Bu madde henüz onaylanmamıştır.
Adalet ve Kalkınma Partisi
İdeoloji | Muhafazakârlık Muhafazakâr Demokrasi | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Merkez | Söğütözü, Çankaya, Ankara | ||||||||
Kuruluş Tarihi(Tarih) | 2001-08-14 | ||||||||
Kısaltma | AK Parti | ||||||||
Parti Sözcüsü | Ömer Çelik | ||||||||
Genel Sekreter | Eyyüp Kadir İnan | ||||||||
Genel Başkan | Recep Tayyip Erdoğan | ||||||||
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 14 Ağustos 2001 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan ve Türkiye siyasi tarihinde yer edinmiş muhafazakâr demokrat bir siyasi partidir. Parti, 2002 genel seçimlerinde tek başına iktidara gelerek Türkiye'nin en güçlü siyasi aktörlerinden biri haline gelmiş ve uzun bir süre boyunca iktidarda kalmayı başarmıştır. AK Parti’nin siyasi anlayışı, muhafazakâr demokrat kimlik çerçevesinde şekillenmiş olup, ekonomi, altyapı, dış politika ve sosyal alanlarda ciddi dönüşümler gerçekleştirmiştir.
Kuruluşundan itibaren Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal yapısında etkili olmuş olan AK Parti, bazı reformcu adımları ve geniş çaplı kalkınma projeleri ile büyük bir seçmen kitlesini etkilemeyi başarmıştır. Ancak partinin uzun süreli iktidarı, zamanla çeşitli eleştirileri de beraberinde getirmiştir. Özellikle demokratikleşme, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve insan hakları gibi konular, partiye yöneltilen eleştirilerin başında gelmektedir. Bunun yanı sıra, dış politikada giderek artan bölgesel güç olma çabaları, farklı ülkelerle kurulan ilişkiler ve uluslararası konularda alınan pozisyonlar, AK Parti’nin dış politikadaki etkisini göstermiştir.
1990’ların sonlarında Türkiye’de yaşanan siyasi istikrarsızlık, koalisyon hükümetlerinin başarısız yönetimleri ve ekonomik krizler, halk arasında büyük bir değişim beklentisi oluşturmuştu. Fazilet Partisi’nin 2001 yılında kapatılmasının ardından, parti içinde “yenilikçi” olarak adlandırılan bir grup, yeni bir siyasi hareket oluşturma kararı aldı. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve diğer bazı siyasetçilerin öncülüğünde, 14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi resmen kuruldu.

AK Parti, kuruluş bildirgesinde, geçmişteki İslamcı hareketlerden farklı bir yol izleyeceğini ve muhafazakâr demokrat bir çizgide hareket edeceğini ilan etti. Parti, bireysel özgürlükleri, demokratikleşmeyi ve ekonomik kalkınmayı ön plana çıkaran bir siyaset anlayışını benimsediğini vurguladı. Bu yeni vurgu, geniş bir seçmen kitlesinin ilgisinin çekmeyi başardı ve parti kısa sürede büyük bir destek kazandı.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde %34,3 oy oranı ile tek başına iktidara geldi. Ancak dönemin seçim sistemi nedeniyle Meclis'e sadece AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) girdi. Meclis'teki sandalye dağılımında AK Parti 363 milletvekili ile çoğunluğa sahip oldu. Bu durum, 1980 darbesinden sonra Türkiye’de ilk kez tek partili bir hükümet oluşturdu.
Ancak Recep Tayyip Erdoğan, 1998 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken okuduğu bir şiir nedeniyle aldığı mahkûmiyet kararı sebebiyle milletvekili seçilememişti. Bu sebeple ilk başbakan Abdullah Gül oldu. 2003 yılında yapılan yasal değişikliklerle Erdoğan'ın siyasi yasağı kaldırıldı ve Siirt'te yapılan ara seçimlerde milletvekili seçildi. Bunun sonucunda 14 Mart 2003'te Abdullah Gül başbakanlıktan istifa etti ve Erdoğan başbakanlık görevini devraldı.
AK Parti'nin ilk dönemi, Türkiye’nin 2001 ekonomik krizinden çıkış süreciyle şekillendi. Partinin ekonomi politikaları, dönemin Ekonomi Bakanı Ali Babacan liderliğinde sıkı mali disiplin, yapısal reformlar ve dış yatırım çekme hedefleri üzerine kuruldu. Özellikle enflasyonun düşürülmesi, bütçe açıklarının azaltılması ve özelleştirme programları bu dönemde hız kazandı. Türkiye, 2002-2007 yılları arasında yıllık ortalama %6-7 civarında bir büyüme oranı yakaladı ve kişi başına düşen milli gelir ciddi oranda arttı.
AK Parti, ilk iktidar döneminde Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri güçlendirme çabalarına ağırlık verdi. 2004 yılında Avrupa Birliği, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına yeşil ışık yaktı ve 3 Ekim 2005’te resmen tam üyelik müzakereleri başladı. Bu süreçte demokratikleşme yönünde de birtakım reformlar yapıldı.
2007 yılına gelindiğinde, AK Parti’nin önündeki en büyük meselelerden biri, yeni Cumhurbaşkanı’nı belirlemekti. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin sona ermesiyle, AK Parti kendi adayını belirledi ve dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü aday gösterdi. Ancak bu süreç, laiklik tartışmalarını alevlendirdi. CHP ve bazı muhalefet grupları, Gül’ün adaylığına karşı çıktı. Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde en az 367 milletvekilinin Meclis'te hazır bulunması gerektiğine karar vererek seçimi iptal etti.

Bunun üzerine AK Parti erken seçim kararı aldı ve 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde oy oranını artırarak %46,6 ile tekrar tek başına iktidar oldu. Bu seçim, partinin halk nezdindeki desteğinin arttığını gösterirken, muhalefetin eleştirilerini de beraberinde getirdi. Seçimlerin ardından Abdullah Gül, Meclis’te yapılan oylama sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
AK Parti'nin ikinci döneminde, anayasa değişiklikleri önemli bir gündem maddesi haline geldi. 2010 yılında gerçekleştirilen referandum ile yargı ve askerî vesayet konularında önemli değişiklikler yapıldı. Referandumda kabul edilen maddeler arasında Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısının değiştirilmesi de bulunuyordu.
Bu köklü değişimlerin ardından, 2013 yılında İstanbul’daki Gezi Parkı’nda başlayan çevreci protestolar, kısa sürede hükümet karşıtı büyük çaplı gösterilere dönüştü. Polis müdahaleleri ve protestocular arasındaki çatışmalar, hem ülke içinde hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hükümet, olayları batılı devletlerin ve provokatörlerin halkı kışkırtması olarak değerlendirdi.
2013 yılının sonlarında, hükümet içinde bazı bakanlara ve iş insanlarına yönelik yolsuzluk iddiaları gündeme geldi. 17-25 Aralık operasyonları olarak bilinen bu süreçte, hükümet yargı ve emniyet içinde “paralel devlet yapılanması” olarak adlandırdığı grupların darbe girişiminde bulunduğunu savundu ve birçok polis ve savcı görevden alındı.
Bu dönemde Türkiye ekonomisi büyüme trendini sürdürdü. Özellikle altyapı projeleri, sağlık reformları ve eğitim alanında yapılan yatırımlar dikkat çekti. İstanbul’da üçüncü köprü projesi başlatıldı ve hızlı tren hatları geliştirildi.
2014 yılı, Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası oldu. 10 Ağustos 2014'te Türkiye’de ilk kez doğrudan halk tarafından Cumhurbaşkanı seçildi ve Recep Tayyip Erdoğan, %51,79 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı oldu. Bu gelişme, Türkiye’de yönetim sisteminin değişim sürecini başlattı. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte AK Parti'de liderlik değişimi yaşandı ve Ahmet Davutoğlu partinin Genel Başkanı ve Başbakan olarak atandı.
7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimlerde AK Parti, %40,87 oy oranı ile birinci parti oldu ancak tek başına hükümet kuracak sandalye sayısına ulaşamadı. Bu durum, Türkiye'de siyasi belirsizlik yarattı ve hükümet kurma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, erken seçim kararı alarak ülkeyi 1 Kasım 2015’te tekrar sandığa götürdü. Bu seçimlerde AK Parti oylarını artırarak %49,5 oy oranı ile tekrar tek başına iktidara geldi.
