
Kırmızı Buğday, Ege Bölgesi sözlü kültür geleneği içerisinde yer alan ve Millî Mücadele yıllarıyla ilişkilendirilen bir halk türküsüdür. Eser, tarihî bir olay ve yerel direnişçi Ali Osman Efe etrafında şekillenmiş; sözlü aktarım sürecinde farklı varyantlar kazanarak iki ayrı nüsha hâlinde günümüze ulaşmıştır. Hem tarihî anlatı unsurları hem de aşk-sevda teması içeren türkü, repertuvar kayıtlarıyla belgelenmiş halk müziği örneklerinden biridir.Türkünün SözleriI. NüshaKırmızı buğday ayrılmıyor had
TR
Elif Laçin

Giresun’da meydana gelen ve Eşref Gedikali’nin ölümüyle sonuçlanan cinayet olayı etrafında şekillenen Eşref Bey Türküsü, sözlü kültür ortamında yakılan ağıtların zamanla kalıplaşarak türkü formuna dönüşmüş örneklerinden biridir.Olayla İlgisiEşref Bey Türküsü, Giresun’un Piraziz ilçesinde doğan ve Gedikalizade ailesine mensup olan Eşref Gedikali’nin öldürülmesiyle doğrudan ilişkilidir【1】. Giresun merkezde Camlı Sokak’ta (günümüzde Fatih Caddesi) abisiyle birlikte fındık fabrikası işleten Eşref Ge
TR
Ayşenur Doğan

"Türkülerde Yaşayan Şehir: Erzurum", İsmail Bingöl tarafından kaleme alınmış ve Dergâh Yayınları'nın "Erzurum Kitaplığı" serisi kapsamında yayımlanmış, Erzurum şehrinin kültürel kimliğini, insanını, mimarisini ve dilini türküler aracılığıyla ele alan deneme ve inceleme kitabıdır. Eser, şehrin değişen yüzü karşısında "duyarlı, vefalı bir kalemin yazıları" olarak, Erzurum'a duyulan derin bir sevgiyi ve kültürel bir sorumluluğu yansıtır. İlk baskısı 1999'da yapılan kitap, 345 sayfadan oluşmakta ve
TR
Muhammed Samed Acar

🔍 “Azıcık aşım, kaygısız başım”: Peki ama nedir bu sözler?Atasözleri, uzun yıllar boyunca toplumların yaşadığı deneyimlerin birikimiyle oluşmuş, öğüt verici, kalıplaşmış ve kısa halk sözleridir. Genellikle olayların sonucunu bildirir ve bir hayat kuralı dile getirir. Kim tarafından söylendiği bilinmez, halk arasında doğar ve kuşaktan kuşağa aktarılır.(Yapay zeka ile oluşturulmuştur.)" image-alternate="" image-element-format="right">Atasözleri Ne Zamandan Beri Var?Atasözlerinin geçmişi yazıda
TR
Zozan Demirci

Ağıt, genellikle bir ölümün ya da insanları derinden etkileyen acı ve üzücü bir olayın ardından söylenen halk türküsüdür. Ağıtlarda insanlar yaşadıkları üzüntüyü, korkuyu ve çaresizliği ezgili sözlerle dile getirir.Ağıtlar, geçmişte yaşanan olayları hatırlatır ve toplumun duygularını yansıtır. Bu nedenle çocukların kültürünü, tarihini ve geleneklerini tanıması açısından önemlidir.Ağıt Ne Anlatır?Ağıtlar çoğunlukla ölüm üzerine söylenir. Bunun yanında hastalık, savaş, ayrılık ve büyük felaketler
TR
Nursena Güller

Deyim Nedir?Deyim, bir düşünceyi kısa, etkili ve çoğunlukla mecazlı biçimde anlatan kalıplaşmış söz öbekleridir. Deyimler, günlük yaşamda sık kullanılır ve olayları ya da duyguları çarpıcı bir dille ifade eder. Genellikle gerçek anlamından farklı bir anlam taşırlar.Örneğin, “ağzı kulaklarına varmak” demek, gerçekten ağzın oraya varması değil, çok mutlu olmak anlamındadır.Deyimlerin Kaynağı: Sözlü Kültür ve Hayatın İçinden Gelen DilDeyimler, sözlü halk kültüründe doğmuştur. İnsanların gözlemleri,
TR
Zozan Demirci
MeMeyhanacılık, seçilmiş ya da sunulmuş bir kafiyede (ayakta) birkaç kişinin doğaçlama olarak, hece veya aruz vezniyle ve ritim eşliğinde şiir söylemesi esasına dayanan sözlü icra sanatıdır. Meyhanalarda hiciv ve mizah öne çıkar. Parçaların başında verilen iki mısra dinleyici tarafından nakarat olarak tekrarlanır.İcracının “rastgele verilen bir kafiye üzerinde, belli ölçü ve kurallara bağlı kalarak irticalen söyleme” kudreti, geleneğin ayırt edici niteliğidir. Meyhana, Azerbaycan sözlü halk edebiy
TR
Duygu Şahinler
MeKökenMenkıbe, Türkçeye Arapça manḳaba(t) (مَنْقَبة) sözcüğünden geçmiş olup, anlamı zamanla “bir kimsenin erdemli, olağanüstü veya ibretlik yönlerini anlatan hikaye”, yani kutsal ya da büyük kişilere atfedilen anlatı haline gelmiştir. Bu sözcük, Arapça naḳaba (نَقَبَ) fiilinden türetilmiştir. Naḳaba, “delmek, geçmek, bir engeli aşmak” anlamına gelir. Bu fiilden türeyen manḳaba(t), aslında “dar geçit, aşılması güç yol” anlamını taşır. Sözcüğün anlamı zamanla soyutlaşarak, bir kişinin aşılması güç
TRÖmer Köse

Kürsübaşı geleneği, özellikle Elazığ ve çevresinde gözlemlenen, sözlü halk anlatıları, müzik ve sohbet unsurlarının bir araya geldiği bir kültürel pratik olarak tanımlanabilir. Bu uygulama, kış mevsimlerinde bir ev ya da odanın içinde, soba veya ocak etrafında bir araya gelen bireylerin oluşturduğu bir toplumsal etkileşim alanı sunmaktadır. Söz konusu uygulama, geleneksel sözlü kültür unsurlarının aktarıldığı, toplum içi iletişimin sürdürüldüğü ve belirli sosyal rollerin pekiştirildiği bir yapıd
TR
Sümeyye Akkanat Terzioğlu