
Deliryum (Delirium); tıbbi bir duruma, madde kullanımına, toksik bir maruziyete veya yoksunluğa bağlı olarak gelişen, akut başlangıçlı ve geçici bir beyin yetmezliği ya da organik beyin sendromudur. Tarihçe Deliryum kelimesi, köken olarak Latincede "çığırından çıkmak" anlamına gelen delirare fiilinden ve Yunancada "saçma konuşmak" manasına gelen leros kelimesinden türetilmiştir. 【1】 Hastalığın tanımlanması Antik Çağlara kadar uzanmaktadır. Milattan önce 5. yüzyılda Hipokrat, alkol yoksunluğuna b
TRAslınur İLHAN
PiKöken Pîrifâni kelimesi, Farsça ve Arapça kökenli sözcüklerin oluşturduğu bir tamlamadır. Farsçada "ihtiyar, yaşlı" manasındaki pîr (پیر) ile Arapçada "ölümlü, gelip geçici" manasındaki fânî (فاني) kelimelerinin, Farsça tamlama kuralıyla (pîr-i fânî) birleşmesinden meydana gelmiştir. Kelime, köken anlamı itibarıyla "ölümlü ihtiyar" demektir. Kullanım Alanları Edebi Betimleme: Roman ve hikâyelerde, sadece yaşlılığı değil, aynı zamanda dünyadan elini eteğini çekmişliği, bilgeliği veya fiziksel düş
TR
Tuğba Aygün

Bayram denince insanların aklına genelde kalabalık sofralar, kahkahalar, misafirlikler ve sıcak evler gelir. Televizyonlarda mutlu aileler gösterilir, sokaklar hareketlenir, telefonlar susmaz… Ama hayatın bir de görünmeyen tarafı vardır. Bayram günü sessizliğe uyanan insanlar vardır. Bir huzurevi odasında pencereye bakarak geçirilen bayram sabahları vardır mesela… Belki günler öncesinden “Bu bayram gelirler mi?” diye bekleyen yaşlı insanlar… Kapı her açıldığında umutlanan ama gelenin kendisi içi
TR
Zeynepnur Karagülle

Zamanın Sessiz İzleri: Yaşlanmanın Görünmeyen Ritmi Yaşlanmak, çoğunlukla aynadaki yabancıyla tanışma anı olarak tasvir edilir. Oysa bu, bir varış noktasından ziyade, ruhun bedene daha derin kök salma hikâyesidir. İlk beyaz saç teli ya da göz kenarlarındaki o ince çizgiler, sadece geçen yılların çetelesi değil; her bir kahkahanın, dökülen her gözyaşının ve göğüs gerilen her fırtınanın tenimizdeki mührüdür. İnsan gençken zamanı uçsuz buçaksız bir okyanus sanır. Günler, harcanmak için bekleyen b
TRÇiğdem Turan

Yaşlılık döneminde beslenme, bireyin yaşam kalitesini korumasını, kronik hastalıklardan korunmasını, mental ve fiziksel fonksiyonlarını sürdürmesini ve fonksiyonel bağımsızlığını devam ettirmesini sağlayan beslenme dönemidir. Yaşlılık dönemi genellikle 65 yaş ve üzerindeki bireyleri kapsayan yaşam evresidir. Bu dönem, metabolik, fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişikliklerin yoğun olarak gözlendiği bir süreçtir. Fiziksel Değişiklikler Vücut kompozisyonu: 60 yaşından sonra yağsız doku miktarı a
TR
Nursena Güller