KeKökenKenet kelimesi, Türkiye Türkçesinde yer alan kinet veya kenet biçimlerinden türemiştir. Bu sözcük, tarihsel olarak “taş blokları birbirine bağlayan demir raptiye” ya da “porselen onarımında kullanılan tel” anlamlarına gelir. Ancak sözcüğün etimolojik kökeni kesin olarak belirlenememiştir. Halk dilinde ve teknik uygulamalarda şekil değiştirerek bugünkü anlamına kavuşmuştur.Kullanım Alanlarıİnşaat mühendisliği ve yapı sistemleri bağlamında, taş, ahşap veya metal parçaları birbirine sabitlemek
TR
Ayşenur Bayraktar

KökenFarsça "çuval" anlamındaki cuvāl ve "dikici, iğne" anlamlarındaki dūz kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. “Çul diken” anlamına gelen bu birleşik kelime, Türkçeye Farsçadan geçmiştir. 13. yüzyıldan itibaren, Codex Cumanicus gibi kaynaklarda čualdus biçiminde belgelenmiştir.Kullanım AlanlarıGündelik Hayat: Özellikle çuval, yorgan, çadır gibi kalın kumaşların dikiminde kullanılan bir el aletidir.Halk Deyimi: Başkasına öğüt vermeden veya eleştiride bulunmadan önce, kişinin önce kendini ve k
TR
Tuğba Aygün

Gümüş işlemeciliği, gümüş madeninin çeşitli tekniklerle şekillendirilmesi, süslenmesi ve estetik amaçlarla işlenmesi sürecidir. Bu zanaat dalı, tarihsel olarak hem fonksiyonel hem de sanatsal nesnelerin üretiminde önemli bir rol oynamıştır. İşlemecilik, yalnızca fiziksel üretim süreciyle sınırlı kalmayıp aynı zamanda kültürel değerleri, sembolleri ve ustalığı yansıtan bir ifade biçimi olarak değerlendirilir.Bu alan genellikle kuyumculukla ilişkilendirilmekle birlikte, teknik olarak ondan ayrılır
TR
Aslı Öncan
ÇuKökenFarsça kökenli bir kelimedir. Çulha kelimesi, Farsça “dokumacı” anlamındaki cūlāh – cūlāhe sözcüğünden gelmektedir. Kelime, Farsça “çul, kaba kumaş” anlamındaki cul kelimesinden türemiştir.Kullanım AlanlarıTarihî ve Geleneksel Meslekler: Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinde, yerel ekonomide önemli rol oynayan geleneksel dokumacılar “çulha” olarak anılırdı.Kültürel ve Etnografik Araştırmalar: El sanatı, kırsal üretim biçimleri ve zanaatkârlıkla ilgili incelemelerde çulhalar sıklıkla ele
TR
Tuğba Aygün

Arts and Crafts Akımı, 19. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de ortaya çıkan ve sanayi devriminin getirdiği seri üretim anlayışına karşı el işçiliğini, doğallığı ve zanaatkârlığı savunan çok yönlü bir sanat, tasarım ve mimarlık hareketidir. Estetik olduğu kadar ideolojik bir yön de taşıyan bu akım, modern toplumda emeğin yabancılaşmasına, doğadan kopuşa ve estetik yozlaşmaya karşı kapsamlı bir tepki olarak şekillenmiştir. William Morris, John Ruskin gibi düşünürlerin öncülüğünde gelişen hareke
TR
Esra Özkafa

KökenKökeni kesin olarak belirlenememekle birlikte, kelimenin Balkan dillerinde de kullanıldığı görülmektedir. Eski Türkçedeki küdeç sözcüğüyle benzerlik gösterdiği düşünülmektedir; bu sözcük “pişmiş toprak kap” anlamına gelir ve muhtemelen küd- (beklemek, ağır ağır pişmek) fiilinden +Aç yapım ekiyle türetilmiştir.Kullanım AlanlarıMutfak ve Geleneksel Yemek Kültürü : Türk mutfağında, özellikle tandır, fırın ve ocak yemeklerinde yaygın olarak kullanılır.Zanaatkârlık: El yapımı seramik ürünler ve
TR
Fatihhan Adana
GöKökeniFarsça kökenlidir. Farsça “gûn” (deri, post) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Zamanla ses uyumuna uğrayarak “gön” şeklini almıştır. Türkçede hem işlenmiş deri hem de kösele anlamlarında kullanılmaktadır.Kullanım AlanlarıZanaatkârlık/ El Sanatları: Gön, özellikle saraciye (deri eşya yapımı) işlerinde, çanta, kemer ve cüzdan gibi ürünlerin üretiminde kullanılır.Mobilyacılık: Koltuk, sandalye gibi mobilya kaplamalarında yumuşak ve dayanıklı yüzey olarak tercih edilir.Ayakkabıcılık: Kösele tab
TRElanur Elmas Hizal
HiKökenArapça kökenli bir kelimedir. Hirfet (ﺣﺮﻓﺖ) kelimesi Arapça anlamı değişmeden Türkçeye geçmiştir. Günümüzde kullanımı çok yaygın olmayan eskimiş bir kelimedir.Kullanım Alanları Tarihî metinlerde ve Osmanlı dönemi belgelerinde, zanaat ve küçük el sanatları tanımlanırken kullanılır.Meslek sınıflarını belirten sosyolojik ya da kültürel çalışmalarda, esnaf ve sanatkâr topluluklarına ait beceriler tarif edilirken geçer.Klasik edebiyat ve divan edebiyatı bağlamında, bir kişinin geçimini sağladığı
TRElanur Elmas Hizal

Köken“Hasır” kelimesi, Arapça ḥaṣīr (حصير) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu Arapça kelime, ḥṣr kökünden türemiş olup, “bataklık kamışı” veya “kamıştan örülmüş sergi” anlamlarına gelir. Aynı kökten gelen kelimeler İbranice ve Süryanice’de de benzer şekilde “kamış, pırasa” anlamlarını taşır. Türkçeye geçtiğinde hem yüzey kaplaması olarak kullanılan örgü sergi anlamını hem de bu malzemeyle yapılmış eşya anlamlarını korumuştur. Zamanla inşaat terimlerinde de “demir hasır” gibi kullanımlar kazanara
TR
Hasan Karabulut
SaKökenSahtiyan kelimesi (ﺳﺨﺘﻴﺎﻥ) Farsça kökenli bir kelimedir. Farsça saḫtyān kelimesinden Türkçeye geçmiştir.Kullanım AlanlarıKlasik Zanaatlar ve Dericilik: Sahtiyan, geleneksel el sanatlarında ve zanaatkârlıkta kaliteli işlenmiş deri malzemesi olarak önemli yer tutar. Özellikle Osmanlı döneminde saraciye (deri işlemeciliği) alanında sıkça kullanılmıştır.Ayakkabıcılık ve Saraciye: Deri ayakkabı, kemer, çanta, kılıf gibi ürünlerde dayanıklılığı ve parlak yüzeyi sayesinde tercih edilir. Hem esteti
TR
Tuğba Aygün