
Tepegöz, Türk edebiyatının temel eserlerinden biri olan Dede Korkut Kitabı'nda adı geçen önemli bir karakterdir. Adı, eserin sekizinci destani hikâyesi olan “Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Boy” içerisinde 62 defa geçmektedir. Bu boyun konusu, bir kahramanın, yurdu tehdit eden olağanüstü bir varlığı yenerek Oğuz ilini kurtarması üzerine kuruludur. Tepegöz tipinin kökenleri mitolojiktir.Kişiliği ve Fiziksel ÖzelikleriTepegöz, fiziksel görünümüyle tanımlanır; adının anlamı "gözü tepesinde olan" demek
TR
Neriman Çalışkan

Alp Er Tunga, Türk mitolojisi ve erken Türk tarihi anlatıları içinde hem efsanevi hem de tarihî kimlik taşıyan önemli bir figürdür. Adı, Kaşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda yazdığı Dîvânu Lugâti’t-Türk’te geçer ve burada yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda bir hakan olarak yüceltilir. İran mitolojisinde Efrasiyab adıyla tanınan bu karakter, Firdevsi’nin Şehname adlı destanında düşman bir hükümdar olarak betimlenir. Alp Er Tunga, İslamiyet öncesi Türk kültürünün siyasi, askerî ve edebî yapısında
TR
Ufuk Yarar

Türk mitolojisinde ejderha, kökenleri Farsça "Ajdahak" veya "Ajdaha" kelimelerine dayanan ve Türkiye Türkçesinde "evren" anlamını da taşıyan, hem korkunç hem de bereket sembolü olarak çeşitli niteliklere sahip efsanevi bir varlıktır. Kanatlı, ağzından alev çıkarabilen ve uçabilen bu figür, epik metinlerde, masal, efsane ve şarkı gibi sözlü anlatım türlerinde sıkça yer alır.Köken ve İsimlendirmeEjderha kelimesi Farsça kökenli olup İngilizcede "dragon" olarak bilinen bu kelime, Yunanca "drakon" ke
TR
Elif Laçin

Kurttan türeme motifi, eski Türk topluluklarının kökenlerini açıklayan antropogonik mitlerin başlıca örneklerinden biridir. Bu motifte kurt, yalnızca fiziksel bir varlık değil; kutsal, soy kurucu ve koruyucu bir figür olarak değerlendirilmiştir. Göktürklerin Aşina boyunun, savaş sonrası hayatta kalan bir çocuğun bir dişi kurt tarafından büyütülmesiyle devam ettiğine inanılır. Uygur, Hun ve Göktürk geleneklerinde yer bulan bu anlatı, kurdun tanrısal özellikler taşıyan bir varlık olarak kabul edil
TR
Neriman Çalışkan
TüTüreyiş Destanı, Türk milletinin kökenini, yok olmaktan kurtuluşunu ve yeniden çoğalışını anlatan mitolojik ve tarihî bir anlatıdır. Türk kültür tarihi içerisinde “köken miti” olarak değerlendirilen bu destan, yalnızca soyun nasıl başladığını açıklamakla kalmaz; aynı zamanda Türk toplumunun değerlerini, evren anlayışını ve kutsal kabul edilen sembollerini de içinde barındırır. Destan, farklı dönemlerde yaşayan Türk topluluklarının, özellikle Göktürkler ve Uygurların, soykırım gibi felaketlerden
TR
Yahya B. Keskin

Merküt (ayrıca Markut, Bürküt), başta Altay, Yakut ve Kırgız Türkleri olmak üzere Türk halklarının mitolojilerinde yer alan, kartal formunda kutsal bir gök kuşudur. Hem bir ata ruhu hem de şamanlara gök yolculuklarında rehberlik eden kudretli bir varlık olarak kabul edilir. Büyüklüğü ve gücüyle doğaüstü bir konuma sahip olan Merküt, Türk kozmolojisinde yaratılış, soy ve şamanik inançlarla iç içe geçmiş önemli bir semboldür.Mitolojideki Yeri ve ÖnemiMerküt, sıradan bir hayvan figürünün ötesinde,
TR
Mehtap Pamuk

Nardugan Bayramı, bazı Türk toplulukları arasında kış döneminde kutlanan yeni yıl bayramıdır. Yaklaşık olarak 3200 yıldır süregelen bu bayram, güneşin yeniden doğuşunu, gecenin kısalmasını ve gündüzün uzamasını simgeler. Adı, Moğolca “nar” (güneş) ve Türkçe “tugan” (doğan) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olup "yeni Güneş" veya "yeni yılın doğuşu" anlamına gelir. Nardugan doğanın döngüsünü, toplumsal birlik ve bereket dileklerini yansıtan ritüellerle kutlanır.Nardugan Bayramı tari
TR
Nursena Güller
TüBarak, tarih boyunca hem bir tür tüylü av köpeğini tanımlayan sözcük olarak hem de Türk mitolojisinde yer alan bir halk adı olarak kullanılmıştır. Bu kavram, dilsel ve kültürel olarak çeşitli Türk boylarının sözlü ve yazılı kültürlerinde önemli bir yer tutar.Etimoloji ve Dilsel KullanımKökeni hakkında çeşitli görüşler olmakla birlikte, barak kelimesinin Eski Türkçede “çok tüylü köpek” anlamında kullanıldığı bilinmektedir. Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde barak, “çok tüylü kö
TR
Ahmet Eren

The Ergenekon Epic is one of the oral narratives in Turkish mythology that recounts a community’s deliverance from a historical crisis. In the epic, the Turks, after a devastating defeat, take refuge in a mountain-enclosed region, where they regain their strength. Under the leadership of a blacksmith emerging from among them, they eventually leave this region. During their exit, a sacred gray wolf sent by the gods guides the people. The epic symbolizes the rebirth, liberation, and restoration of
EN
Ufuk Yarar

The Wolf-Origin Motif is one of the primary examples of anthropogonic myths explaining the origins of ancient Turkic communities. In this motif, the wolf is not merely a physical being but is regarded as a sacred, ancestral, and protective figure. It is believed that the Ashina clan of the Göktürks continued through a child who survived battle and was raised by a female wolf. This narrative, found in the traditions of the Uyghurs, Huns, and Göktürks, demonstrates that the wolf was accepted as a
EN
Neriman Çalışkan