
Toplumun bazı gerçeklerini yazdığınızda ya da sinemaya uyarladığınızda, özellikle eleştirilen şeylerin birer parçası olan insanlar, hikâyede yanlış veya tabu olarak görebileceği unsurlar bulabiliyor. Ancak aslında bunlar, hayatın olağan akışında var olan ve kabullenmemiz gereken çıplak gerçekliklerdir. Toplumdaki yerleşik tabular veya muhafazakâr ahlak anlayışları ise bakış açılarımızı daraltarak sinematografik algımızı kör ediyor. Sam Mendes’in 1999 tarihli başyapıtı American Beauty (Amerikan G
TR
Aleyna Aysima ŞAHİN

İnsan, evrende kendi boşluğunun hacmi kadar yer kaplar. Bazı ruhlar ise o boşluğu öyle keskin, öyle ödün vermez bir sızıyla doldurur ki onlardan geriye kalan sessizlik bile uğultulu bir nehre dönüşür. Nilgün Marmara, bu yerküreye "iki adımlık" bir konak muamelesi yapıp arka bahçelerini erkenden seyretmiş, gitmeyi kendi hakikatini koruma iradesi olarak seçmiş o narin ve ödün vermez seslerden biri. Onun şiiri, yaşama katlanmanın sınırlarında dolaşan, acıyı varoluşun ta kendisi olarak kuşanmış tins
TR
Nursena Şahin

"Let Down", İngiliz alternatif rock grubu Radiohead’in 1997 yılında yayımlanan dördüncü stüdyo albümü OK Computer’da yer alan bir parçadır. Şarkı, modern yaşamın yabancılaştırıcı etkileri, bireysel yabancılaşma ve rutinler içinde kaybolma temalarını işlemektedir. Bestecilik ve Söz Yazımı Parça, Radiohead üyeleri tarafından bestelenmiş olup, sözleri vokalist Thom Yorke tarafından yazılmıştır. “Let Down” sözlerinde, bireyin toplum içinde yaşadığı sıkışmışlık ve anlam arayışı vurgulanmaktadır. Şark
TR
Osman Özbay
YaFelsefe, sosyoloji, psikoloji ve iktisat gibi çeşitli disiplinlerde ele alınan yabancılaşma, en genel tanımıyla bireyin ve toplumsal sürecin birlikte ortaya çıkardığı psikolojik bir sorun olup, temelinde insanın özü ile varlığının çelişmesi yatmaktadır. Kavram, kökeni itibarıyla Latincede "başkası, yabancı" anlamına gelen "alienus" kelimesinden türemiştir. Yabancılaşma; güçsüzlük, anlamsızlık, kuralsızlık (anomi), toplumsal tecrit, kültürel uzaklaşma ve kendine yabancılaşma gibi boyutları içerme
TRYunus Emre Yüce

Aramızdaki Şey, bireyler arasındaki ilişkilerin karmaşıklığını ve içsel dünyaların çelişkilerini konu alan kısa öykülerden oluşur. Kitapta, insan ilişkilerindeki mesafe, iletişimsizlik, sevgi ve yabancılaşma temaları ön plandadır. Öykülerde, özellikle kadın karakterlerin duygusal deneyimleri ve toplumsal rollerle bireysel arzuları arasındaki gerilimler ele alınır. İnsan psikolojisi ve ilişkilerin dinamikleri detaylı biçimde işlenir. Anlatım ve Üslup Anlatım üçüncü tekil kişi bakış açısıyla gerçe
TR
Nida Üstün
TeKöken "Teşebbüh" kelimesi Arapça kökenlidir. "benzer, misil" anlamlarına gelen "şibh" (ﺷﺒﻪ) kelimesinden türemiştir. Kullanım Alanları Edebiyat: Bireylerin veya toplumların, kendilerine yabancılaşmaları ve başkalarına öykünmeleri bağlamında kullanılır. Sosyoloji: Kültürel taklit, özenticilik ve kimlik sorunu çerçevesinde ele alınır. Dini ve Ahlaki Metinler: Kendi değerlerini terk edip yabancı değerlere yönelme eleştirisiyle kullanılır. Günlük Yaşam: Giyim, konuşma, davranış gibi yüzeysel unsurla
TR
Muhammed Said Alevcan
EgKöken Kelime, Fransızca "varoluşçuluk, varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı" anlamına gelen existentialisme sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Fransızca existence (varoluş, mevcudiyet) kelimesine "+ism" ekinin getirilmesiyle türetilmiştir. Fransızca sözcüğün kökeni ise Latince aynı anlama gelen exsistentia sözcüğüdür. Latince terim, "ortaya çıkmak, zuhur etmek, olmak" anlamındaki exsistere fiilinden türetilmiştir. Bu fiilin kökünde ise "durmak, dikilmek, sıkı durmak, kavi olmak" anlamların
TR
Cemile YAKAÇ

“Her şeyden uzaklaşmak istiyorum.” Dedi bir arkadaşım. Bazen hayat aynı kitabı baştan tekrar okuyormuşuz gibi oluyor. Her okuduğumuzda farklı şeyleri fark ediyoruz ama sonuç hep aynı çıkıyor. Kitaptaki yeni karakterleri belki ikinci okuyuşta fark ediyoruz, belki beşinci... İnsan eline başka bir kitap almak istiyor, alamıyor. Takılı kalmış o kitapta, anlamaya çalışıyor. Kitabın derinine inmek istiyor. Etrafı o kadar karışık ki, kitaba odaklanamıyor bile. Hayat da böyledir işte. Hayatı anlamak ist
TR
Ebrar Sıla Peri

Mekanın Üretimi (Production of Space), 1901-1991 yılları arasında yaşamış olan ve literatürde Neo-Marksist olarak bilinen Fransız düşünür, sosyolog Henri Lefebvre tarafından kent, mekan ve siyaset ilişkilerini radikal bir biçimde çözümlemek amacıyla geliştirilmiş temel bir kuramdır.【1】 Lefebvre’in mekanı fiziksel ve durağan bir boşluk olmaktan çıkarıp toplumsal bir üretim alanı olarak tanımlamasında, 1920-1930 yılları arasında Paris’te edindiği taksi şoförlüğü deneyimi ve 1966-1973 yılları arası
TR
Kadriye Beyza Kirenci

Bıyık Söylencesi, taşrada geçen, bireysel kimlik ile toplumsal beklentiler arasında sıkışan bir adamın “bıyık” simgesi üzerinden anlatılan trajikomik hikâyesini konu alan bir romandır. Eser, toplumsal algıların ve efsaneleşmenin sıradan bir bireyi nasıl dönüştürdüğünü hicivsel bir dille işler. Konu Roman, askerlik görevini tamamladıktan sonra kasabasına dönen Cumali’nin hikâyesini anlatır. Tıraş olma amacıyla berber Ziya’ya giden Cumali, bıyıklarını kestirmek ister. Ancak berber Ziya, bu bıyıkla
TRMehmet Denizhan