BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarKÜME Vakfı16 Haziran 2025 10:59

#15 Toplum ve Teknoloji Bülteni

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

Geçtiğimiz hafta Apple  “düşünme illüzyonu” adlı tartışmalı bir çalışma yayınladı. Apple’ın makine öğrenimi ekibi, makalede, popüler yapay zeka modelleri üzerinde çeşitli zorluk sevilerinde mantık testleri uyguladı ve karmaşıklık arttıkça, sistemlerin performansının düştüğü neticesine vardı. Modellerin çıktılarını inceleyen ekip, ‘düşünen modellerin’ dahi düşünüyormuş gibi yaparak aslında yine bildikleri kalıpları tekrarladıkları kanaatine vardı.

Yapay zeka araştırmacısı Nathan Lambert konuya daha farklı bir yerden yaklaşıyor. Lambert’a göre, şu anda yapay zekanın tarihi bir eşiğe geldiği “Wright Kardeşler anı” yaşanıyor. Tıpkı Wright kardeşlerin uçağının kuşlar gibi kanat çırpmadan havalanması gibi, yapay zeka da insan benzeri bilinç veya deneyim olmadan gerçek anlamda muhakeme ve problem çözme yeteneği sergileyebiliyor. Bu durum, “düşünme”nin sadece insana özgü bir yeti olarak görülmesinin sorgulanmasına yol açıyor. 

Lambert’e göre, modellerin düşünme biçimi insanlarınkinden radikal biçimde farklı olsa da, işlevsel açıdan eşdeğer veya hatta kimi durumlarda daha verimli olabilir. Yapay zekanın algoritmik muhakemesi ile insan düşüncesi arasında doğrudan bir benzerlik kurmak gerekmediğini savunan bu yaklaşım, yapay zekanın epistemolojik statüsünü yeniden tartışmaya açıyor. Kısacası, Lambert’e göre asıl illüzyon, yalnızca insan gibi görünen şeylerin “düşünebileceğine” dair ısrarımız olabilir.

Ancak bu yorumlamanın da kendi içerisinde barındırdığı bazı krizler var. Zira düşünüyormuş gibi fonksiyon gösteren her şeyin düşündüğüne kanaat getirmek gündelik dilde kullandığımız bütün kavramların altını oymaya aday. Turing deneyinden beri tartışılan bir fenomen olarak yapay zekanın düşünüyor fonksiyon gösterebilmesi meselesiyle karşı karşıyayız. Apple’ın makalesi de aynı tartışmanın ucuna ekleniyor gibi görünmekte. Bu durum Silikon Vadisinde düşünme üzerine düşünen pek çok mühendis için hayal kırıklığı olsa da makinelerin düşündüğünü söylemek aslında insanoğlunun nasıl düşündüğünü bilmemekten ileri geliyor. 

Dolayısıyla bu tip benzetimlerde makinelerin insanlara benzediği düşünmeden evvel düşünülmesi gereken şey insanların o işlevleri nasıl gerçekleştirdiği. Bu makine-insan benzetiminin kökeninde ise çoğunlukla makineleri insanlar gibi hayal etme yanılgımız bulunuyor. Teknik gelişmeleri insani ihtiyaçlarımız ekseninde tasarlamanın pratik faydaları bulunsa da makineleri insan gibi hayal etme yanılgımıza da hizmet ediyor. Yani makine insan gibi yazı yazıyor diyebilmek için önce insanın nasıl yazı yazdığını çözmemiz gerekmekte. Aksi halde “gibi”lik bütün hayatımızı kuşattığında “asıl olan”la bağımız çoktan kopmuş olabilir.

