BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarGünseli Kato17 Nisan 2026 11:15

Doğunun Kalbinden Boğaziçi’nin Eşiğine

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

Haydi bir yola çıkalım; durakları ipek olsun…

Öyle bir yol ki; katarında Çinliler, Hintliler, Türkler, İranlılar, Araplar, Habeşîler, Venedikliler bulunsun…

Bu yola ilk olarak çift hörgüçlü kızıl develerle ipek çıktı. Çin’in küçük Mekkesi Linxia’da konakladı.

Yolların birleştiği Kansu’dan hareketle, Çin seddi boyunca uzanan yol eşliğinde eriştiği Taklamakan Çölü’nü geçince Hoten’de yeşim taşı ve miskle buluştu.

Bir heybede süren yolculukları Kâşgar pazarında yeni bir zenginliğe kavuşmuştu.

Çay, altın, kürk ve deriyle dolu yüklerini tutan ipek kervanı Ferganalı yılkı atlarının eşliğinde Karakorum dağları ile Pamir yaylası arasındaki Hûncerâb Geçidi’nden Türkistan’a varmıştı bile.


Ahmed Yesevî çeşmesinden su içerek bir nefes alan İpek Yolu Mâverâünnehir’in limanı Semerkant’a ulaştı.

Pazarda yün dokuma ve kâğıda yer açıldı ipeğin yanı başında.

Ardından Horasan’dan pamuklular, Nîşâbûr’dan bakır, gümüş, demir, fîrûze yüklendi kervana.

Kulelerinde davul çalınan Selçuklu kervansarayları konak olmuştu bezirgâna.

Kazvin kavşağında İpek Yolu’nun bir kanadı Hazar Denizi’ne, bir kanadı Karadeniz’e, bir kanadı Akdeniz’e, bir kanadı da Kızıldeniz’e açıldı.

Diğer cenahta Çin Denizi limanlarına seyrü sefer etti İpek Yolu; Hindistan’a Madagaskar’a, Yemen’den Habeşistan’a demir attı İpek Yolu gemileri.


Ve nihayet medeniyetler beşiği ve nice devletler ocağı Anadolu, İpek yolcusuna da mesken oldu.

Erzurum’dan ve Kafkasya’dan Trabzon Limanı’na uzanan İpek kervanı, İstanbul’da Kapalıçarşı’ya ve Mısırçarşısı’na çoktan yüklerini indirmiş ve boğazdan geçerek Balkanlar’dan İsveç, Norveç, Finlandiya ve Baltık ülkelerinde kadar Avrupa’da da menziller tutmuştu.


Kah Denizci Simbad’ın hikâyelerine kah bin bir gece masallarına konu olan İpek Yolu’nun yükleri arasında fildişi, lâcivert taşı, keten kumaş, kılıç, mürekkep, buhur, hint hıyarı, zümrüt, seçkin bir yer edinirken amber, öd ağacı ve kâfur en değerli hazinesi oldu.


Kızıldeniz yolu ve Aden-Suriye arası süregiden “yaz ve kış seferleri” (Kureyş Sûresi 106/2) İpek Yolu’nu Hicaz topraklarında Hacılarla buluşturdu. Kur’ân’daki cennet tasvirlerini İpek Yolu lugatinden istebrak, sündüs, zerâbî, abkarî, kâfur, mercan, yakut, misk kelimeleri süsledi. Hz. Peygamber’in üzerinde Yemen Hırkası oldu Mîrâc eyledi.


İpek Yolu’nda tercümana gerek duyulmadı. Farklı inançlara ve insanlığın ortak değerlerine sınırlar çizilmedi. İpek yoluyla gönüller fethedildi. 

Anadolu’yu yurt tutan Türkmenler İpek Yolu hattıyla göçürüldüler. Horasan’da dervişlerle donanan İpek Yolu Yesevî irfanını Anadolu’ya taşıdı. Bu yolla nakledilen ilim ve fen başkent olup Konya’da, Bursa’da ve İstanbul’da karar kıldı. Bursalı Kadızâde-i Rûmî, İpek Yolu’nu tutarak Semerkant’ta astronomi talebesi olurken onun hocası Uluğ Beğ’in oğlu Ali Kuşçu da Semerkant’tan İstanbul’a İpek Yolu’nun izini takiple gelmişti.

Doğudan batıya akan maddî-mânevî zenginlik ve servet batıdan doğuya medeniyet ve bereket olarak dönüyordu.


Ve İstanbul… 


Doğu- batı etkileşiminin özellikle sanatta, mimaride ve kültürde etkisini göstermesi kaçınılmazdı. Nitekim, Uygur prens ve prenseslerinin duvar freskleri Türk minyatür sanatına kaynaklık etti, böylece hünerlerini Osmanlı saray nakkaşhanesinde nakkaşlar, sanatkarlar ve mimarlar İpek Yoluyla aktarılan desen, tasarım ve renk bütünlüğünün eşsiz örneklerini eserlerine yansıtırken adeta zaman eşiğini geçtiler. Ve gelenek yoluyla devamlılığını 21. Yüzyıla taşıdılar. Gelenekten geleceğe uzanan bu kültür yüzyılına rehberlik eden bu nadide şahsiyet, bir Osmanlı münevveri Ordinaryus Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver’in (1898-1986) talebesi olmaktan dolayı çok şanslıyım ve bu bayrağı ömrüm oldukça devam ettirmekten sorumluyum. 


Bu sanat öyküsü, aslında İpek Yolu’ndan süzülüp gelen o kadim ışığın, modern sanatın laboratuvarında yeniden form kazanma arayışıdır.


Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor