ArŞemseddin Sami denince çoğumuzun zihninde hemen “makbul” bir aydın silueti belirir. Türkçeye omuz vermiş, sözlük ve dil çalışmalarıyla anılmış, kanonik anlatıda neredeyse “Türkçülük” hanesine yazılmış bir isim. Ne var ki edebî metinler, özellikle de geç Osmanlı ikliminde kaleme alınmış olanlar, çoğu zaman yalnızca “anlattıkları”yla yetinmez; asıl maharetlerini, sözü doğrudan söylemek yerine üstü kapalı biçimde ima ettikleri ikinci katmanda sergilerler. Tıpkı Şemseddin Sami'nin Besâ Yahud Ahde Ve
TR
Duygu Şahinler
TuŞemseddin Sami is a name that immediately evokes in most of our minds the silhouette of an esteemed intellectual. He is remembered for his contributions to the Turkish language, through his dictionaries and linguistic studies, and is nearly enshrined in the canonical narrative under the heading of "Turkism." Yet literary texts, especially those written during the late Ottoman period, rarely content themselves with merely what they narrate; their true artistry lies in the second layer, where mean
EN
Duygu Şahinler