beton yığınlarından kaçıp "nefes almak" için geliyorlar. Yazın o en kalabalık, iğne atsan yere düşmeyecek günlerinde bile, başınızı kaldırıp çarşı dükkânlarının ahşap saçaklarına ya da sokakları süsleyen begonvilli beyaz evlere baktığınızda o kentsel sakinlik hissini, mimarinin sunduğu sığınağı hissedersiniz.


Özellikle her şey dahil sistemin tek tipleştirdiği tatil köylerinden sıkılan yabancı turistler için Akyaka çarşısı ve konut dokusu, Anadolu'nun köklü marangozluk ve yapı kültürünü modern konforla buluşturan organik bir sergi gibi.


"Ben Ancak Kendi İstediğimi Yaparım": Bir Yaşam Felsefesinin Mekâna Yansıması

Ağa Han ödül jürisinde yer alanların vaktiyle Çakırhan'a "Tek ev olarak güzel, ancak bundan ne köy olur ne de kasaba" demişler. Tüm beldeyi bu ekolle dönüştürerek yanıt veren usta, "Belki şehir olmadı ama köy oldu" diyerek haklılığını tüm dünyaya kanıtlamış.【3】


Çakırhan'ın mimarisini anlamak, onun hayata bakışını anlamaktan geçiyor. O, yaptığı evlerden para talep etmeyen, "Yüksek para aldığınız zaman birisine satılırsınız, yani birisi size hâkim oluyor. Ben ancak kendi istediğimi yaparım diye düşündüm" diyen biri.【4】 Bu yalın yaşam felsefesi, Akyaka evlerinin o az eşyalı, minderli, gösterişten uzak iç düzeninde de hayat bulmuş.


Onun doğaya bakışı, Fethiye'de yaptığı 1500 yataklı bir tatil köyü projesinde de kendini göstermiş. Kendisinden önce çizilen ve binlerce ağacın kesilmesini öngören projeyi yırtıp atarak, koca orman arazisinde tek bir ağaç bile kesmeden evleri ağaçların arasına yerleştirecek kadar doğaya teslim olmuş bir bilinçten söz ediyoruz.



Akyaka'da Nail Çakırhan Ekolüyle Yapılan Bir Otel (Fotoğraf: Duygu Şahinler)


Yolunuz bir gün Ula’ya, Gökova’ya, Akyaka’nın o cıvıl cıvıl çarşısına düşerse; sadece denizin ve doğanın tadını çıkarmakla kalmayın. Kalabalığın içinden sıyrılıp o ahşap tavan işçiliklerine, birbirine omuz vermiş saygılı beyaz evlere bakın. Orada insana, tarihe ve doğaya duyulan derin bir saygı göreceksiniz.


Toplumsal olarak saygı görmeye, saygı göstermeye ve birbirimizin yaşam alanına hürmet etmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu bu modern çağda Akyaka eşsiz bir rehabilitasyon merkezi olacaktır.

Kaynakça

Duman, Serkan. "Mimar olmayan bir mimarın öyküsü: Nail Çakırhan’ın hayatından ilhamlar." Nihayet Dergi. Son Erişim: 14.05.2026. https://www.gzt.com/kultur/mimar-olmayan-bir-mimarin-oykusu-nail-cakirhanin-hayatindan-ilhamlar-3515661

Poyraz, Oğuzhan ve Hakan İmert. "Nail Çakırhan Evinin Frank Lloyd Wright’ın Organik Mimarlık Düşüncesi Üzerinden Değerlendirilmesi." İç Mimarlık Alanında Uluslararası Araştırmalar III içinde, editör Gözde Çakır Kıasıf, sayfa aralığı. Konya: Eğitim Yayınevi, 2024. Son Erişim: 14.05.2026. https://openaccess.izu.edu.tr/entities/publication/09034a4c-bbf0-4e8d-b92c-a46e372a6b22

Ula Belediyesi Web Sitesi. Son Erişim: 14.05.2026. https://ula.bel.tr/

Dipnotlar

  • [1]

    Serkan Duman, "Mimar olmayan bir mimarın öyküsü: Nail Çakırhan’ın hayatından ilhamlar." Nihayet Dergi. Son Erişim: 14.05.2026. https://www.gzt.com/kultur/mimar-olmayan-bir-mimarin-oykusu-nail-cakirhanin-hayatindan-ilhamlar-3515661

  • [2]

    Serkan Duman, "Mimar olmayan bir mimarın öyküsü: Nail Çakırhan’ın hayatından ilhamlar." Nihayet Dergi. Son Erişim: 14.05.2026. https://www.gzt.com/kultur/mimar-olmayan-bir-mimarin-oykusu-nail-cakirhanin-hayatindan-ilhamlar-3515661

  • [3]

    Serkan Duman, "Mimar olmayan bir mimarın öyküsü: Nail Çakırhan’ın hayatından ilhamlar." Nihayet Dergi. Son Erişim: 14.05.2026. https://www.gzt.com/kultur/mimar-olmayan-bir-mimarin-oykusu-nail-cakirhanin-hayatindan-ilhamlar-3515661

  • [4]

    Serkan Duman, "Mimar olmayan bir mimarın öyküsü: Nail Çakırhan’ın hayatından ilhamlar." Nihayet Dergi. Son Erişim: 14.05.2026. https://www.gzt.com/kultur/mimar-olmayan-bir-mimarin-oykusu-nail-cakirhanin-hayatindan-ilhamlar-3515661

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor