
The Divan of Yunus Emre (Yunus Emre Divanı) is a work that compiles the poems of Yunus Emre, a key figure in Turkish Sufi literature. Published by Dergâh Publications, this book contains the poems written in the divan style, reflecting the poet's philosophical world, his Sufi understanding, and the unique language that he blended with the Anatolian folk poetry tradition. Subject The book provides a comprehensive presentation of Yunus Emre’s poems, which contain elements of both Sufi and folk lit
EN
Muhammed Samed Acar

Yağmur, Türk akademisyeni ve şairi Prof. Dr. Nurullah Genç tarafından 1990 yılında kaleme alınan, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ithafen yazılmış, naat türünde bir manzum eserdir. Eser, 1990 yılında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen "Naat-ı Şerif Yarışması”nda birincilik ödülüne layık görülmüştür. Bu eser, divan edebiyatı geleneğindeki naat türünü modern şiir formuyla harmanlaması bakımından Türk edebiyatının önemli naatlarından biri olarak kabul edilir. Yazılış Süreci ve İlh
TR
Ahmet Erdem İşgüdengil

Afet Ilgaz, Türk edebiyatının önemli romancı ve hikâyecilerinden, öğretmen ve yayıncıdır. Çanakkale'de doğup İstanbul'da eğitimini tamamlayan yazar, edebiyat kariyerine 17 yaşında Dünya gazetesinde başlamış ve yaşamı boyunca 30'a yakın esere imza atmıştır. Erken Yaşamı ve Eğitimi Afet Ilgaz (asıl adı Afet Muhteremoğlu), 2 Ocak 1937 tarihinde Çanakkale'nin Ezine ilçesinde, öğretmen Zekeriya Muhteremoğlu ve Ayşe Muhteremoğlu'nun çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının mesleği nedeniyle ilk yılların
TR
Nursena Şahin

Tasavvufî ve geleneksel şiir anlayışıyla tanınan Tuncer, kültür-sanat programları, radyo ve sahne performanslarıyla da geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Hayatı Serdar Tuncer, 16 Ağustos 1978 tarihinde Ankara’da doğmuştur. Eğitimine Ankara Merkez İmam Hatip Lisesi’nde başladı. Lise döneminde medya ile tanıştı; henüz lise son sınıf öğrencisiyken Ankara’da Bayrak Radyosu’nda “Beş Çayı” adlı programla radyo yayıncılığına adım attı. Lise sonrası dönemde üç farklı üniversiteye kayıt yaptırdı; i
TR
Murat Şen

Asaf Halet Çelebi (1907–1958), Türk edebiyatında modern şiiri mistik ve metafizik bir bakışla dönüştüren öncü isimlerden biridir. “İbrahim” şiiri, şairin çağrışımcı üslubu ve dini motifleri bir araya getirerek insanın içsel yolculuğunu, putkırıcı ruhunu ve estetik deneyimini derinlemesine yansıtır. Şiir İbrahim içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı İbrahim güneşi evime sokan kim
TR
Yeşim Can

Bir Dem Gelir, Anadolu tasavvuf edebiyatının önde gelen isimlerinden Yunus Emre’ye atfedilen ve insanın ruhsal hâllerindeki değişimi konu alan manzum bir eserdir. Şiir, Yunus Emre’nin tasavvufî düşünceyi halk diliyle ifade ettiği ilahiler arasında yer almakta olup, sözlü kültür ortamında oluşmuş ve sonraki dönemlerde yazıya geçirilmiştir. Eserde, insanın iç dünyasında zamanla ortaya çıkan farklı hâller, ardışık örnekler ve karşıtlıklar yoluyla dile getirilmektedir. Şiirin Türü Halk Şiiri / Tasav
TRHayrunnisa Kızılırmak
Bûsîrî’nin hacdan döndükten sonra Resûl-i Ekrem’e ve mukaddes beldelere karşı duyduğu şevk ve heyecanını tazelemek üzere yazdığı Ümmü’l-ḳurâ fî medḥi ḫayri’l-verâ adlı kaside redif harfi hemze olduğu için el-Ḳaṣîdetü’l-hemziyye (fi’l-medâʾiḥi’n-nebeviyye) diye tanınmıştır. 455 beyitten oluşan ve aruzun hafif bahriyle kaleme alınan eser şairin kasideleri arasında en uzun olanıdır. Bûsîrî, Ḳaṣîdetü’l-bürde’sinde klasik Arap kaside geleneğine uyarak şiire gazeli hatırlatan bir bölümle (tegazzül/nes
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “hareket etmek, sarsılmak, taşmak” gibi anlamlara gelen şatah kelimesi, yatağı dar olan bir ırmağın sel ile kenarlarına taşması gibi sûfînin kalbinden taşan ilâhî hakikatleri ifade eder (Serrâc, s. 422, 453). II. (VIII.) yüzyıldan itibaren sûfîler arasında kullanılmaya başlanan şathiyye (çoğulu şatahât/şathiyyât) sûfînin sekr, vecd, cezbe, galebe, inbisat, istiğrak, cem‘, fenâ ve tevhîd-i zâtî gibi kendini kontrol edemediği tasavvufî haller içinde söylediği sözlerdir. Bâyezîd-i Bistâmî,
TRİslam Ansiklopedisi
1213’te (1798) Hama-Halep yolu üzerinde bulunan Han (Hân-ı Şeyhûn) köyünde doğdu. Hayatı hakkındaki bilgiler, geniş ölçüde torunu Abdülmecîd b. Muhammed’in el-Ḥadâʾiḳu’l-verdiyye adlı eserinde verdiği bilgilere dayanmaktadır. Babasını küçük yaşta kaybeden Muhammed el-Hânî, Rifâî-Keyyâlî şeyhi Muhammed el-Keyyâlî’nin kızı olan annesiyle birlikte Hama’ya gidip öğrenimini burada sürdürdü. Altı yıl kadar Fâris adlı bir zatın sohbetlerine devam ettikten sonra Kādirî şeyhi Muhammed Geylânî’ye intisap
TRİslam Ansiklopedisi
Antalya Elmalı’da doğdu. Adı Yûsuf, babasının adı İbrâhim’dir. Bazı eserlerde adının Muhammed şeklinde verilmesi (meselâ bk. Ayvansarâyî, vr. 46a; Osmanlı Müellifleri, I, 85) yanlıştır. Şiirlerinde mahlas olarak hem “Ümmî Sinan”ı hem “Sinân-ı Ümmî”yi kullanmasından dolayı kaynaklarda her iki mahlasıyla da yer almış, bu farklı adlandırma günümüze kadar devam etmiştir. Vakıf muhasebe defterlerinde kendi adıyla anılan camiyi (Şeyh Ümmî Sinan Camii; BA, Nezaret Sonrası Evkaf Defterleri [EV], nr. 150
TRİslam Ansiklopedisi