
Huzur dersleri (tam adıyla: Huzûr-ı Hümâyun dersleri) , Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayına mahsus olarak, padişahın huzurunda ulema tarafından gerçekleştirilen sistemli tefsir müzakereleridir. Bu dersler, İslam tarihindeki "muhâdara" geleneğinin bir devamı olarak, ilim ile siyasetin bir araya geldiği üst düzey entelektüel zeminlerden birini teşkil eder. Padişahın bizzat katıldığı bu meclislerde, Kur'an-ı Kerim ayetleri dilbilgisel, fıkhi ve kelami açılardan tartışılırken, aynı zamanda devletin il
TR
Nursena Şahin
Adını, Allah’ın Hz. İbrâhim’e Kâbe’nin ziyaret edilmesiyle ilgili emrini ihtiva eden 27. âyetindeki “hac” kelimesinden alır. Âyet sayısı ihtilâflı olmakla birlikte genellikle kabul edilen Kûfeliler’in tesbitine göre yetmiş sekiz olup (Muhammed Tâhir b. Âşûr, XVII, 183) fâsılaları ء، ب، ج، د، ر، ز، ط، ظ، ق، م، ن harfleridir. Sûrenin Mekkî veya Medenî olduğu hususunda ihtilâf edilmiştir. Tamamının veya 19-21, 19-22, 39-41. âyetler dışındaki kısmının Mekke döneminde nâzil olduğuna dair rivayetler y
TRİslam Ansiklopedisi
1174 (1760) yılında Fas’ta doğdu. Sahâbî Abbas b. Mirdâs es-Sülemî’nin soyundan geldiği için Mirdâsî nisbesiyle de anılır. Endülüs’e göç eden atalarından Ebû İshak İbrâhim b. Hâc el-Billifîkī ile (ö. 616/1219) bunun torunu Ebü’l-Berekât İbnü’l-Hâc el-Billifîkī de (ö. 771/1370) tanınmış şahsiyetlerdir. Endülüs’ün müslümanların elinden çıkmasından sonra dedelerinden Ebû Abdullah Muhammed Fas’a yerleşti. Aile burada birçok âlim ve yönetici yetiştirdi. İbnü’l-Hâc Fas’ta tahsil gördü. Muhammed b. Has
TRİslam Ansiklopedisi
Mekke döneminde nâzil olmuştur. Muhtevasında Hz. Nûh’un Allah elçisi olarak görevlendirilmesinden ve tebliğ faaliyetlerinden söz edildiği için sûre bu adla anılmıştır. Yirmi sekiz âyet olup fâsılaları ا، م، ن harfleridir. Genellikle Mekkî sûrelerde olduğu gibi Nûh sûresinde de tevhid inancına davet, Allah’a karşı saygılı olma ve risâletini benimseyerek Nûh’a itaat etme konuları işlenir. Nûh kavmine yönelik uyarılar Şuarâ sûresinde de yer almaktadır (26/105-120). Bu sûre aynı zamanda Hz. Nûh’un,
TRİslam Ansiklopedisi
“Doğru yolu bulmak; yol göstermek, rehberlik etmek” anlamındaki hüdâ (hedy, hidâyet) kökünden türemiş bir sıfat olup “yol gösteren, hayır ve mutluluk veren bir hedefe rehberlik eden” mânasına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de birçok yerde Allah’a nisbet edilen hidâyet kavramının kullanılışını göz önünde bulunduran âlimler hâdî isminin mânasını, “insana hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan akıl, muhakeme ve zaruri bilgileri veren; ebedî mutluluğunu sağlayacak mânevî yolu ona gösteren” şeklinde iki no
TRİslam Ansiklopedisi
“Allah’ın ordusu” mânasına gelen Arapça bir tamlamadır. “Asker, ordu; yardımcı ve destekçi kuvvet” anlamındaki cünd, Kur’ân-ı Kerîm’de yedi defa tekil, yirmi iki defa çoğul (cünûd) şekliyle kullanılmıştır. Cünd ve cünûd kelimeleri âyetlerde hem insanlardan oluşan askerî birlik, hem de mecazî olarak müminlere yardım etmeleri için Allah tarafından gönderilmiş mânevî kuvvetler anlamında kullanılmıştır. Özellikle rivayet tefsirlerinde, söz konusu âyetlerde geçen “mânevî askerler”in melekler olduğunu
TRİslam Ansiklopedisi
132’de (749-50) Merv’de doğdu. Bağdat, Kûfe, Basra, Hicaz, Mısır ve Şam’daki âlim ve muhaddislerden ders okudu. Daha sonra Filistin bölgesindeki Askalân’a yerleşti; bu sebeple Askalânî nisbesiyle de anılır. Güvenilir bir râvi olmasının yanında sünnete son derece bağlılığıyla da tanınmaktadır. Hocaları arasında, yanından uzun zaman ayrılmadığı Şu‘be b. Haccâc ile İbn Ebû Zi’b ve Leys b. Sa‘d gibi devrin büyük muhaddisleri vardır. Buhârî, Ebû Dâvûd, İbn Mâce, Nesâî, Taberânî ve Dârimî gibi meşhur
TRİslam Ansiklopedisi
İslâmî kaynaklarda insanlığın atası olması sebebiyle ebü’l-beşer, Kur’ân-ı Kerîm’de (bk. Âl-i İmrân 3/33) Allah’ın seçkin kıldığı kişiler arasında sayılmış olduğundan safiyyullah unvanlarıyla da anılmaktadır. Âdem kelimesinin menşe ve iştikakı tartışmalıdır. Kelimenin Sumer dilindeki adamu (babam), Âsur-Bâbil dilindeki adamu (yapılmış, meydana getirilmiş, ortaya konmuş; çocuk, genç) veya Sâbiî dilindeki adam (kul) kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür (bk. L. Pirot, DBS, I, 87). Bazıları, Âdem
TRİslam Ansiklopedisi
Meşhur müfessir Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî’nin beş oğlundan biridir. 12 Muharrem 1252’de (29 Nisan 1836) Bağdat’ta doğdu ve orada yetişti. İslâmî ilimleri önce babasından, daha sonra Bağdat’ın ileri gelen âlimlerinden tahsil etti. Dinî ilimler yanında edebiyatta da ileri bir seviyeye ulaştı. Çeşitli yerlerde kadılık yaptıktan sonra 1295’te (1878) çıktığı hac yolculuğu sırasında Mısır’ı da ziyaret etti. 1300’de (1883) İstanbul’a gitmek üzere tekrar Bağdat’tan ayrıldı, Suriye ve Anadolu’nun çeşitl
TRİslam Ansiklopedisi
265 (878-79) yılında Bağdat’ta doğdu. Bu tarih, el-Bidâye ve’n-nihâye’de (XI, 259) muhtemelen bir dizgi hatası yüzünden 205 (820-21) olarak geçmektedir. Hatîb el-Bağdâdî’nin tesbit ettiği soy zincirinde sekizinci ceddi olarak görünen ve Abdullah b. Abbas’ın mevlâsı olan Miksem’e nisbetle İbn Miksem diye meşhur oldu. Brockelmann’ın Miksem’i bir yerde doğru okurken diğer bir yerde Muksim diye kaydetmesi (GAL Suppl., I, 328) ve Zehebî’ye ait Târîḫu’l-İslâm’da Mukassim şeklinde harekelenmesi dikkats
TRİslam Ansiklopedisi