
Molecular biology and genetics student, when I say this, I usually get reactions like: “DNA are you studying?” “CRISPR are you designing babies with?” “Are you producing mutants in the lab?” In fact, what we do is both simpler and more fascinating than that: We are trying to understand the software of life. When I look at the literature from recent years—especially after 2020—I see our field rapidly shifting along three major axes: Gene editing and CRISPR technologies Single-cell and multi-omics
ENHASİBE BENNUR ATASOY

Moleküler biyoloji ve genetik öğrencisi olduğumu söylediğimde genelde şöyle tepkiler alıyorum: “DNA mı inceliyorsun?” “CRISPR’la bebek mi tasarlıyorsunuz?” “Laboratuvarda mutant mı üretiyorsunuz?” Aslında yaptığımız şey bundan hem daha sade hem daha büyüleyici: Hayatın yazılımını anlamaya çalışıyoruz. Son yıllardaki literatüre baktığımda (özellikle 2020 sonrası), alanımızın üç büyük eksen etrafında hızla dönüşmeye başladığını görüyorum: Gen düzenleme ve CRISPR teknolojileri Tek hücre ve multi-om
TRHASİBE BENNUR ATASOY

Biyoteknoloji, canlıları kullanarak insanların işini kolaylaştıran bir bilim dalıdır. Bu canlılar bazen minicik bakteriler, bazen bitkiler, bazen de hayvanlar olabilir. Amaç, doğadaki canlıların özelliklerinden yararlanarak gıda üretmek, hastalıkları iyileştirmek, çevreyi korumak ya da enerji elde etmektir. Aslında biyoteknoloji çok eski zamanlardan beri var! İnsanlar binlerce yıl önce ekmek yaparken mayayı, yoğurt yaparken bakterileri kullanıyordu. İşte bu da biyoteknolojinin ta kendisi! Geçmiş
TR
Elif Laçin

Gregor Johann Mendel (1822–1884), 19. yüzyılın ortalarında Avusturya İmparatorluğu’na bağlı Moravya bölgesinde yaşamış bir din adamı ve araştırmacıdır. Bezelye bitkileri üzerinde gerçekleştirdiği melezleme deneyleriyle, kalıtsal karakterlerin kuşaklar boyunca aktarımına dair nicel veriler elde etmiş ve bu veriler üzerinden kalıtıma ilişkin bazı temel ilkeleri tanımlamıştır. Çalışmalarında matematiksel yöntemler ve sistematik gözlemler kullanmıştır. Bu çalışmaları, daha sonra genetik biliminin ge
TRGülhan Yaşar

Meyve sineği (Diptera: Drosophilidae) adı, özellikle Drosophila cinsine ait türleri kapsayan, biyoloji ve genetik literatüründe merkezi bir konumda yer alan küçük dipteran böcekleri tanımlar. Morfolojik olarak göze çarpan kırmızımsı bileşik gözleri, sarımsı-kahverengi gövdeleri ve 2-4 mm uzunluğundaki ince yapılarıyla tanınırlar. Özellikle Drosophila melanogaster türü, kısa nesil süresi, kolay laboratuvar yetiştiriciliği ve büyük yumurta verimi gibi özellikleri sayesinde deneysel biyolojinin pop
TRFatih Atalay
AkKöken “Akromatin” terimi, Yunanca a- (olumsuzluk) ve chroma (renk) ile tin (küçültme eki) birleşiminden oluşmuştur. Bilimsel terim olarak biyoloji literatüründen alınmıştır. Kullanım Alanları Hücre Biyolojisi: Hücre çekirdeği yapısının incelenmesinde önemli bir terimdir. Mikroskopi: Hücre çekirdeğinin boyanmayan kısımlarını tanımlamak için kullanılır. Genetik: Kromozom yapısı ve işlevi üzerinde çalışmalar sırasında referans verilir.
TR
Salih Gölcük

Ribonükleik asit (RNA), fosfodiester bağlarıyla birbirine bağlanmış riboz nükleotitlerinden oluşan yüksek moleküler ağırlıklı bir biyopolimerdir. Her nükleotit, bir riboz şekerine bağlı bir azotlu baz—adenin (A), guanin (G), sitozin (C) veya urasil (U)—içerir. RNA, gen ekspresyonu ve hücresel düzenlemede merkezi bir rol oynar; haberci, yapısal bileşen, düzenleyici ve bazı virüslerde DNA yerine genetik bilgiyi taşıyan bir molekül olarak işlev görür. Tüm RNA molekülleri, DNA dizilerinin transkript
TR
Betül Sena Kırval
EmKöken Fransızca embryologie kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Yunanca embryon (cenin, gelişmekte olan canlı) ve logos (bilim, inceleme) kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. Kullanım Alanları Tıp: İnsan embriyosunun gelişimi ve doğum öncesi anormalliklerin incelenmesi. Veterinerlik: Hayvan embriyolarının gelişim süreçlerinin araştırılması. Genetik ve Üreme Biyolojisi: Kök hücre araştırmaları ve tüp bebek tedavileri ile ilişkilidir. Evrimsel Biyoloji: Türlerin gelişim süreçlerinde embriyonik evre
TR
Ahsen Karakaş

James Dewey Watson, DNA’nın çift sarmal yapısını Francis Crick ile birlikte keşfeden Amerikalı biyolog ve genetikçidir. 1953’te yayımlanan bu buluş, kalıtsal bilginin kimyasal yapısını açıklayarak modern genetiğin temelini oluşturmuştur. 1962 yılında Maurice Wilkins ile birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü paylaşmıştır. Watson, kariyeri boyunca Harvard Üniversitesi, California Institute of Technology ve Cold Spring Harbor Laboratory’de görev yapmış, ayrıca İnsan Genomu Projesi’nin ilk yöne
TR
Edanur Karakoç

DNA (Deoksiribonükleik Asit), canlıların vücut yapısını ve özelliklerini belirleyen genetik bilgiyi taşıyan moleküldür. Hücrelerimizin çekirdeğinde bulunur ve adeta bir “talimat kitabı” gibi çalışarak vücudumuzun nasıl işleyeceğini belirler. DNA’nın Keşfi DNA'nın çift sarmal yapısı, 1953 yılında James Watson ve Francis Crick tarafından keşfedildi. Bu keşif, genetik biliminin gelişmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. DNA Molekülünün Şekli DNA, iki uzun zincirin birbirine dolanmasıyla oluşur. Bu
TR
Fatma Köroğlu