2015 seçimlerinden sonra hükümetin en önemli gündemlerinden biri, iç güvenlik politikaları ve terörle mücadele oldu. Özellikle PKK ve DEAŞ gibi örgütlere karşı askeri operasyonlar yoğunlaştı. Güneydoğu Anadolu bölgesinde şehir savaşlarına varan çatışmalar yaşandı. Aynı dönemde Suriye iç savaşı ve mülteci krizi de Türkiye'nin iç ve dış politikasını etkileyen önemli unsurlar arasında yer aldı.
15 Temmuz 2016’da Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir grup asker, hükümete karşı darbe girişiminde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı meydanlara çağırması ve darbe girişmine dahil olmayan silahlı kuvvetlerin müdahalesiyle girişim bastırıldı. Olaylar sonucunda 250'den fazla kişi hayatını kaybetti ve binlerce kişi yaralandı. Hükümet, darbe girişiminden Fethullah Gülen Hareketi’nin (FETÖ) sorumlu olduğunu belgelerle kanıtladı ve olağanüstü hâl (OHAL) ilan ederek geniş kapsamlı operasyonlar başlattı. Kamu kurumlarından on binlerce kişi ihraç edildi ve çok sayıda tutuklama gerçekleşti.
2017 yılında Türkiye’de yönetim sistemini değiştiren en büyük anayasa reformlarından biri gerçekleştirildi. 16 Nisan 2017'de yapılan referandum ile Türkiye, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş kararı aldı. Referandumda %51,41 “Evet” oyu çıktı. Bu değişiklikle Başbakanlık makamı kaldırıldı ve Cumhurbaşkanına yürütme yetkisi verildi.
2017 yılında yapılan anayasa değişikliği, Türkiye'nin siyasi sisteminde köklü bir dönüşüm sağladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin ardından Erdoğan, 24 Haziran 2018 seçimlerinde yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Ayrıca, aynı seçimde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde AK Parti, Cumhur İttifakı adı altında MHP ile birlikte seçimlere katıldı ve bu seçimleri de kazandı.
24 Haziran 2018 seçimleri, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sürecinin ilk seçimiydi. Erdoğan, bu seçimde %52,6 oy alarak Cumhurbaşkanı olarak yeniden seçildi. Aynı seçimde, AK Parti de %42,6 oy oranıyla birinci parti olarak meclise girdi ve Cumhur İttifakı olarak MHP ile birlikte hükümet kurdu. Bu seçim, Türkiye’nin yeni yönetim sistemini pekiştiren bir dönüm noktası oldu.
2018 sonrasında Türkiye, yüksek enflasyon ve döviz krizi gibi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Türk Lirası’nın değer kaybı, ülkenin dış borçları ve yüksek faiz oranları gibi sorunlar gündemi meşgul etti. 2018 yılında Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanan Brunson krizinin etkisiyle, Türk Lirası büyük bir değer kaybına uğradı. Bu süreç, hükümetin ekonomik politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu.
AK Parti, Suriye iç savaşının etkisiyle dış politikasını da yeniden şekillendirdi. Türkiye, 2016 yılından itibaren Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatı gibi askeri operasyonlarla Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarına karşı mücadele etti. Bu operasyonlar, Türkiye'nin güney sınırında güvenli bölgeler oluşturmayı hedefledi. Ayrıca, Türkiye büyük bir mülteci akınıyla karşı karşıya kaldı ve milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptı.
Dünya çapında etkili olan COVID-19 pandemisi, Türkiye'yi de ekonomik kalkınma ve sağlık sistemleri açısından zorlu bir sürece soktu. Hükümet, pandemi sürecinde ekonomiyi desteklemek için çeşitli teşvik paketleri sundu ve sağlık altyapısını güçlendirmek için çaba sarf etti. Ancak, pandeminin olumsuz etkileri Türkiye'nin ekonomik yapısında uzun süreli bir daralma yarattı.
Bu dönemde, AK Parti'nin iktidarına yönelik toplumsal tepkiler de artmaya başladı. Özellikle ekonomik sorunlar, işsizlik ve enflasyon gibi konular, hükümetin politikalarına yönelik eleştirileri artırdı. 2019 yerel seçimlerinde AK Parti, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde ciddi kayıplar yaşadı. Bu durum, partinin iç politikalarında değişiklik yapmasına neden oldu.
2023 yılında yapılan seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak yeniden seçildi. Aynı seçimde, AK Parti de milletvekili seçimlerinde yine birinci parti oldu. Bu seçim, Türkiye'deki siyasi dengeleri bir kez daha şekillendirdi. Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulanmaya devam edeceği bir dönemin başlamasını sağladı.

Recep Tayyip Erdoğan 8 Nisan 2025 de İl Başkanları Toplantısında
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), kuruluşundan itibaren hem ideolojik hem de politik açıdan Türkiye'nin modern siyasi sahnesinde dikkatle takip edilen bir aktör olmuştur. AK Parti'nin ideolojik temelleri, dini değerlere dayalı muhafazakâr bir yaklaşımı, liberal ekonomik politikaları ve halkçı bir yönetim anlayışını birleştiren bir yapıyı ifade eder.
AK Parti, kuruluşundan itibaren kendini "muhafazakâr demokrasi" anlayışına dayandırmıştır. Bu anlayış, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiği ilkesine dayalı olmakla birlikte, toplumsal ve kültürel değerlerin korunmasını savunur. AK Parti’nin ideolojik temeli, Türkiye’deki dinî muhafazakâr kesimlerin ihtiyaçlarına hitap etmekle birlikte, liberal ekonomik politikaları benimseyerek piyasayı serbest bırakmaya yönelik adımlar atmayı içeren bir anlayışa sahiptir.
1. Muhafazakâr Demokrasi: AK Parti'nin ideolojisinin en belirgin özelliği, muhafazakâr demokrasi anlayışıdır. Bu anlayış, demokrasiyi en güçlü yönetim biçimi olarak savunur, ancak toplumsal değerlerin, aile kurumunun ve dini inançların korunmasını da önemser. Bu ideoloji, Recep Tayyip Erdoğan ve partinin kurucu kadrosunun geçmişteki İslamcı kimliklerinden beslenmektedir. Ancak parti, iktidara geldikten sonra kendisini yalnızca İslamcı bir parti olarak tanımlamamış, Türkiye'nin demokratikleşmesini ve AB ile uyum süreçlerini de ön planda tutmuştur.
2. İslamcı Geleneğin Etkisi: AK Parti, özellikle kurucularının geçmişteki Refah Partisi ve Fazilet Partisi gibi İslamcı hareketlerle bağlantılı olmasından dolayı, zaman zaman muhafazakâr İslamcı bir parti olarak tanımlanmıştır. Ancak parti, kurulduğunda bu kimliği, daha geniş bir kitleye hitap edecek şekilde değiştirmiştir. Partinin lider kadrosu, İslamcı bir gelenekten gelirken, parti programı ve politikaları zamanla daha pragmatik bir düzeye çekilmiş, halkın geniş kesimlerinin ekonomik beklentilerine de hitap eden bir politika izlenmiştir.
3. Türk Milliyetçiliği ve Avrupa Birliği'ne Yaklaşım: AK Parti, milliyetçi bir çizgiyi de ideolojisinin bir parçası olarak kabul eder. Ancak bu milliyetçilik, tarihsel ve kültürel bağlamda bir ulusal kimlik inşasından ziyade, daha çok muhafazakâr değerleri ve Türk toplumunun geleneksel yapılarını savunma anlamına gelmektedir. Avrupa Birliği ile ilişkiler, AK Parti'nin iktidara gelişinin önemli bir ayağını oluşturmuş ve partinin dış politika stratejisinde büyük rol oynamıştır. Avrupa ile uyum sürecinde ilerleme kaydedilmesi, partiye demokrasi ve insan hakları gibi konularda önemli adımlar attırmıştır.
