
Destar; a term referring to thin fabrics such as muslin or fine cloth wrapped over headgear like fezzes, sikke, or kavuk. Literally meaning "wrapping" or "head covering," the destar in Ottoman social structure and especially within Sufi tradition was not merely an ordinary garment element; it became a powerful symbol representing an individual’s social status, scholarly rank, position within the order, and spiritual station. Physical Characteristics, Structure, and Material The primary material
EN
Kadriye Beyza Kirenci
Halvetiyye tarikatının dört ana kolundan (Cemâliyye, Ahmediyye, Rûşeniyye, Şemsiyye) Cemâliyye’nin bir şubesidir. II. Bayezid devrinde İstanbul’a gelip kendisine tahsis edilen Kocamustafapaşa Dergâhı’nda irşad faaliyetine başlayan Cemâl-i Halvetî tarafından kurulan Cemâliyye, Sünbüliyye ve Şâbâniyye adlı iki büyük kola ayrılmıştır. Cemâl-i Halvetî’nin halifelerinden Sünbül Sinan’a nisbet edilen Sünbüliyye, İstanbul merkezli bir tarikat olma özelliği taşırken seyrüsülûkünü Bolu’da Cemâl-i Halvetî
TRİslam Ansiklopedisi
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde dünyaya geldi. Hayatına dair bilgilerin önemli bir kısmı, Şâbân-ı Velî Dergâhı’nın beşinci şeyhi Ömer Fuâdî’nin Menâkıb-ı Şerîf-i Pîr-i Halvetî Hazret-i Şa‘bân-ı Velî adlı eserine dayanmaktadır. Ömer Fuâdî doğum tarihi hakkında bilgi vermez. Son dönem kaynaklarında doğumu için 902 (1497) (Ozanoğlu, s. 6) ve 905 (1499-1500) (Hüseyin Vassâf, III, 512) yılları zikredilmektedir. Yakın döneme ait bir Şâbânî icâzetnâmesindeki kayda dayanarak 886’da (1481) dünyaya geldi
TRİslam Ansiklopedisi
Antalya Elmalı’da doğdu. Adı Yûsuf, babasının adı İbrâhim’dir. Bazı eserlerde adının Muhammed şeklinde verilmesi (meselâ bk. Ayvansarâyî, vr. 46a; Osmanlı Müellifleri, I, 85) yanlıştır. Şiirlerinde mahlas olarak hem “Ümmî Sinan”ı hem “Sinân-ı Ümmî”yi kullanmasından dolayı kaynaklarda her iki mahlasıyla da yer almış, bu farklı adlandırma günümüze kadar devam etmiştir. Vakıf muhasebe defterlerinde kendi adıyla anılan camiyi (Şeyh Ümmî Sinan Camii; BA, Nezaret Sonrası Evkaf Defterleri [EV], nr. 150
TRİslam Ansiklopedisi
Horasan Selçukluları’nın son zamanlarında, büyük bir ihtimalle 537-540 (1142-1145) yılları arasında Nîşâbur’da dünyaya geldi. Eczacılık ve tıp ile meşgul olduğu için “Attâr” lakabını aldı ve bu lakapla meşhur oldu. Çocukluk ve gençlik devresi hakkında kaynakların verdiği bilgiler çok farklı ve yetersizdir. Ancak eserlerinden, gençliğinde bir taraftan attarlıkla uğraştığı, diğer taraftan da ilim tahsil ettiği, tasavvufî bilgiler edindiği ve çeşitli şeyhlere hizmet ettiği anlaşılmaktadır. Kendisi,
TRİslam Ansiklopedisi
Adını Bâyezîd-i Ensârî’nin “Pîr-i Revşen” (aydınlığın pîri) lakabından almaktadır. Ancak Seyyid Ali Tirmizî, Ahund Dervîze ve Molla Muhammed Asgar’ın başını çektiği dinî muhalifler grubu ile Revşenîler’i siyasî bir tehdit olarak gören Bâbürlü tarihçileri onu “Pîr-i Târîk” (karanlığın pîri), taraftarlarını da “Târîkiyân” diye adlandırmıştır. Kendisini teftiş eden Kâbil Kadısı Kādî Han’a verdiği cevapta Üveysî olduğunu, Hz. Peygamber’in doğrudan mânevî terbiyesiyle kemale erdiğini söyleyen Bâyezîd
TRİslam Ansiklopedisi

Destar; fes, sikke veya kavuk gibi başlıkların üzerine sarılan tülbent ya da ince kumaşlara verilen isimdir. Sözlük anlamı itibarıyla "sarık" veya "başlık" demek olan destar, Osmanlı toplumsal yapısında ve özellikle tasavvuf geleneğinde yalnızca sıradan bir kıyafet unsuru olarak kalmamış; kişinin sosyal statüsünü, ilmi derecesini, tarikat içindeki konumunu ve manevi makamını gösteren güçlü bir sembol hâline gelmiştir. Fiziksel Özellikleri, Yapısı ve Malzemesi Destar yapımında kullanılan temel ma
TR
Kadriye Beyza Kirenci
Sözlükte “dürüp bükmek; mesafe katetmek, geçip gitmek” anlamlarındaki tay (tayy) kelimesi tasavvufta uzak bir yere bir anda gitmek, an içinde çok uzun bir zaman yaşamak, aynı anda birden fazla yerde bulunmak gibi olağan üstü durumları belirtmek için kullanılır. Kavramın mekânla ilişkisi “tayy-i mekân, bast-ı mekân”, zamanla ilişkisi “tayy-i zaman, neşr-i zaman, bast-ı zaman” şeklinde ifade edilir. Kur’an’da iki yerde geçen tay, kıyamet günü göklerin Allah’ın kudret eliyle dürüleceğini beyan etme
TRİslam Ansiklopedisi
Tosya’nın Bansa köyünde doğdu. Babası Çoban Ali, oğlunun daha iyi yetişmesi için Tosya’ya taşındı. Medrese ilimlerini tahsil ederken Halvetiyye tarikatı şeyhlerinden Ahmed Efendi’nin sohbetlerine devam etmeye başlayan İsmâil Rûmî, bir gece rüyasında Abdülkādir-i Geylânî’yi görerek onun mânevî işareti üzerine Bağdat’a gitmek üzere yola çıktı. Bağdat’a ulaşınca Kādiriyye’nin merkez dergâhına gidip dergâhın postnişini Bağdat nakîbüleşrafı Seyyid Feyzullah Efendi’ye kendini tanıttı. Bir müddet sonra
TRİslam Ansiklopedisi
Dağıstan’ın Tabasaran bölgesindeki Rükkâl şehrinde doğdu. Asıl adı Ahmed’dir. Tasavvufî mizacı dolayısıyla Üveysî nisbesini aldı; İstanbul’da daha çok Dağıstânî nisbesiyle tanındı. İlk tahsilini Nakşibendî-Müceddidî şeyhlerinden babası Seyyid Mehmed Saîd er-Rükkâlî’den yaptı. 1861’de babası ile birlikte hacca gitti. Aynı zamanda şeyhi olan babasının Mekke’de ölümü üzerine (1870) Medine’ye geçti. Daha sonra Mekke yakınlarında oturan Halil Hamdi Paşa ile yaptığı bir görüşmenin ardından İstanbul’a
TRİslam Ansiklopedisi