
Tarihin akışını değiştiren devletler, genellikle en zor coğrafyalarda, en büyük sınavları vererek yükselirler. Selçuklular, sadece bozkırın askeri disipliniyle değil, İslam dünyasının hamiliğini üstlenerek ve köklü bir devlet geleneği inşa ederek tarih sahnesinde silinmez bir iz bırakmışlardır. Peki, bu devasa yapıyı zirveye taşıyan ve kaçınılmaz sona sürükleyen neydi? İslam Dünyasının Koruyucu Kalkanı Selçuklular, daha Malazgirt’e varmadan önce İslam dünyasının siyasi ve itikadi birliğini sağla
TR
Mustafa Cem İnci
EsSanat ve estetik algısı, erken yaşlarda estetik uyarılara maruz kalmakla başlar. Sanat, beslendiği gelenek yoluyla devamlılığını sağlar, ancak hayatiyetini zamanın ruhuyla özdeşleştiğinde kazanır. Anadolu coğrafyası, tarihsel süreç boyunca çok katmanlı medeniyet tasavvurlarına ev sahipliği yapmış olmasına karşın; son yüzyılda sanatsal ve entelektüel üretim bağlamında bir durağanlık evresine girmiştir. Bu noktada, benim Uzak Doğu’daki yaşamım sonrası gerçekleşen İstanbul merkezli farkındalık, şeh
TR
Günseli Kato
TaTapestry, geleneksel dokuma teknikleri kullanılarak yapılan resimsel dokumalara verilen addır. Geleneksel halı ve kilim dokumacılığından farklı olarak işlevsel bir ürün sunmamakta, dekoratif duvar halıları sınıfına girmektedir. Tarihçe İnsanlık tarihinin en eski üretim alanlarından biri olan dokuma, yolculuğuna işlevsel bir üretim pratiği olarak başlamış olsa da zamanla estetik bir ifade aracına dönüşmüştür. Bu dönüşümün en önemli örneği olan tapestry sanatı, yalnızca teknik ustalığın temsili ol
TR
Nagihan Eren
CiKöken Cihanşümul kelimesi, Farsça cihān (جهان) “dünya, âlem” ve Arapça şumūl (شمول) “kapsama, içine alma” sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Cihān, Orta Farsça gēhān kökünden gelir ve “yeryüzü, dünya” anlamındadır. Şumūl ise Arapça şml kökünden türemiştir ve “kucakladı” anlamındaki şamala شَمَلَ fiilinin fuˁūl vezninde masdarıdır. Dolayısıyla “cihanşümul”, “dünyayı kapsayan, evrensel” anlamını taşır. Kullanım Alanları Edebî dil: Evrensel ölçekte değer taşıyan düşünceler, sanat ve eserleri i
TR
Tuğba Aygün
AvKöken Avrupa sözcüğü, İtalyanca Europa sözcüğünden alınmıştır. Bu sözcük Latince Europa’dan türemiştir ve Eski Yunanca Europḗ (Εὐρώπη, “Batı diyarı”) kökenine dayanmaktadır. Daha derin etimolojik köken Aramice-Süryanice ˁrēbā (ערבא, “gün batımı, Batı”) sözcüğüne uzanır; bu sözcük Akatça erēbu ile eş kökenlidir. Sözcüğün tarihsel kullanımı, Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye (1521) eserinde “iklim-i Evropa” olarak tespit edilmiştir. Kullanım Alanları Coğrafya: Avrupa kıtasını ve coğrafi sınırlarını bel
TRAyşe İkbal Özsakın

Evet, başlık ilk bakışta kışkırtıcı ve hatta garip gelebilir. Ancak bu cümle yalnızca Osmanlı'nın son dönemlerine değil, aslında tarih sahnesine çıktığı erken fetih yıllarına kadar uzanan bir Avrupa refleksinin özetidir. Osmanlı Devleti henüz Anadolu’daki beyliklerden biri iken bile, Balkanlara adım attığında, Avrupa'nın siyasi ve dinî yapısında derin bir tedirginlik yaratmıştır. Bu tedirginlik ilerleyen yüzyıllarda bir dizi Haçlı Seferi niteliğinde askerî müdahaleye, ittifaklar kurmaya ve doğud
TR
Mustafa Cem İnci

Tarih sahnesinde sıkça karşımıza çıkan Haçlı Seferleri, sadece kanlı savaşlar ve işgallerle değil, aynı zamanda toplumsal, siyasal ve kültürel etkileriyle de derin izler bırakmıştır. Genellikle Batı dünyasının kutsal topraklara (Kudüs ve çevresi) yönelik askerî seferleri olarak bilinen bu hareketler, aslında İslam dünyası açısından da birçok önemli sonucu beraberinde getirmiştir. Bu yazıda, Haçlı Seferleri'nin genellikle göz ardı edilen ama son derece kritik olan “birlik etkisi” üzerinde duracağ
TR
Mustafa Cem İnci
LiKöken Linç kelimesi, Türkçeye İngilizce “kalabalık eliyle yargısız infaz” anlamındaki lynch sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük, İngilizcedeki Lynch's law (Lynch kanunu) deyimine dayanır. Deyim, 18. yüzyılda Amerika'nın Virginia eyaletinde, suçluları veya İngiliz yandaşlarını mevcut yasalara bakmaksızın kendi yöntemleriyle yargılayıp infaz eden Yargıç Charles Lynch'in (bazı kaynaklara göre ise William Lynch'in) adından türetilmiştir. Kullanım Alanları Toplumsal Şiddet: Bir grubun veya kalabalığın
TR
Tuğba Aygün

"Pabucu dama atılmak" deyimi, bir kişinin yerini ya da önemini kaybetmesi, onun yerine başka birinin geçmesi anlamına gelir. Bu deyim, genellikle bir eşyanın yerine daha iyisi geldiğinde ya da bir işte daha başarılı birisi ortaya çıktığında kullanılır. 👟 Nereden Gelir? Bu deyimin kökeni, çok eski zamanlara, ayakkabıcıların lonca adı verilen meslek birliklerine dayanır. O zamanlar, bir ayakkabı tamircisi müşterisinin ayakkabısını zamanında veya iyi yapamazsa, loncadaki diğer ustalar bu ayakkabıy
TR
Nida Üstün

"Çivi çiviyi söker" sözü, bir sorunu veya sıkıntıyı, ona benzer başka bir sorun veya durumla çözmeye çalışmak anlamına gelir. Tıpkı bir tahtaya çakılı çiviyi, başka bir çiviyle vurarak çıkarmak gibi, bir zorlukla mücadele ederken onunla aynı türden bir yöntem kullanmaktır. Bu deyim, bazen kötü bir durumu, daha kötü bir durumla düzeltmeye çalışırken de kullanılır. Nerden Gelir? Bu deyimin kökeni, marangozların veya demircilerin günlük işlerinden gelir. Tahtaya yanlış çakılmış veya sıkışmış bir çi
TR
Nida Üstün