Yapay zekanın yükselişi, yalnızca teknik kapasitenin genişlemesi değil, aynı zamanda insan anlayışının, etik ilkelerin ve toplumsal ilişkilerin yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Makineye bakarak insani yanlarımıza ve etik kararlarımıza dair düşüncelerimiz yeniden şekilleniyor. Bu dönüşüm sayesinde teknolojik gelişmelerin nötr olmadığını; aksine belirli toplumsal değerleri, iktidar ilişkilerini ve kültürel normları hem yansıttığını hem de dönüştürdüğünü anlayabiliriz.

Bu dönüşüme örnek olarak OpenAI'ın kullanıcı sohbetlerine dair tüm verileri içeren bir mahkeme kararıyla karşı karşıya kalması verilebilir. 

The New York Times, 2023’te OpenAI ve Microsoft’a dava açarak, milyonlarca haber içeriğinin yapay zeka modellerini eğitmek üzere izinsiz kopyalandığını öne sürmüştü. Yayın, kullanıcı verilerinin saklanmasının, kendi davasına kanıt oluşturabileceğini iddia ediyor. OpenAI CEO’su Sam Altman ise X platformundaki paylaşımında, "Bu, kötü bir emsal oluşturan uygunsuz bir talepti. Kullanıcı gizliliğini zayıflatacak her türlü talebe karşı mücadele edeceğiz; bu, temel bir ilkedir." açıklamasında bulundu. The New York Times konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

Kararın manuel olarak silinmiş verileri dahi kapsıyor oluşu, bireyin dijital ortamda kendini "unutulmaya" bırakma hakkını da tartışmaya açıyor. Bu durum neredeyse hiçbir şekilde silinemeyecek bir dijital iz riskini gözler önüne seriyor. Mahremiyetin yalnızca teknik bir güvenlik meselesi olmasının ötesinde yalnızca var olduğumuz için ihtiyaç duyduğumuz bir hak oluşunun gündem edilmesi gerekiyor.  

OpenAI CEO'su Sam Altman’ın doktor-hasta ilişkisine benzer bir "yapay zeka gizliliği" önerisinde bulunması dijital araçlarla kurulan bağların artık salt kullanıcı-nesne ilişkisi olmaktan çıkıp daha karmaşık, duygusal ve hatta etik bir ilişki biçimine dönüştüğünü gösteriyor. Bu soruşturma kapsamında OpenAI şirketi söz konusu verilerle ne yapacağını ve bu verilere erişimin, her ne kadar saklanmak zorunda olsalar da, kullanımının kısıtlı olacağını belirtti.

Şirketin politika direktörü, kullanıcıların yapay zekaya yönelik insani eğilimlerine ve bu bağlamda şekillenen duygusal yakınlığın etik sınırlarına dikkat çekiyor. Özellikle yapay zeka sistemlerinin empati kurma ve bağlanma yönündeki toplumsal eğilimleri istismar edecek şekilde tasarlanması, duygusal tatminin simülasyonlarla sağlandığı, giderek daha fazla yalnızlaşan bir toplumun habercisi olabilir.

Asıl mesele, teknolojinin bizi nasıl dönüştürdüğünden çok, bizim teknolojiyi nasıl insanileştirdiğimiz ve onun karşısında kendimizi nasıl yeniden kurguladığımız halini alıyor. Yapay zeka ile kurulan bu yeni bağlar insanın ne olduğu, neye değer verdiği ve neyle ilişki kurmak istediği gibi temel soruları yeniden gündeme getiriyor.

Sosyal hayatta hızla yer edinen bu sistemlerin toplumsal normları ve etik duyarlılıkları da çok ciddi bir etkiyle dönüştürme potansiyeli var. Bu nedenle, yapay zekanın tasarımı mühendislik hesaplarının yanında; etik, felsefi ve kültürel bir bilinçle birlikte ele alınmalıdır. Yapay zekanın insan ilişkilerini gelecekte nasıl dönüştüreceği hala belirsizliğini korurken, bu sürecin yalnızca düzenlenmesi değil, aynı zamanda derinlemesine anlaşılması ve eleştirel bir bakışla değerlendirilmesi de büyük önem taşıyor.








Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor