Sözlükte “bir şeyin bir başka şey içinde kaybolması, kişinin kendini kaybetmesi” gibi mânalara gelen gaybet, tasavvuf terimi olarak “sâlikin vârid ve ilhamın tesiriyle kendinden geçerek dış dünya ile ilgili şuurunu kaybetmesi” anlamına gelir. “Hazır bulunmak, rahat olmak; yüce makam” anlamlarındaki huzûr ise genel olarak gaybet halinin sona ermesiyle birlikte başlayan uyanıklık durumunu ifade eder. Gaybet halini yaşayan sâlike gāib, huzûr halinde bulunana ise hâzır denilir. Sûfîler, Kur’ân-ı Ker
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “hareket etmek, sarsılmak, taşmak” gibi anlamlara gelen şatah kelimesi, yatağı dar olan bir ırmağın sel ile kenarlarına taşması gibi sûfînin kalbinden taşan ilâhî hakikatleri ifade eder (Serrâc, s. 422, 453). II. (VIII.) yüzyıldan itibaren sûfîler arasında kullanılmaya başlanan şathiyye (çoğulu şatahât/şathiyyât) sûfînin sekr, vecd, cezbe, galebe, inbisat, istiğrak, cem‘, fenâ ve tevhîd-i zâtî gibi kendini kontrol edemediği tasavvufî haller içinde söylediği sözlerdir. Bâyezîd-i Bistâmî,
TRİslam Ansiklopedisi
MüKöken Arapça kökenli bir kelimedir. Arapça ġrḳ kökünden gelmekte olan “gark edilmiş, batmış, boğulmuş” anlamındaki mustaġraḳ (مُسْتَغْرَق ) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Kullanım Alanları Edebiyat ve Şiir: Kişinin duygusal veya zihinsel olarak bir hâle tamamen kapıldığını betimlemek için kullanılır. Günlük Dil: Bir işe, düşünceye veya hâle yoğunlaşmış kişiler için mecaz anlamda tercih edilir. Dinî ve Tasavvufî Metinler: Vecd, tevekkül veya ilâhî aşk gibi hâllere dalmışlık durumlarını ifade et
TR
Hüseyin Durmuş