AK Parti'nin ilk dönem ekonomi politikaları, partiye olan halk desteğini önemli ölçüde artıran faktörlerden biridir. Bu dönemde Türkiye, önemli ekonomik reformlar ve büyüme rakamlarıyla dikkat çekmiştir. Ali Babacan gibi ekonomistlerin önderliğinde hazırlanan ekonomik stratejiler, AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından uygulamaya konulmuş ve Türkiye’yi yıllar içinde önemli bir ekonomik güç haline getirmiştir. Sonraki dönemlerde bu hızlı büyüme duraksamış ve bu durum AK parti hükümetinin ciddi şekilde eleştirilmesine sebep olmuştur.
1. Serbest Piyasa Ekonomisi: AK Parti'nin ekonomi politikalarının en temel özelliği, serbest piyasa ekonomisinin teşvik edilmesidir. AK Parti, Türkiye'deki devletçi yapıyı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik reformlar yapmış, özelleştirme politikalarıyla devletin ekonomideki rolünü azaltmıştır. Özellikle Ali Babacan'ın Ekonomi Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, IMF ile yapılan anlaşmalar ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisi arttırılmıştır. Bu süreç, Türkiye'deki büyüme oranlarının hızla yükselmesine ve dış borçların makul seviyelerde tutulmasına yardımcı olmuştur.
2. Altyapı Yatırımları ve Büyüme: AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılı sonrası, Türkiye'de büyük altyapı projeleri başlatılmıştır. Bu projeler arasında köprüler, havaalanları, otoyollar ve şehir hastanelerinin inşası öne çıkmaktadır. Bu projeler, ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve Türkiye'nin uluslararası rekabet gücünü artırmak adına kurulan stratejiler olmuştur.
3. Dış Ticaret ve Yatırım Stratejileri: AK Parti, özellikle dış ticaretin artırılmasına yönelik adımlar atmıştır. Özellikle 2000'li yılların başında başlatılan dışa açılma politikaları, Türkiye'nin dış ticaret hacmini önemli ölçüde artırmıştır. Aynı zamanda, Türkiye’nin ekonomik ilişkilerinin çeşitlenmesi hedeflenerek, hem Avrupa Birliği hem de Asya pazarlarına yönelik stratejik işbirlikleri güçlendirilmiştir.
AK Parti'nin sosyal politikaları, genellikle muhafazakâr bir çizgi izlese de, halkın büyük kesimlerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran uygulamalar içermektedir. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve kadın hakları gibi temel alanlarda reformlar yapılmış, özellikle düşük gelirli kesimlere yönelik sosyal yardımlar artırılmaya çalışılmıştır.
1. Eğitimde Reformlar: AK Parti'nin eğitim politikalarında, okullaşma oranlarını artırma, eğitim kalitesini yükseltme ve imam hatip okullarının sayısını artırma gibi hedefler ön plana çıkmıştır. Ayrıca, üniversiteye giriş sınavı sistemi değiştirilmiş ve öğrencilerin daha fazla fırsat eşitliğine sahip olması sağlanmaya çalışılmıştır.
2. Sağlıkta Dönüşüm Programı: AK Parti’nin sağlık alanındaki reformları, Türkiye'nin sağlık altyapısını büyük ölçüde dönüştürmüştür. "Sağlıkta Dönüşüm Programı" adı altında hastanelerin modernizasyonu, sağlık sigortasının kapsamının genişletilmesi ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz hale getirilmesi sağlanmıştır. Bunun yanı sıra, sağlık alanındaki özel sektör yatırımları desteklenmiş ve sağlık turizmi teşvik edilmiştir.
3. Kadın Hakları ve Aile Politikaları: AK Parti, kadın hakları konusunda da adımlar atmış ve kadınların iş gücüne katılımını teşvik etmiştir. Ancak, aynı zamanda geleneksel aile yapısını koruma adına da bazı politikalar benimsemiştir. Bu bağlamda Kadınların iş gücüne katılımını teşvik eden projelerle beraber aile içinde kadının rolünü güçlendirmeye yönelik çalışmalar da yapılmıştır.
Dış politika, AK Parti’nin iktidarındaki en dikkat çeken alanlardan biridir. Başta Avrupa Birliği ilişkileri olmak üzere, Orta Doğu ve Afrika gibi bölgelerde Türkiye'nin etkinliği artırılmaya çalışılmış ve bu bağlamda uluslararası projelerin sayısında hızlı bir artış yaşanmıştır. AK Parti'nin dış politikada izlediği strateji, çoğunlukla pragmatik ve çok boyutlu bir yaklaşımı ifade eder.
