
Artık teknoloji yalnızca hayatımızı kolaylaştırmıyor; doğrudan bedenimize ve varoluşumuza müdahale ediyor. Yapay zekâ, gen düzenleme teknikleri (CRISPR), kök hücre çalışmaları, klonlama, yapay rahim projeleri ve insanı biyolojik olarak "geliştirme" iddiası taşıyan transhümanist yaklaşımlar… Tüm bu gelişmeler bize tek bir soruyu yeniden sorduruyor: İnsan bu kadar müdahale edebiliyorken, sınır nerede başlamalı? Bu soru yalnızca bilimsel bir mesele değildir. Aynı zamanda ahlaki, felsefi ve metafizi
TR
Veysel Eliş

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi, insanlık tarihindeki en önemli kırılma noktalarından biri olarak değerlendirilmektedir. Bu dönüşüm yalnızca teknik ilerlemelerle sınırlı kalmamakta; aynı zamanda insanın doğası, bilinci ve toplumsal varoluş biçimi hakkında felsefi tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Post hümanizm kavramı, bu tartışmaların merkezinde yer alarak insanı evrenin ayrıcalıklı konumundan çıkarıp onu teknolojik, biyolojik ve dijital ağlarla iç içe geçmiş bir varlık olarak yen
TR
İlker Kutlu

Transhümanizm, insanın biyolojik sınırlarının aşılabileceği ve insan yeteneklerinin bilimsel yöntemlerle geliştirilebileceği görüşüne dayanan bir düşünce sistemidir. Bu bağlamda transhümanizm, insan doğasının durağan olmadığını ve teknolojinin etkisiyle evrimleşebileceğini varsayar. Tarihsel ve Felsefi Temeller Transhümanizmin kökenleri, insan aklının ve bilimin insan yaşamını dönüştürme kapasitesine olan inancının güçlendiği Rönesans ve Aydınlanma dönemlerine dayanmaktadır. Rönesans, Avrupa'da
TR
Akif Taha Külekçi