Sözlükte “hareket etmek, sarsılmak, taşmak” gibi anlamlara gelen şatah kelimesi, yatağı dar olan bir ırmağın sel ile kenarlarına taşması gibi sûfînin kalbinden taşan ilâhî hakikatleri ifade eder (Serrâc, s. 422, 453). II. (VIII.) yüzyıldan itibaren sûfîler arasında kullanılmaya başlanan şathiyye (çoğulu şatahât/şathiyyât) sûfînin sekr, vecd, cezbe, galebe, inbisat, istiğrak, cem‘, fenâ ve tevhîd-i zâtî gibi kendini kontrol edemediği tasavvufî haller içinde söylediği sözlerdir. Bâyezîd-i Bistâmî,
TRİslam Ansiklopedisi

“Çıktım erik dalına” diye başlayan şathiye, Yûnus Emre’ye nispet edilen ve tasavvufî sembollerle kurulmuş yapısı nedeniyle klasik şerh geleneğinde en fazla açıklanan metinlerden biridir. XIII. yüzyılda İslami anlayışla şekillenen dünya görüşünü, aşk ve insan telakkisini Türkçe şiirle dile getiren Yûnus’un bu şiiri, şerh geleneğinde ayrı bir yer işgal etmiştir. Şathiye türündeki bu manzume, görünüşte mantık dışı, gündelik tecrübeyle uyuşmayan imgelerle kurulmuş, ancak tasavvufî literatürde remiz
TR
Burak Enes