
Tibet denilen bölgenin başkenti Lhasa'da, Kızıl Dağ’ın tam tepesinde yükselen bembeyaz ve kıpkırmızı devasa bir yapı hayal et. İşte bu yer, Potala Sarayı'dır. Eskiden gökdelenler icat edilmeden önce, bu saray dünyanın en yüksek binalarından biri sayılırdı. Deniz seviyesinden tam 3.700 metre yüksektedir; yani bulutlara oldukça yakındır.Geçmişten Günümüze PotalaSarayın hikâyesi çok eski zamanlara dayanır. İlk temelleri 7. yüzyılda, Kral Songtsen Gampo tarafından atılmıştır. Kral bu sarayı eşi için
TR
TÜLİN YILDIZ

Sakabaşı, Osmanlı saray teşkilatında su hizmetleriyle görevli sakaların başında bulunan görevliye verilen addır. Saray halkının su ihtiyacı mutfak sakaları tarafından karşılanmakta, bu görevliler saray içindeki sakahânede istihdam edilmekteydi. Sakahâne, sarayda kullanılan suyun tedarikini sağlayan bölüm olarak işlev görmekte, bu birimin idaresi sakabaşı tarafından yürütülmekteydi. Sakabaşı, doğrudan yemek üretiminden sorumlu görevliler arasında değil, saray mutfağıyla bağlantılı hizmet personel
TR
Ayşegül DEMİRCİ

LİSERikā‘, Osmanlı Türkçesi yazı geleneğinde özellikle günlük kullanım için geliştirilmiş, sade, akıcı ve kolay yazılabilir bir Arap Alfabesi hat türüdür. Genellikle mektuplarda, resmî yazışmalarda ve hızlı yazmayı gerektiren metinlerde tercih edilmiştir. Harf yapıları kısa, yuvarlak ve birbirine yakın olup estetikten ziyade pratikliği öne çıkarır. Osmanlı bürokrasi geleneğinde de yaygın şekilde kullanılmıştır.Osmanlıda saray idaresinde katipler ve defterdarların günlük sayfalarca yazı yazdığı g
TR
Ahmet Berat PARLAK

Kaftan ,Hiç müzede padişahların giydiği o süslü, uzun ve gösterişli elbiseleri gördün mü? İşte o elbiselerin adı kaftandır! Kaftan, sadece bir kıyafet değil, aynı zamanda zenginliğin, gücün ve önemli bir kişi olmanın sembolüydü. Geçmişte krallar, padişahlar ve kahramanlar tarafından giyilen bu özel giysi, adeta kumaştan yapılmış bir sanat eseri gibidir.Kaftan, genellikle ipek veya kadife gibi değerli kumaşlardan yapılan, önü açık, uzun kollu ve ayaklara kadar uzanan bir üst giysisidir. Onu bu ka
TR
Kasım Emre Anıl

Tibet Özerk Bölgesi'nin başkenti Lhasa'da, Kızıl Dağ (Marpo Ri) üzerinde yer alan, hem dini hem de siyasi öneme sahip tarihi bir saray kompleksidir. "Dünyanın çatısındaki inci" olarak adlandırılan yapı, Tibet mimarisinin en görkemli örneği kabul edilir ve 1994 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır.TarihçeSarayın temelleri 7. yüzyılda, Tubo hanedanlığı kralı Songtsen Gampo tarafından Lhasa vadisinin merkezindeki dağın tepesinde 999 odalı bir kompleks olarak atılmıştır. A
TR
TÜLİN YILDIZ

Osmanlı İmparatorluğu'nda saray merasimleri ve teşrifat kuralları, devletin ve toplumun işleyişinde merkezî bir yere sahip olan, köklü ve incelikli bir sistemdi. "Teşrifat," kelime anlamıyla şereflendirme ve saygı gösterme usullerini ifade ederken, terim olarak devlet büyüklerinin resmî günlerde, kabullerde, bayramlarda ve huzura çıkacakları vakit uymaları gereken sıra, sınıf ve davranış kurallarını; elçilerin kabulünü ve rütbe ile nişanların verilmesi gibi konuları düzenleyen bir nizamı işaret
TRYunus Emre Yüce
MaKökenArapça mā bayn (ما بين) “iki şeyin arası, orta, ara oda” anlamına gelir. Bu ifade, bayn (بين) “ara” sözcüğünden türetilmiş olup Osmanlı saray yapısında “mabeyn” olarak, padişahın yaşadığı özel bölümle devlet işleri arasındaki geçiş alanını tanımlamakta kullanılmıştır. “Mabeyinci” ise bu ara mekânda görevli saray memurunu ifade eder.Kullanım alanlarıOsmanlı tarihi ve bürokrasisi: Saray teşkilatında, padişahın buyruklarını ileten, dilekçeleri kabul eden saray memurunu tanımlamak için kullanıl
TR
Ayşenur Bayraktar
MeMecidiye Köşkü, Sultan Abdülmecid döneminde Topkapı Sarayı’nın 4. avlusunda inşa edilen bir yapıdır. Yaklaşık 570 metrekarelik alan üzerine kurulan köşkün inşası, Sarkis Balyan mimarlığıyla 1858 yılında tamamlanmıştır. Ayrıca bu yapı Topkapı Sarayı içerisine inşa edilmiş en son köşk olma özelliği taşımaktadır.Bizans döneminden kalan istinat duvarı üzerinde inşa edilmiş olup bulunduğu alanda öncesinde, Çadır Köşkü ve Fatih Sultan Mehmet devrine ait başka bir köşk olduğu düşünülmektedir.Yapı Özell
TR
Burcu Sandıkçı
AyKöken Sözcük, Arapça ˁîwāḍ (عيواض) “yerine geçen, karşılık” kökünden Türkçeye geçmiştir; ancak bir halk etimolojisine göre Köroğlu’nun yanına aldığı Ermeni genci İvaz’ın adıyla da ilişkilendirilir.Kullanım AlanlarıMecaz Anlam Kullanımları:İtaatkâr, görev adamı kişi nitelemesi olarak:Ayvaz, halk deyimlerinde “söyleneni yapan, emir kulu, işine bakan” biri anlamında kullanılır. “Ayvaz kasap hep bir hesap” deyimiyle eşitlik ya da kaçınılmazlık anlatımı: Deyimde, iki farklı şeyin sonuca etkisi olmadı
TR
Salih Gölcük

Istanbul’s Beşiktaş district hosts a vast complex situated on a high hill, behind expansive gardens and high walls. This is not merely a single building; it is a self-sufficient small city containing numerous pavilions, kasr, workshops, and even a theater. In the past, this area served as the administrative center of the Ottoman State and today welcomes visitors as an important museum.History and Development of the PalaceThe earliest structures on Yıldız Hill were built by Sultan III. Selim for
EN
Saime Kılıç