
Senegal’de İslam’ın toplumsal düzlemdeki görünümü, büyük ölçüde tasavvufî tarikatlar aracılığıyla kurumsallaşmıştır. Bu tarikatların uygulamaları, bireysel ibadet biçimlerinin ötesinde kolektif pratikleri de içermektedir. Bu bağlamda öne çıkan ritüellerden biri, Hadaratu’l Cuma adıyla bilinen toplu zikir uygulamasıdır. 1902 yılında başlatılan bu ritüel, günümüze kadar kesintisiz biçimde devam ettirilmiş ve Senegal’deki dinî hayatın düzenli bir parçası hâline gelmiştir. Tarihsel Arka Plan Hadarat
TR
Sümeyye Akkanat Terzioğlu
ZaKöken Zakir kelimesi, Arapçadaki zākir sözcüğünden Türkçeye geçmiştir ve “zikreden” yani anan, özellikle Allah’ı dil ile anan kişi anlamına gelir. Bu kelime, “hatırlamak, anmak, zikretmek” anlamındaki ḏakara fiilinden türetilmiştir. ḏākir yapısı, Arapçada etken fiil sıfatı oluşturan fāˁil veznindedir. Dolayısıyla, zakir sözcüğü hem dilsel bir eylemi gerçekleştiren kişiyi hem de tasavvufi bağlamda bu eyleme sürekli devam eden kimseyi ifade eder. Kullanım Alanları Tasavvuf ve Dini Literatür: Allah
TR
İbrahim Filiz
MaTanım 1. Câmilerde etrafı parmaklıklarla çevrilerek hükümdarlar için ayrılan yüksekçe yer. 2. Tekkelerde zikre katılmayanların oturduğu yüksekçe parmaklıklı yer. (Misâfir maksûresi) Köken (ﻣﻘﺼﻮﺭﻩ) i. (Ar. maḳṣūr “tahsis edilmiş”ten maḳṣūre). Örnek Cümle Uyuyakalmışım ben de / Maksûrenin köşesinde (Tevfik Fikret)
TR
Ahmet Dağ
DiPîr Muhammed Nureddin Cerrâhî tarafından 18. yüzyılda irad edilen nutk-i şeriftir. Günümüzde hüseyni makamında sofyan usulünde tekkelerde usul ilahisi olarak okunmaktadır. Kısaca Allah zikrinin insan üzerindeki tesirlerinden bahseder. Dil beytini pâk iden Dervîşi ankâ iden Âlem-i lâhûta giden Mevlâ zikridir zikri Derdine dermân iden Sırrına cevlân iden Ma‘nâda sultân iden Mevlâ zikridir zikri Âşıkların zikri Hû Zikri Hû’dur fikri Hû Vecde gelip diye Hû Mevlâ zikridir zikri Terk ehline karışıp He
TR
Ahmet Dağ
PuPîr Muhammad This is a sacred utterance composed in the 18th century by Nureddin Cerrâhî. Today, it is recited in tekkes in the hüseyni makam and Sofyan usul as a devotional hymn method. In brief, it speaks of the effects of dhikr on the human soul. He who purifies the words of the tongue, Who recognizes the dervish as the true one, Who journeys toward the divine realm World, That is dhikr, true dhikr. He who is the remedy for his suffering, Who is stirred by the mystery within, Who reigns in th
EN
Ahmet Dağ

Yaratılmış her şeyin bir amacı varken insanın olmaması mümkün mü? Allah tarafından Yaratılmış her şeyin Allah’ı zikretmemesi mümkün mü? Allah’ı zikreden canlılar varken insanın zikretmemesi mümkün mü? Allah’ı zikirle emrolunmuş canlılar, her şey varken insanın emrolmaması mümkün mü? Hele ki yarattığını seven bir tanrıyı sevgiyle zikretmemek mümkün mü? Ah mevlam, seni sevmemek mümkün mü?
TR
Nisa Doğan
1179’da (1765-66) Halep’te doğdu ve orada yaşadı. Ebü’l-Vefâ, Vefâ/Vefâî lakaplarıyla tanınır. Bazı yazma eserlerinin kapağında ismi “seyyid” unvanıyla birlikte kaydedildiği belirtilmekteyse de (Ziriklî, VII, 73; el-Ḳāmûsü’l-İslâmî, II, 553), kaynaklarda seyyidliğine dair bilgi bulunmamaktadır. Çocukluğunda Şeyh İsmâil Keyyâlî’nin teşvikiyle ilim tahsiline başladı. Başta babası olmak üzere Rızâiyye Medresesi müderrisi Şeyh Mustafa Gürânî, Şeyh Hasan, Şeyh Kāsım b. Ali el-Mağribî, Şeyh Muhammed e
TRİslam Ansiklopedisi
Hayatına dair yeterli bilgi yoktur. Sülemî ve Abdurrahman-ı Câmî onun Nîşâbur’un büyük sûfîlerinden olduğunu belirtirken (Ṭabaḳāt, s. 299; Lâmiî, s. 223) Münâvî kendisini Belhli şeyhler arasında zikreder (el-Kevâkib, II, 52). Nîşâbur kaynaklı Melâmetiyye hareketinin önemli temsilcilerinden Ebû Osman el-Hîrî’nin yanında yetişen Verrâk’ın 320 (932) yılından önce vefat ettiği belirtilmektedir. İbnü’l-Cevzî ise ölüm tarihini 319 olarak kaydeder (el-Muntaẓam, VIII, 112-113). Ebü’l-Hüseyin el-Verrâk,
TRİslam Ansiklopedisi
Arapça’da iki veya daha fazla kelimeden oluşan bir cümlenin ilk iki yahut daha çok harfi alınarak bunlardan yeni kelimeler meydana getirilmektedir (bk. HAMDELE). Havkale de bunlardan biri olup “her türlü değişim ve gücün kaynağı sadece Allah’tır” anlamına gelen “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” (لا حول ولا قوّة إلاّ بالله) şeklindeki dua ve zikir cümlesinin kısaltılmasıyla oluşturulmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de bu cümlenin tamamı bulunmamakla birlikte benzeri bir ifade mevcuttur. Her şeyin ilâhî
TRİslam Ansiklopedisi

Allah'ım Ben Geldim, modern hayatın hızında, gündelik kaygılarla kuşatılmış bireyin kendi iç sesini ve manevî yönünü yeniden keşfetme çağrısında bulunan kitaptır. Kitap, ilahî olana duyulan özlemi bir içsel diriliş olarak işler. Yazar, kişinin Allah’a dönmesini bir fark ediş, bir yüzleşme ve aynı zamanda bir teslimiyet süreci olarak sunar. Bu dönüş, ne sadece duygusal bir arayıştır ne de salt dini bir vecibedir; aksine, insanın yaratılış amacıyla yeniden bağ kurmasıdır. Kitapta dile gelen “Ben g
TR
Mesut Akbaba