1. AB ile İlişkiler: AK Parti, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecini hızlandırmak adına bazı adımlar atmıştır. Bu süreç, hükümetin demokrasi, insan hakları ve ekonomik reformlar alanındaki çabalarını şekillendirmiştir. Ancak, son yıllarda AB ile ilişkilerdeki gerilim artmış ve üyelik süreci sekteye uğramıştır.
2. Orta Doğu Politikası ve Bölgesel Güç: Orta Doğu, AK Parti’nin dış politikasındaki en önemli bölgelerden biridir. AK Parti, Suriye iç savaşı, Irak’taki gelişmeler ve diğer bölgesel krizlerde aktif bir politika izlemiştir. Türkiye, Suriye’deki terörist gruplara karşı askeri müdahaleler düzenlemiş ve bölgedeki etki alanını genişletmiştir.
Coşkun, Cevdet, ve Eda Yanar. “Milli Görüş ve Adalet ve Kalkınma Partisi: Süreklilikler ve Kopuşlar.” Akademik İzdüşüm Dergisi 5, no. 2 (2020): 266–280. Erişim 10 Nisan 2025. https://dergipark.org.tr/tr/pub/beuiibfaid/issue/57509/792271.
Koç, Yaşar Taşkın. 12 Eylül'den 12 Haziran'a Siyasi Partiler: Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti). Sera Analiz, no. 41. Ankara: SETA Vakfı. Erişim 10 Nisan 2025. https://file.setav.org/Files/Pdf/12-eylulden-12-hazirana-siyasal-partiler-ak-parti.pdf.
Önder, Tuncay. 7 Haziran Seçimine Doğru Adalet ve Kalkınma Partisi. Analiz, no. 127. Ankara: SETA Vakfı, 2015. Erişim 10 Nisan 2025. https://www.setav.org/analiz/7-haziran-secimine-dogru-adalet-ve-kalkinma-partisi-ak-parti/.
Özer, Burak. “Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Muhafazakârlık Anlayışı Üzerine Bir Değerlendirme.” Medeniyet Araştırmaları Dergisi 4, no. 1 (2019): 43–59. Erişim 10 Nisan 2025. https://dergipark.org.tr/en/pub/mad/issue/35963/561570.
Tok, Nazif, ve Vedat Koçal. “Siyasal İktidarın Weberyan Meşruiyet Kaynakları Açısından Bir Adalet ve Kalkınma Partisi Analizi.” Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi 2, no. 4 (2013): 106–136. Erişim 10 Nisan 2025. https://dergipark.org.tr/tr/pub/mjss/issue/40484/484970.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı. “Recep Tayyip Erdoğan, Biyografi.” Erişim 10 Nisan 2025. https://www.tccb.gov.tr/receptayyiperdogan/biyografi/.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı. “Recep Tayyip Erdoğan, Konuşmalar.” Erişim 10 Nisan 2025. https://www.tccb.gov.tr/receptayyiperdogan/konusmalar/.
Adalet ve Kalkınma Partisi
İdeoloji | Muhafazakârlık Muhafazakâr Demokrasi | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Merkez | Söğütözü, Çankaya, Ankara | ||||||||
Kuruluş Tarihi(Tarih) | 2001-08-14 | ||||||||
Kısaltma | AK Parti | ||||||||
Parti Sözcüsü | Ömer Çelik | ||||||||
Genel Sekreter | Eyyüp Kadir İnan | ||||||||
Genel Başkan | Recep Tayyip Erdoğan | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Adalet ve Kalkınma Partisi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihçe
Kuruluşu: 1998-2001
İlk Dönem: 2002-2007
Ekonomik Reformlar ve Büyüme
AB Süreci ve Demokratikleşme Reformları
İkinci Dönem: 2007-2014
Ekonomik Gelişmeler ve Yatırımlar
Üçüncü Dönem: 2014-2017
Dördüncü Dönem: 2017-günümüz
İdeoloji ve Politikalar
İdeolojik Temeller
Ekonomik Politikalar
Sosyal Politikalar
Dış Politika
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.