ArŞemseddin Sami denince çoğumuzun zihninde hemen “makbul” bir aydın silueti belirir. Türkçeye omuz vermiş, sözlük ve dil çalışmalarıyla anılmış, kanonik anlatıda neredeyse “Türkçülük” hanesine yazılmış bir isim. Ne var ki edebî metinler, özellikle de geç Osmanlı ikliminde kaleme alınmış olanlar, çoğu zaman yalnızca “anlattıkları”yla yetinmez; asıl maharetlerini, sözü doğrudan söylemek yerine üstü kapalı biçimde ima ettikleri ikinci katmanda sergilerler. Tıpkı Şemseddin Sami'nin Besâ Yahud Ahde Ve
TR
Duygu Şahinler
1 Haziran 1850’de Yanya (Janinë) vilâyetinin Ergiri (Gjirokastra) sancağına bağlı Pırmeti kazasının Fraşiri (Frashëri) köyünde doğdu. Arnavutça literatürde daha çok Sâmi Frashëri olarak tanınmıştır. Babası Hâlid Bey ile büyük babası Durmuş Bey, Berat’tan Fraşiri’ye gelip yerleşmiş timar beyleri neslinden, annesi Emine Hanım ise Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devri ileri gelenlerinden İmrahor İlyas Bey’in soyundandır. İlk öğrenimine başladığı Fraşiri’de Kalkandelenli Mahmud Efendi’den Arapça
TRİslam Ansiklopedisi