HaHayat üç gün derler: Dün, bugün ve yarın. Dün geçti… Belki de en çok orada bekledim seni. Gelmedin. Bekledim. Sustun. Bugün bitmek üzere. Zaman ağır ağır akıyor ama içimdeki boşluk aynı. Kalabalıklar var etrafımda ama sen yoksun. Şimdi aklımda tek bir soru var: Acaba yarın gelir misin? Yoksa yarın da bugünün tekrarı mı olur? Bazen insan bir başkasını beklerken aslında kendini tamamlamayı bekler. Belki de mesele sen değilsin… Belki mesele, eksik hissettiğim yanım. Yarın gelir mi bilmiyorum. Ama b
TRMelisa Yıldırım
GeBir akşamüstü, yıllardır uğramadığım bir sokağın başında durup etrafa baktığımı hatırlıyorum. Sokak değişmemiş gibiydi; aynı kaldırımlar, aynı köşedeki fırın, aynı yokuş. Fakat insanın hafızası mekânları olduğu gibi saklamıyor. Bazı yerleri özlediği kadar büyütüyor, bazılarını unuttuğu kadar küçültüyor. O sokakta yürürken bir an için yıllar önceki hâlimle karşılaşacakmışım gibi geldi. Sanki köşeyi döndüğümde aceleyle yürüyen, bir yere yetişmeye çalışan, geleceğin henüz açılmamış bütün kapılarını
TR
Ebrar Sıla Peri

Akşam olmuştu. Gün boyunca omuzda taşınan çanta sonunda kapının yanına bırakıldı. Anahtar çevrildi, ayakkabılar çıkarıldı, günün ağırlığı yavaş yavaş üzerinden dökülür gibi oldu insanın. Fakat garip bir şey vardı: Çanta yere konabiliyordu, mont askıya asılabiliyordu, elde taşınan poşetler bırakılabiliyordu. Günün içindeki birçok yük bir şekilde insanın üzerinden ayrılabiliyordu. Ama bazı şeyler vardı ki kapının dışında bırakılamıyordu. Eve birlikte giriyorlardı. Sessizce. Her gün. İnsan bazen bu
TR
Ebrar Sıla Peri

Bana “anne kim?” diye sorsalar, hiç düşünmeden “sağ yanım” derim. “Baba kim?” deseler ardından, gözümü kırpmadan “sol yanım” derim. “Peki neden?” diye sorarsan… anlatayım: Sağ yanım eksik kalsa, geceleri uyuyamam ben. Çünkü alışmışım, hep sağ tarafıma dönüp uyumaya. Sol yanım eksik kalsa… nefes alamam. Kalbim sol tarafımda benim, o olmadan nasıl yaşarım, söyle? Sonra bana dersin ki: “Sağ tarafına uyuma, düz uyu… Kalbin eksilse de yerine başka bir kalp koyarlar, yine de yaşarsın…” Yaşarım, dedim…
TRMelisa Yıldırım
Geİnsan artık her şeyin hızlı olmasına alıştı. Hızlı para, hızlı sonuç, hızlı yükseliş… Bir şey hemen olmuyorsa başarısız sanılıyor. Oysa bazı şeylerin geç olması, değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen geç gelen şeyler daha kalıcı olur. Çünkü yavaş ilerlemek çoğu zaman sadece zaman kaybetmek değildir. İnsanın kendini tanıdığı, eksiklerini gördüğü ve güçlendiği bir süreçtir. Hızlı gelen başarı bazen insanın sadece sonucunu değiştirir. Ama yavaş gelen başarı, insanın karakterini değiştirir. Çünkü u
TR
Zeynepnur Karagülle

Küçükken ağaçlara sarılıp ne kadar büyüdüğümü hesaplamaya çalışırdım. Kollarımı sardığımda ellerim birbirine kavuşsa, dünyanın en mutlu çocuğu olacaktım. Hiçbir şey umurumda değildi; bayramlık elbiseme karıncalar doluşmuş, kollarım ağacın kovuğuyla kesilmiş, canım hafiften yanıyor… Ama ben yine de tıfıl bir ağaç seçip “büyüdüm işte” diyerek kendimi kandırıyordum. Bazen, güneşin soluğumu kuruttuğu yaz günlerinde, epeyce yaşlı bir çınar ağacıyla göz göze gelir; mataramdaki yarım kalmış suyumu onun
TR
Ayşe Serra Hocalar

Ben gözyaşlarımı birer fedakarlık olarak görürüm. Yaşadıklarıma, şahit olduklarıma benimle beraber şahit oldukları İçin bir dışa vurum da denilebilir. Ağladığım hiçbir geceyi unutmam mesela. Gözyaşlarım o geceyi zihnimde sağlamlaştırır. Kolay kolay da ağlamam. Eğer bir şeyi ağlayacak kadar çok seviyorsam, ne olursa olsun bırakamam. Bu da benim kötü bir yönüm aslında. Bazen insanlar ağlamanın bir şeyi değiştirmediğini, gereksiz bir eylem olduğunu düşünürler. Ancak bir şeyi değiştirmesine gerek yo
TR
Ebrar Sıla Peri

“Her şeyden uzaklaşmak istiyorum.” Dedi bir arkadaşım. Bazen hayat aynı kitabı baştan tekrar okuyormuşuz gibi oluyor. Her okuduğumuzda farklı şeyleri fark ediyoruz ama sonuç hep aynı çıkıyor. Kitaptaki yeni karakterleri belki ikinci okuyuşta fark ediyoruz, belki beşinci... İnsan eline başka bir kitap almak istiyor, alamıyor. Takılı kalmış o kitapta, anlamaya çalışıyor. Kitabın derinine inmek istiyor. Etrafı o kadar karışık ki, kitaba odaklanamıyor bile. Hayat da böyledir işte. Hayatı anlamak ist
TR
Ebrar Sıla Peri
ÇiHer şeye rağmen çizdim Kırılmayan bir sabırla, İçimde susmayan bir sesle çizdim. Gözlerinin değdiği manzarayı çizdim; O manzarayı usulca aydınlatan ışığı, Karanlığa inat, ince ince süzülen o umudu... Çocukluğumun tozlu yolarını çizdim, Dizlerimde kalan yaraları, Hiç vazgeçmeden attığım o küçük ama inatçı adımları... Sanki her biri içimde başka bir iz bırakmış gibi. Ufkuna kapıldım çizdim sonra Senin "hayat" dediğin o koca dünyayı; Biraz eksik, biraz fazla, ama hep gerçek hep kırılgan. Gözlerinde
TREsmanur Aykut

Bir evin çatısındaki bacanın yamuk olduğunu hayal etsene. Peki içinden çıkan duman da bacanın şekli gibi eğri büğrü mü yükselir? Hayır, duman her zaman dosdoğru gökyüzüne doğru süzülür. İşte bu atasözü, insanların dış görünüşlerinden çok içlerindeki iyiliğin ve karakterin önemli olduğunu anlatır. Bu Atasözü Ne Anlama Gelir? Bu atasözü, yaradılıştan iyi ve dürüst olan bir insanın, içinde bulunduğu ortam ne kadar zor ya da elverişsiz olursa olsun, bu güzel huylarını kaybetmeyeceğini söyler. Bazen
TRgamze halil